Napolyon’luğa Özenen Macron - ADEM AKÖL

16 Eylül 2020 Çarşamba 02:35

“Dünya çok acı çekiyor; ama kötü insanların şiddetinden değil, iyi insanların sessizliğinden” diyordu Fransa İmparatoru, ünlü komutan Napoleon Bonaparte... Dünyadaki insanların acı çekmesinin önüne geçebilmek için, güçlü birilerinin buna dur demesi gerektiğini vurguluyordu.

1769 yılında Korsika’da doğan Napoleon Bonaparte, Fransız ordusunda çeşitli görevlerde bulunduktan sonra; 1804 ve 1815 yılları arasında Fransa İmparatoru olarak katıldığı savaşların neredeyse tamamını kazanarak, tüm Avrupa kıtasına hükmetmiş; ancak 1815’teki Belçika’nın Waterloo kasabası yakınlarında, İngiltere-Prusya ittifakı karşısında büyük bir yenilgiye uğradıktan sonra gönderildiği hapiste 1821 yılında kansere yenik düşerek ölmüştür. Bugün Napolyon savaşları, dünyanın her yerindeki askeri okullarda ders olarak okutulmaktadır.

Tarihin en önemli komutanlarından birisi sayılan Napolyon’un cenazesi yakılarak, külleri saklanmış ve ölümünden 19 yıl sonra, Paris’teki bugünkü yerine, 1 milyon kişinin katılımıyla defnedilmiştir...

Fransa ve tüm Avrupa’da liberal reformlar uygulamış, halk eğitim sistemi kurmuş, feodalizmin kalıntılarını ortadan kaldırmış, dini azınlıkları özgürleştirmiş, orta sınıfın yasalar önünde eşitliğini sağlamış, dini otoritelere karşı devletin gücünü merkezileştirmiş ve dünyanın birçok ülkesinin baz aldığı Napolyon Kanunları’nı hazırlatmıştır.

Doğu Akdeniz’de 3 trilyon dolarlık doğal enerji kaynağının tesbit edilmesinin ardından, Türkiye’yi dışlayarak tek başlarına bu zenginliğe konmak isteyen; başta Fransa gibi ülkelerin piyonları Yunanistan için hazırlattıkları Sevilla haritası ile, Antalya körfezine hapsetmek istedikleri Türkiye’nin; bu oldu bitti karşısında sessiz kalacağını düşünüyordu Macron.



Türkiye’nin artık ‘Mavi Vatan’ını, en az Atatürk’ün 1920 yılında oluşturduğu Misak-ı Milli ilkeleri doğrultusunda çizilen sınırlar dahilindeki öz yurdu kadar benimsediğinin farkında değildi Macron... Tüm Türk halkının ‘Mavi Vatan’ ını korumak için, en az Kurtuluş Savaşı’ndaki kadar kan dökmeye hazır olabileceğini hiç tahmin etmiyordu.

Hazır böyle bir fırsat yakalamışken, Türkiye’yi ekarte ederek; hem iç siyasetteki başarısızlığını dış siyasetle kapatmayı, hem de bu yolla elde edeceği gücü kullanarak Avrupa ülkeleri üzerinde Napolyonvari bir üstünlük kurmayı planlıyordu aklınca...

Bunun için komşumuz Yunanistan’ı, 40 yılda bile ödeyemeyeceği borç yükünden kurtulmanın tek yolu olarak, Doğu Akdeniz’deki serveti işaret ederek üzerimize kışkırtarak başlar işe.

Sonra dış siyasette Türkiye’nin taraf olduğu cephenin tam karşısında yer alarak gösterir düşmanlığını... Libya’da Hafter gibi darbeci bir generali destekleyerek BM Güvenlik Konseyi kararlarını hiçe sayar... O kadar ki 3 ay kadar önce; Türkiye’den Libya’ya giden bir Türk kargo gemisini, silah taşıdığı iddiası ile arama yapmak ister Fransız savaş gemileri.

Almanya’nın uğraşları ile Türkiye ile Yunanistan arasında bir görüşme zemini oluşturulmuşken, Yunanistan’ın Mısır ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması yapmasını sağlar Macron.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile savunma işbirliği anlaşması yapar... Uçaklarını Baf havaalanına, Charles De Gaulle uçak gemisini ise Limasol limanına gönderir.

Yunanistan’dan 580, Türkiye’den sadece 2 kilometre uzaklıktaki Meis adasına asker çıkarması için Yunanistan’ı ikna eder... 10 milyar Avro’lık silah satış anlaşması yapar onlarla.

Irak’ı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a son 1 yıldır yaşanan olumsuzlukların mimarının Türkiye olduğunu ve Erdoğan’ın giderek Irak’ın iç işlerine daha fazla karıştığını söyler.

Lübnan’da 4 Ağustos’ta meydana gelen patlamanın ardından, bölgeyi 2 kez ziyaret ederek ülkesinin Lübnan’da üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini, aksi takdirde ortaya çıkacak boşluğun Türkiye tarafından doldurulacağını öne sürer.

Türkiye’yi ‘imparatorluk fantezisi’ kurmakla itham eder... ABD ve NATO’nun bölgeden çekilmesiyle bir boşluk oluştuğunu, dolayısı ile bölgesel emperyal güçlerin; yani Türkiye’nin, kendi tarihlerindeki fantezilere geri dönüş yaptığını iddia eder... Sık sık, “bu Türkler laftan anlamaz” der... Sonra da “biz Türk halkına değil, Erdoğan’a karşıyız” diye ağız değiştirir.

Geçtiğimiz günlerde, Akdeniz’de sınırı olan 7 AB ülkesi ile Med7 zirvesi düzenler Napolyon’un doğduğu Korsika adasında... Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan, Malta ve GKRY katılır zirveye... Akdeniz’de kıyısı olan AB üyesi Hırvatistan ve Slovenya davet edilmez, Portekiz’in ise Akdeniz’de sınırı yoktur.

Fiyasko ile sonuçlanır bu toplantı... Napolyon ismi ile özdeşleşmiş Korsika’da da aradığını bulamaz Macron... Napoleon Bonaparte’ı taklit ederek Avrupa’ya hükmetme çabaları boşunadır... Napolyon’a özenti duyması, kursağında kalmıştır.

Günün Sözü

Seninle ayni fikirde olmadıklarını söyleyenlerden korkma, seninle ayni fikirde olmayıp da bunu söyleyecek cesareti olmayanlardan kork.

Napoleon Bonaparte

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI