Libya’da Sona mı Geliniyor..? - ADEM AKÖL

12 Haziran 2020 Cuma 02:19

‘Arap Baharı’ esintisinin 2011 yılında, Libya’yı da etkisi altına alarak başlayan ayaklanmalar;  ABD ve İngilterenin askeri destekleri ile çatışmaya dönüşerek, Muammer Kaddafi’nin yakalanıp linç edilmesi ile son bulmaz ne yazık ki... Ülke büyük bir kaos içerisine sürüklenirken, dış güçler kan akıtmaya devam ederler.

Bir yıl sonra yapılan genel seçimler sonunda kurulan ‘Ulusal Geçiş Konseyi’ de durumu toparlayamaz... Sovyetler Birliği’nde askeri eğitim almış, sonra da ABD’de CIA’nın felsefesi doğrultusunda 20 yıl boyunca yetiştirilmiş Kaddafi’nin eski dostu Halife Hafter, Libya’ya geri dönerek ‘Ulusal Geçiş Konseyi’nin geçersizliğini ilan eder tüm dünyaya... Ardından çatışmalar şiddetlenerek ülke geneline yayılır.

Birleşmiş Milletler’in girişimleriyle 2015 yılında Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)  kurulur, Fayiz es-Serrac liderliğindeki Başkanlık Konseyi de Libya’nın tek meşru temsilcisi olarak tanındığı ilan edilir... Ancak Halife Hafter bu süreci de tıkar ve ülkenin doğusundaki petrol sahalarını kontrolüne geçirir... UMH’yi destekleyen silahlı gruplar ise sahil kenti Sirte ve Bingazi’de “hakimiyet kurmayı başarır uzun ve yıkıcı mücadelelerin ardından.

Geçtiğimiz yılın Nisan ayında Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya’nın desteklediği Hafter güçleri UMH’nin kontrolündeki Trablus’u ele geçirmek için operasyon başlatır ancak kayda değer bir ilerleme sağlayamaz.

Aralık ayında, Libya’nın UMH Başbakanı Serrac ile Türkiye arasında imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması’ protokolü ile Türkiye Doğu Akdeniz’e damgasını vurur; UMH Lideri Serrac’ın da eli güçlenir... Artık Türkiye onların yanındadır... Ardından imzalanan ‘Askeri İşbirliği Anlaşması’ sonucunda; Türkiye’nin sağladığı doğrudan destek, Trablus’a girmeye çalışan Hafter’i zor duruma sokar... Ateş-kes için, Türkiye ve Rusya’nın hazırladığı Moskova görüşmelerinde Hafter masaya oturtulur; ancak imza atmadan masadan kalkar Hafter...

Kısa bir süre sonra düzenlenen Berlin konferansında da kalıcı ateş-kes için somut bir netice alınamaz... Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Serrac bu duruma çok kızarak Hafter’le bir daha masaya oturmayacaklarını söyler.

Kaostan bir türlü kurtulamayan ülkede, oluk gibi kan akmaya devam eder... Kaddafi döneminde yıllık geliri 280 milyar dolar olan, dünyanın en borçsuz ülkesi Libya; borç batağına sürüklenerek, yıllık geliri 60 milyar dolara geriler... Türkiye’nin 2.5 katı büyüklüğündeki topraklarında, dünyanın 10. büyük petrol rezervine sahip ülkede yaşayan 7 milyon vatandaşın, yaklaşık 3 milyonu açlık sınırında perişan olur... Yüzbinlercesi ülkeyi terk ederek Avrupa’ya sığınır.

Aralık ayında imzalanan ‘Askeri İşbirliği Anlaşması’ çerçevesinde, Türkiye UMH’ye bağlı güçlere, birkaç ay süren askeri eğitim vermesinin ardından; geçtiğimiz Nisan ayında ‘Barış Fırtınası’ ismi ile düzenlen operasyon sonucunda Türk İHA, SİHA ve VİHA’ların (Vurucu İHA) üstün başarıları sayesinde, Trablus ve stratejik öneme sahip çevredeki bazı bölgeler tekrar UMH’nin kontrolüne geçer.

Libya’nın geneline baktığımızda; nüfusun yoğun olduğu kuzey-batı bölgesi, UMH Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın kontrolünde... Nüfus bakımından az yoğunluklu, ancak toprakların ve petrol kuyularının büyük bir kısmının bulunduğu orta ve kuzey-doğu Libya’yı Halife Hafter güçleri kontrol ediyor.

Hafter’in ipleri Rusya ile Fransa’nın elinde ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır, Sudan, Ürdün ve Suriye’den parasal ve askeri yardım alıyor... BM’nin onayladığı Serrac hükümetine ise Katar ve Türkiye destek veriyor.

Geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye ile UMH arasında ‘Askeri İşbirliği Anlaşması’ imzalanana kadar, Hafter’e bağlı güçler Serrac’a göre çok daha üstün bir durumda iken Türkiye Libya’daki savaş dengelerini tamamen değiştirmiş oldu... Bundan sonraki kazanımların tamamen UMH’nin ve dolayısı ile Türkiye’nin lehine olacağına artık kesin gözle bakılıyor.

Ancak, gidilecek daha uzun bir yol var... Türkiye’nin Libya ile imzaladığı ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması’ anlaşması kapsamındaki Türkiye tarafına bakan kıyı şeridi, Hafter’in elinde ve anlaşma BM’e sunulmasına rağmen henüz onaylanmış değil.

Nisan ayında ‘Barış Fırtınası’ kapsamında başlatılan İHA, SİHA ve VİHA’ların tartışmasız başarıları yakalanmışken; operasyonu, Hafter’i kesin mağlup edene kadar devam ettirerek, üniter bir Libya kurulmasının önünü açmak kaçınılmazdır... Aksi durumda, imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Protokolü’ nün fazla da bir anlamı kalmayacaktır.

Günün Sözü

Durmadığın sürece, süratin fazla bir önemi yok, muhakkak hedefe ulaşırsın.

Büyük Çin bilgesi ve filozofu Konfüçyüs’ün 2 bin 500 yıl önce söylediği bu söz, bugün de geçerli değilmidir?.. Amacımıza ulaşabilmek için tehlikeye girecek bir süratle hareket etmemize gerek yok... Ancak, harekete ara vererek; bitiş çizgisine ulaşabilmek için kazandığımız momentumu, kaybetme riskini de göze almamalıyız.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI