Lübnan - ADEM AKÖL

4 Eylül 2019 Çarşamba 01:10

Lübnan, Doğu Akdeniz kıyısında; kuzey ve doğusunun Suriye, güneyinin ise İsrail ile sınırlandığı bir Orta Doğu ülkesidir. 10452 kilometre karelik topraklarında 4.2 milyon insan yaşar... Nüfusunun yüzde 93’ünün Arap kökenli, geri kalanının Ermeni olduğu Lübnan’ın yüzde 60’ı müslüman, yüzde 40’ı hristiyandır...

Bugünkü Lübnan toprakları 500 yıllık Bizans hükümranlığından sonra, 636 yılında İslam ordularının kontrolüne geçer... 1124 yılında gerçekleşen Haçlı ordularının işgali; 14. Yüzyılda Memlükler’in bölgede hakimiyet kurmasına kadar devam eder...

1516 yılında Suriye-Mısır seferini gerçekleştiren Yavuz Sultan Selim, Lübnan’ı da Osmanlı topraklarına katar... Memlükler döneminden başlayarak Osmanlı döneminde Lübnan, özellikle de başkent Beyrut, uluslararası bir ticaret merkezi haline gelir...

1.Dünya savaşı sırasında İngilizler ve Fransızlar işgal eder Lübnan’ı ve 1919 yılında  Fransız’lar tarafından bir manda yönetimi kurulur...

1939 yılında tam bağımsızlık kazanan Lübnan, 1958 yılında Mısır ve Suriye’nin Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni kurmaları üzerine Amerika’ya ‘imdat’ çağrısı yapar... Bunun üzerine ABD’nin 6. Filosu Beyrut’a asker çıkarır...

Hristiyanların çoğunlukta olduğu Lübnan, bağımsızlığını kazandıktan sonra hızla gelişip, bölgede yaşam koşullarının en düzenli olduğu ülke haline gelir...

Ancak 1967 yılında başlayan Arap-İsrail savaşı sonucunda Lübnan’a iltica eden Filistin göçmenlerin yarattığı demografik ve ekonomik sıkıntı Lübnan’ı perişan eder...

Hristiyanlar ve müslümanlar arasındaki ayırımcılık körüklendirilerek 1975’te başlayan büyük bir iç savaş felaketine sürüklenir... 1991 yılına kadar süren iç savaş sonucunda; ülke, özellikle de Beyrut bir harabeye dönüşür, 150 bin Lübnan’lı ölür...

Çabuk toparlar kendini Lübnan... Yaralarını hızlı sarar... Yeni bir savaş tehlikesini göz ardı etmeden yatırımlara ağırlık verir... Tekrar eski görkemli günlerine dönebilmek için yurt dışındaki vatandaşlarının da desteği ile büyük işler başarır... Yeniden Arap milyarderlerin eğlence ve sefa merkezi durumuna gelir...

Lübnan’ın 100. kuruluş münasebeti ile geçtiğimiz günlerde, Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın yaptığı konuşma üzerine; Lübnan siyasileri ile Türk siyasiler arasında karşılıklı polemikler oluşmaya başlar...

Cumhurbaşkanı Avn “Osmanlı boyunduruğundan kurtulma girişimlerinin tümü şiddet, cinayet ve mezhep çekişmesiyle sonuçlandı” demişti televizyonda yaptığı konuşmada... 1. Dünya savaşı yıllarında Osmanlı’nın Lübnanlılar’a uyguladığı devlet terörü, kıtlık ve zorla çalıştırma sonucunda yüzbinlerce insanın ölmesine neden olduğu, halbuki Fransızlar’ın gelişi ile birlikte ülkelerinin yeni bir döneme girdiği açıklamasını yapıyordu...

Konuşmadaki iddialar üzerine, Türkiye Dışişleri Bakanlığı; sert bir dille Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihinde hiçbir şekilde devlet terörünün olmadığı yanıtını verir... Tam tersi, Osmanlı dönemi; Ortadoğu’da farklı din ve dilden toplumların barış içinde yaşadıkları uzun bir istikrar dönemi olduğunu söyler...

Bu düzeydeki polemikler, birkaç sefer iki ülke siyasileri arasında gider gelir...

Bilmem farkında mısınız..? Türkiye’nin bölgede gelişmesini istemeyen, bunu hazmedemeyen emperyalist güçler, Türkiye karşısında yeni bir cephe açma tezgahı peşindedirler... Bunu Suriye iç savaşı ve Doğu Akdeniz enerji savaşları ile bütünleştirmeye çalışıyorlar...

Ancak Türkiye bütün bu oyunların farkında ve amaçlarının gerçekleşmesine hiçbir şekilde müsaade etmeyecektir...

Günün Sözü

Hayatta küçük roller yok, küçük aktörler var.

Ünlü Rus oyuncu ve tiyatro yönetmeni Constantin Stanislavski;  yaşamımızda lider, yoksa başkalarının ifade ettiği gibi önemsiz bir konumda olduğumuzun hiç önemi olmadığını söylüyor. Her görevin muhakkak bir önemi vardır ve onu ne kadar iyi yaparsak kendimize o kadar çok değer kazandırırız.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI