Kolay Gelinmedi 20 Temmuz’a - ADEM AKÖL

21 Temmuz 2020 Salı 09:41

Yapılan kazılar sonucunda, Kıbrıs’ta insan yerleşiminin M.Ö. 10 bin yıllarına kadar uzandığı tesbit edilmiştir... İlk yerleşimcilerin Anadolu’dan daha sonra da Suriye, Lübnan ve Filistin’den geldiği tahmin edilir.

Bakır madeninin M.Ö. 3 bin yıllarında keşfedilmesinden sonra daha cazip hale gelir Kıbrıs Ada’sı... Sabit yerleşim mekanları oluşmaya başlar... M.Ö. 1500 yıllarına kadar bağımsız olarak yaşayan Kıbrıs halkı, bu tarihten sonra Hitit’lerin egemenliği altına girer.

Çeşitli dönemlerde Fenikeliler, Asurlular, Mısırlılar, Persler, Yunanlılar ve Romalılar tarafından yönetilen Kıbrıs Adası’na; M.S. 5. yüzyıl başlarında Bizans İmparatorluğu hakim olur... Kıbrıs Ortodoks kilisesinin kuruluşu bu tarihten sonra gerçekleşir... İslam dininin yayılması ise M.S. 7. yüzyılda başlayan Arap akınları ile mümkün olur.

Araplar ve Bizanslılar tarafından ortak yönetilir Kıbrıs Adası 800’lü yıllara kadar... Araplar çekildikten sonra, 400 yıl Bizans toprağı olarak kalır... Bizanslılar’dan sonra 300 yıl boyunca Lüzinyanlar tarafından idare edilen ada, 1489 yılında Venedikliler’e satılır.

Adanın stratejik önemini ve orada yaşayan Ortodoks nüfusun yakarışlarını dikkate alan Osmanlı İmparatorluğu, 1571 yılında fetheder Kıbrıs’ı... Ardından çıkarılan bir padişah fermanı ile Karaman ilinden gönderilen Türkler’in iskan edilmesi sonucunda, Müslüman nüfusta hatırı sayılır artış meydana gelir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun hızla gerilediği döneme denk gelen 1878 yılında İngilizler’e kiralanır Kıbrıs, ancak 1. Dünya Harbi’ne katılan Osmanlı’nın elinden adayı almak zor olmaz... 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Anlaşması çerçevesinde Kıbrıs Adası resmen İngiltere’ye brakılır.

İngilizler’in yönetiminde şımartılan Rumlar, 1931 yılından itibaren Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak (Enosis) için örgütlenirler... Ortodoks Kilisesi, 1950 yılında Enosis hayallerini gerçekleştirmek için Türkler’in boykot ettiği bir referandum düzenler... Büyük bir çoğunlukla Enosis kararı çıkar referandumdan.

Bu tarihten sonra Rumlar, Türkler üzerindeki baskılarını yoğunlaştırırlar... Enosis hayallerini gerçekleştirmek için 1955’te EOKA örgütünü kurarak silahlı mücadeleye başlarlar... Birincil hedefleri İngiliz kuvvetlerini adadan çıkarmak, ardından Enosis için mücadele etmektir.

Rumlar’ın EOKA hamlesine karşılık olarak; 1956 yılında Türkler de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) kurarak silahlanırlar ve Rumlar’a karşı savunmaya geçerler... Rumlar’dan farklı olarak Türkler’in talebi; adanın iki toplum arasında taksim edilmesidir.

Türkler ile Rumlar’ın çatışma içerisine girmesi, Türkiye ile Yunanistan’ın 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih’te masaya oturup yeni bir Cumhuriyet’in temellerinin atılmasına neden olur... Ardından 19 Şubat 1959 tarihli Londra anlaşması ile Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilir ve gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra, 16 Ağustos 1960 tarihinde resmen kurulmış olur.

Ancak zoraki bir Cumhuriyet kurulmuştur... Türkler’in yüzde 30 nüfuslarına karşılık 3 bakan, Rumlar’ın ise yüzde 70 nüfuslarına karşılık 6 bakanla temsil edilmesi; Makarios’un Cumhurbaşkanı; yardımcısının ise Dr. Fazıl Küçük olması kararlaştırılmıştır... Ayrıca Yunanistan’dan 950, Türkiye’den de 650 kişilik iki alayın gönderilmesine karar verilir.

Rumlar; Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasında, nüfuslarına oranla Türkler’e daha fazla temsiliyet ve söz hakkı verildiğini iddia ederler... Esas amaçları ise, yarım kalmış Enosis hayallerini gerçekleştirebilmek için bahaneler üretmektir... Akritas Planı diye isimlendirdikleri bir ‘etnik temizlik harekatı’ çerçevesinde kendi lehlerine anayasada değişiklik talebinde bulunurlar.

Türkler’e söz hakkı tanımayan anayasa değişiklik teklifi; Türk temsilciler tarafından kabul edilmeyip hükümet terk edilir... Bunun üzerine Rumlar 21 Aralık 1963 gecesi ‘Kanlı Noel’ diye tarihe geçen çatışmaları başlatırlar... Nikos Sampson isimli eli kanlı bir teröristin liderliğinde yoğunlaşan çatışmalarda 364 Türk ve 174 Rum öldürülür, 700 sivil Türk rehin alınır... Saldırılar sonucunda 103 Türk köyü boşaltılmak zorunda kalınır... On binlerce sivil halk daha emniyetli yerlere göç ederek yıllarca çadırlarda yaşamaya mahkum edilirler.

Türkiye bu duruma müdahale etmek istese de ABD Başkanı Johnson’un bir mektubu ile engellenir... Bunun üzerine İngiltere, Türkiye ve Yunanistan bir araya gelerek; Türklerin yaşadıkları bölgeleri sınırlayan ve ‘Yeşil Hat’ diye isimlendirilen anlaşma imzalanır... Yeşil Hat’tın birçok noktasına BM askerleri yerleştirilir.

‘Yeşil Hat’ anlaşması ile adanın ikiye ayrılmasının önü açılmış olur... Bu tarihten sonra Türkler kendi bölgelerinde kapalı bir yaşam sürmeye başlar... Kendi bölgelerinden başka yerlere gitmeye çalışanlar ise ya öldürülür, ya da bilinmeyen yerlerde alıkoyulurlar... Daha fazla seyahat özgürlüğü talebinde bulunan Türklerin bu isteğini bastırmak için 1967 yılında yeniden çatışma başlatılır... Türkiye’nin müdahale tehdidi karşısında, bazı Yunan birlikleri Kıbrıs’tan ayrılmak zorunda kalır, EOKA Lideri Grivas da adayı terk eder.

Kapatıldıkları bölgelerde; yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin kendilerinde olduğu, kendi yönetim sistemlerini; ‘Geçici Türk Yönetimi’ni kurar Türkler 1967 yılında.

Ayni tarihte Yunanistan’da darbe yapılır ve yönetim askerin eline geçer... Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasının en büyük savunucusu olan Yunan Cuntası 1971 yılında EOKA’cı terörist Grivas’ı tekrar Kıbrıs’a gönderir... Yunan Kralı’nın desteklediği bir isim olan Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhur Başkanı Makarios tarafını tutan Nikos Sampson da cuntanın adamı Grivas’ın tarafına geçer... Makarios’çular ile EOKA’cıların çatışması başlar Kıbrıs’ta.

Makarios ülkeyi terk etmek zorunda kalır... Yunan Cuntası, Nikos Sampson’u Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak görevlendirir... Nikos Sampson da Kıbrıs’ı Helen Cumhuriyeti olarak ilan eder.

Darbenin hemen ardından Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmada Makarios; Yunanistan’ın adayı işgal ettiğini ve hatta Yunanlılar’ın Türklerden daha tehlikeli olduğunu ve Türklerin hayatlarının da tehlikede olduğunu söyleyerek Türkiye’yi adaya davet edici bir tutum sergiler... Ardından Rauf Raif Denktaş; olayın Rumlar’ın iç sorunu olmasına rağmen Türkiye’nin müdahalesini talep eder.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden tam yetki alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in; ABD, SSCB ve İngiltere ile yaptığı görüşmeler olumsuz neticelenince, garantörlik anlaşması çerçevesinde 20 Temmuz 1974 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs’a çıkar.

“Biz aslında savaş için değil, barış için; yalnız Türkler’e değil, Rumlar’a da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz” diye başlayan o tarihi konuşması ile duyurur tüm dünyaya Kıbrıs Harekatı’nı, Bülent Ecevit.

Günün Sözü

Biz aslında savaş için değil, barış için; yalnız Türkler’e değil, Rumlar’a da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz.

Bülent Ecevit

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI