KKTC Yeniden Susuzluğa mı Terk Ediliyor..? - ADEM AKÖL

2 Haziran 2020 Salı 01:34

Hatırlayacaksınız, bundan neredeyse 5 yıl önce; 17 Ekim 2015 tarihinde, dünyada eşi benzeri olmayan bir yöntemle imal edilmiş dev bir proje hayata geçirilmişti... ‘Asrın Projesi’ diye isimlendirilmişti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini susuzluktan kurtaran bu övünç kaynağı çalışma.

1974 Mutlu Barış Harekatı’ndan sonra, nüfusu hızla artan KKTC’nin su kaynakları, küresel ısınmanın da etkisi ile tükenme noktasına gelerek; ağıza bile alınamayacak kadar tuzlu olan suyu, kullanma zorunda kalmıştı halk, yıllarca.

Birçok alanda olduğu gibi, imdada yetişen yine Türkiye Cumhuriyeti oldu... Tankerlerle ve balonlarla deniz yolundan su taşınmaya başlandı KKTC’ye... Ancak taşıma suyla değirmenin dönmiyeceği aşikardı... Uzun yıllar hizmet edebilecek, kalıcı bir çözüm bulmak için çeşitli düşünceler oluşturuldu... Bunların içerisinde en fizibıl olanı, Türkiye’den KKTC’ye boruyla su taşıma düşüncesi idi... Uzun süren çalışmalar sonucunda projelerin hazırlanmasının hemen ardından; hem Türkiye, hem de KKTC tarafında suyu depolaycak barajlar inşa edildi.

Düşüncenin en can alıcı kısmı; suyu taşıyacak olan boruların, derin denizlerde nasıl döşeneceğine dair teknik yöntem idi... Sığ sularda, boru geçişleri dünyanın birçok yerinde daha önce çok uygulanmıştı... Ancak derinliği 1 kilometreyi aşan sulardan boru geçirmek; hem maliyetli, hem de sanıldığı kadar kolay olmayacaktı.

Türk mühendisleri çözümü bulmuştu bile... Deniz derinliği 20 metreye kadar olan sularda, borular gömülü; deniz derinliği 280 metreye kadar olan sularda borular deniz tabanına ankrajlanarak geçirilebilecekti... 280 metreden derin sularda ise, daha önce hiç denenmemiş bir yöntemle; boruları deniz yüzeyinden 250 metre derinlikte askı sistemi ile döşemenin tekniği geliştirildi.

Mersin’in Taşucu Seka limanında, Fırat Plastik Firması tarafından kurulan fabrikada ilk borular üretilmeye başlandı 19 Kasım 2012 tarihinde... Montaj işini de; Malezya’dan Sigur Ros ile Türkiye’den Kalyon İnşaat ile Kutay İnşaat firmaları üstlendi.

Dünyanın ilgi ile takip ettiği 3 yıl süren özverili bir çalışma sonucunda, 80 kilometrelik Taşucu-Girne arası deniz geçişine, 160 santim çapında ve 500 metre uzunluğundaki yüksek densiteli plastik borular imal edilerek, büyük bir başarı ile döşendi.

KKTC, 17 Ekim 2015 tarihinde yeni bir milad yaşıyordu... Uzun yıllar süren susuzluktan kurtulmuştu artık... Anadolu’nun bağrından çıkan, yılda 75 milyon ton su, kesintisiz olarak akmaya başladı topraklarına.

Gelen suyun yarısı; içme, kullanma ve sanayide; diğer yarısı ise verimli toprakları sulamak için planlandı... İsale hatları tamamlanarak, halk temiz ve kesintisiz suya kavuşturulurken, sulama sistemi için çalışmalara başlandı.

Dünyanın Koronavirüs ile tanışmaya başladığı dönemde, 9 Ocak günü; Taşucu’nun 10 kilometre açıklarında, deniz yüzeyinde bir cisim tesbit edilir... Görülen cisim, KKTC’ye su taşıyan borulardan birinin yüzeye çıkmış kısmı ve onun şamandırası idi.

Birkaç gün içerisinde Dokuz Eylül Üniversitesi, konu ile ilgili bir rapor hazırlar... Hazırlanan raporda “bölgede olağanüstü bir deprem ve tsunami gibi doğal hareketlerin olmadığı, deniz altındaki akıntıların da böyle bir hasarı oluşturamayacağı” vurgulanır.

Ardından, sabotaj ihtimalleri üzerinde durulur... Bölgede balık avlayan ve ağlarını 400 metre derinliğe kadar brakabilen gırgır tipi balıkçı teknelerinin hasar verebileceği düşünülür... Ancak proje sahibi DSİ (Devlet Su İşleri), 15 Ocak tarihinde yayınladığı basın açıklaması metninde; hasarın deniz dibinde meydana gelen dip dalgası sebebi ile oluştuğunu iddia eder. Askılı sisteme geçişteki ilk borunun, askı kancasından kurtularak su yüzüne çıktığı ve diğer 3 boruya da zarar verdiği açıklaması yapılır.

Yapılan açıklamalara göre, olayda sabotaj yok; bölgede deprem gibi hareketler yok; balıkçı ağlarının takılmış olma ihtimali de yok... Peki, arızanın deniz altındaki hareketlerden oluştuğu iddia ediliyorsa; o zaman bu işin sorumlusu projeyi yapan ile imalatı yapanlar değil mi? ‘Asrın Projesi’ diye adlandırdığımız böyle bir işte, deniz altındaki hareketlerin sisteme etkisinin yeterince dikkate alınması ve imalatın da ayni hassasiyetle yapılmış olması gerekmiyor muydu?

Covid-19 illeti, Asrın Projesi’nde meydana gelen arızanın giderilmesi ile ilgili sürecin çok yavaş seyretmesine neden olur... Fırat Plastik Firması ile, hasar görmüş boruların yerine yenilerinin imal edilmesi yönünde anlaşma yapılır... Ancak montaj işlemleri için henüz ihaleye çıkılmadığı haberi; KKTC’de yeniden susuz bir dönemin başlayabileceğinin işaretini verir.

KKTC’deki Geçitköy barajında, ancak Temmuz sonuna kadar yetecek suyun olduğu gerçeğini dikkate alarak; durumun ciddiyetini fark edip, sorunu bir an önce çözmek gerekmektedir... Yapılan açıklamalarda, Temmuz başında montaja başlanıp; barajdaki su sıfırlanmadan, sisteme yeniden su verilmeye başlanacağı iddia ediliyor... Buna karar vermek için niye bu kadar süre beklendiğini anlamak imkansız... 15 Yıl, yapım garantisi altında olan bir projenin muhatapları, arızanın hemen akabinde harekete geçirilemez miydi?

Hesaplanamayan sorunlar yüzünden montajın gecikebileceği ihtimali göz ardı ediliyor... Nitekim KKTC Başbakanı yaptığı bir açıklamada; arızanın Temmuz’a kadar giderilememesi durumunda, KKTC’nin su sıkıntısı içine gireceğini söylüyor... İyi de arızanın meydana geliş tarihinden bu yana tamı tamına 5 ay geçmiş Sayın Başbakan; Covid-19 ile uğraşırken bu sorunun çözümü de takip edilemez miydi? Sıradan bir vatandaş gibi hayıflanmanın ne faydası var ki..?

Günün Sözü

Başarının ölçüsü zor bir problemle uğraşmak zorunda kalmanız değil, problemin geçen yıldan kalmış olmasına bağlıdır.

1950’lerin ABD başkanı Eisenhower’in Dışişleri Bakanı John Foster Dulles’in bizi düşünceye sevkedecek zekice dile getirilmiş sözleri: Bugün çözülmeyen problemin, zaman geçtikçe bir sorun yumağı haline gelip daha çok zorlaşacağını vurguluyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI