Montrö Gerçeği - ADEM AKÖL

9 Nisan 2021 Cuma 09:32

Mondros Mütarekesi ile 30 Ekim 1918’de ateşkes sağlanarak, I. Dünya savaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu ancak 2 yıl sonra bir barış antlaşmasına imza koyabilmişti… Paris yakınlarındaki Sevr kasabasında, 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan antlaşma çok ağır maddeler içeriyordu.

Daha sonra Mustafa kemal Atatürk’ün çabaları ile 24 Temmuz 1923’te, Sevr Antlaşması iptal edilerek onun yerine, koşulları daha kabul edilebilir olan Lozan Barış Antlaşması imzalanır… Ancak boğazlar konusunda net bir mutabakata varılamayınca geçici bir çözüm bulunarak boğazların her iki yakası da askersizleştirilir.

Boğazlarla ilgili kapsamlı çözüm 20 Temmuz 1936 yılında Bulgaristan, Fransa, İngiltere, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Türkiye arasında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile gerçekleşir… Sözleşme 20 yıl boyunca yani 1956 yılına kadar yürürlükte kalacaktı, ancak bu tarihten sonra imza koyan devletlerden herhangi birinin itiraz etmesi ile maddeler yeniden görüşmeye açılabilecekti.

Aradan geçen 65 yıl süresince Montrö’ye itiraz eden olmaz ve sözleşme aynen uygulanmaya devam eder… Kanal İstanbul Projesi’nin hazırlanması üzerine birçok spekülatif değerlendirmeler yapılarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi yeniden gündeme taşınır… Amaç, Kanal İstanbul Projesini öne sürerek Montrö kapsamında tartışmalar başlatıp küresel güçlere boğazlar üzerinden askeri imtiyazlar sağlamaktır.

Sözleşmeye göre; Montrö’yü imzalayan devletlerden biri fesih başvurusu yaparsa, 2 yıl sonra yeni bir sözleşme üzerinde çalışılması gerekir ve bu sözleşmenin temelini Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) oluşturur… BMDHS’nin 38. maddesinin 2. fıkrasında izah edilen “transit geçiş rejimi” ise çok ağır bir kuraldır… Buna göre Türkiye’ye önceden bildirim yapma gereği olmadan, boğazlardan her tonajdaki askeri ve ticari gemiler, denizaltılar ve uçak gemileri dahi geçebilecektir.

Bugün geçerli olan Montrö Sözleşmesine göre ise boğazlardan geçişlerin Türkiye’ye önceden bildirilme zorunluluğu vardır ve tonaj kısıtlaması getirilmiştir… Ayrıca, bir ülkeye ait belirli tonajlarda geçen askeri gemilerin Karadeniz’de kalış süresi en fazla 21 günle sınırlandırılmıştır.

Ancak Türkiye’nin boğazlardan geçen gemilerden “fener, tahlisiye ve sağlık resmi” adı altında aldığı çok küçük bir ücret vardır… 1936 yılında sabitlenen geçiş ücretleri 1982 yılına kadar hiç değiştirilmeden komik bir rakamla devam etmiş, bu tarihten sonra ise biraz düzeltilerek olması gereken rakamın sadece ¼’ü tahsil edilmeye başlanmıştır… Yani Türkiye boğazlardan yılda 2,4 milyar dolar ücret alması gerekirken bugün ancak 600 milyon dolar alabilmektedir.

SSCB yıkıldıktan sonra Karadeniz’e kıyısı olan Romanya ve Bulgaristan, 2004 yılında NATO’ya üye yapılırlar… Karadeniz’e kıyısı olan Ukrayna ve Gürcistan ise batı yanlısı bir politika izleyerek NATO’ya üyelik sözü alırlar 2008 yılında.

Bunun anlamı şudur; Karadeniz’e kıyısı olan 6 devletten 4’ü olan Romanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Gürcistan ABD güdümündedir… Türkiye’ye ise son dönemdeki dik duruşu sayesinde istenilen her şey yaptırılamamaktadır… Halbuki küresel güçlerin temsilcisi ABD, Karadeniz’de güçlü bir askeri yapı inşa ederek Rusya’nın boğazlar üzerinden güneye yayılarak güçlenmesini durdurmayı hedeflemektedir.

Kendi ülkesini dahi yönetmeyi başaramayan, küreselcilerin atadığı Biden ve yardımcısı Kamala’nın açık açık “Türkiye’deki muhalefetle işbirliği yapıp, iktidarı devireceğiz” sözleri henüz unutulmadan, 104 emekli amiralin gece yarısı yayınladıkları tek kalemden çıkmış bildiriyi fazla dikkate alarak değerini artırmanın hiç gereği yoktur.

Küresel sermaye, hızla güçlenen Türkiye’yi önünde büyük bir engel olarak görmektedir ve bu gücü kırabilmek için bir süredir çeşitli yollara başvurmaktadır… Bu ne ilktir, ne de sonuncusu olacaktır… İçimizde böyle helal süt içmemiş namertler beslendikçe daha çook teşebbüslerde bulunmaya cüret edeceklerdir, ancak hepsi de birer sivrisinek vızıltısından öteye gidemeyecektir.

Günün Sözü

Bir ulus, birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI