NATO Toplantısının Ardından, AB Zirvesi Öncesi - ADEM AKÖL

7 Aralık 2020 Pazartesi 01:40

Geçtiğimiz Salı ve Çarşamba günleri video konferans yöntemi ile NATO Diş İşleri Bakanları toplantısı gerçekleşti… Toplantıda ele alınan konular arasında Rusya’nın askeri gücünü artırmaya devam etmesi; nükleer silahların sınırlandırılması; Afganistan’daki durum; küresel güçlerin dengelenmesi; daha etkili bir silahsızlandırma rejiminin uygulanması; Asya-Pasifik serbest ticaret anlaşması ve NATO’nun 2030 perspektifi için hazırlanan rapor gibi önemli konular vardı.

Şurası bir gerçek ki; 8 yıldır 21 Asya-Pasifik ülkesi arasında oluşturulmaya çalışılan ve geçtiğimiz ay birliğe üye; Çin, Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda, Güney Kore, Endonezya, Singapur, Vietnam, Myanmar, Kamboçya, Laos, Brunei, Tayland, Filipinler ve Malezya’dan oluşan 15 ülkenin resmen imza koyduğu serbest ticaret anlaşması, başta ABD ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere birçok ülkeyi tedirgin etmiştir.

Dünyadaki nüfusun dörtte birinden fazla insanını kucaklayan bu anlaşma, mevcut ticari dengeleri oldukça değiştirecek anlamına geliyor. Bu durumun, Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini bugünden kestirmek biraz zor olsa da, NATO zirvesinde ele alınan; Türkiye’yi yakından ilgilendiren 2 önemli gelişmeyi çok iyi irdelemek gerekmektedir.

Birinci gelişme; NATO’nun 2030 perspektifi çerçevesinde hazırlanan 140 maddelik raporun içeriğindeki ‘ittifak üyesi olmayan AB ülke liderlerinin NATO toplantılarına katılma’ önerisidir… AB üyesi olup da NATO ittifakı içerisinde olmayan; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Avusturya, Finlandiya, Malta, İsveç ve İrlanda bulunmaktadır… Yani NATO üyesi olmayan bu 6 ülke liderlerinin de, 30 NATO üyesi ülke liderleri gibi toplantılara katılabilmelerine zemin hazırlanmaktadır.

Yapılmaya çalışılan, NATO kararlarının herhangi bir ülke tarafından veto edilmesini zorlaştırmaktır… Bu durum, Ocak ayında başkanlık görevini devralacak olan Biden’ın; Trump’ın bozduğunu iddia ettiği, ABD’nin NATO ve AB ilişkilerini düzeltme anlamında atılmış bir adım olup, tamamen Türkiye’ye karşı hazırlanmış bir plandır.

10-11 Aralık’ta gerçekleşecek olan AB zirvesi öncesi böyle bir planın hazırlanmış olması aslında çok manidardır… Zirvede, Türkiye’ye yaptırım kararı çıkarmaya çalışacak olan Avrupa Birliği üyeleri; Türkiye’nin gözden çıkarılamayacağı gerçeği çerçevesinde, doğrudan AB üyeliği yerine, farklı bir model taslağı da hazırlamış bulunmaktadırlar.

NATO Dış İşleri Bakanları zirvesinde yaşanan ikinci önemli gelişme, Çavuşoğlu-Pompeo tartışmasıdır.

Trump yönetiminin Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo’nun, katılmış olduğu son NATO toplantısı olan 1-2 Aralık zirvesinde; hakaret içeren bir üslupla Türkiye’yi eleştirmesi, Çavuşoğlu’nun da ona, mukabil bir dille yanıt vermesine neden olmuştur.

“Ankara, Doğu Akdeniz’de müttefiklerine gerilim yaratmış ve S-400 alarak, Rusya’ya hediye vermiştir” diyen Pompeo’ya, Dış İşleri Bakanımız Mevlut Çavuşoğlu’nun yanıtı çok sert olur… Pompeo’nun Avrupalı müttefiklerini TC’ye karşı doldurduğunu, bölgesel gerilimlerde gözü kapalı bir şekilde Yunanistan’ın yanında olduğunu ve Ankara’ya Patriot satmayı reddettiğini söyleyen Çavuşoğlu; Türkiye İŞİD ile mücadele ederken, ABD’nin Suriye’deki terör örgütlerine destek verdiğini belirterek, Dağlık Karabağ krizinde de ABD’nin, Fransa ile birlikte Ermenistan’ın yanında yer alarak durumu daha da kötüleştirdiğini vurgular.

Pompeo’nun yapmaya çalıştığı çok nettir… Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerini gerginleştirerek, 20 Ocak’ta görevi resmen devralacak olan Biden’a problemlerle dolu bir dış politika bırakmaktır.

Türkiye’nin NATO içerisindeki güçlü pozisyonunu zayıflatmak isteyen ve başta askeri olmak üzere birçok alandaki hızlı gelişiminden rahatsız olan, Amerika ve Avrupa Birliği; ne yaparlarsa yapsınlar, kurulmakta olan yenidünya düzeni içerisinde etkin bir rol üstlenmesine asla engel olamayacaklardır.

Günün Sözü

Şimdi söylemesi zor… Uluslar arasındaki engellerin büyük ölçüde en aza indirileceği ve sınırsız seyahatin mümkün olacağı bir Avrupa Birleşik Devletlerini sabırsızlıkla bekliyorum.

Winston Churchill

Birleşik Krallık 1951-1955 yılları arası başbakanı

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI