Olmadı Demirören... - ADEM AKÖL

3 Ağustos 2019 Cumartesi 02:03

İnsanoğlu hayatta en çok neyi sever..? Daha doğrusu, ideal bir insan figürü en çok neyi sevmeli..? Kendini mi..? Çocuklarını mı..? Sevgilisini mi..? Anne-babasını mı..? Vatanını mı..? Parayı mı yoksa..?

Bence sağlıklı düşünebilen her insan en çok çocuklarını sever... ‘Dünya bir yana, onlar bir yanadır’... Sonra sevgilisini, sonra anne-babasını, sonra da kendini...

Peki, vatan sevgisi..? Para sevgisi..?

Vatan sevgisi, para sevgisi; dolaylı duygulardır... Sağlıklı beyine sahip olup da vatanı için kendi hayatını feda etmekten kaçan birini düşünemiyorum... Para için de öyle... Ancak insan, para için canını bir anda feda etmez; parayı kazanabilmek uğruna, hayatını yavaş yavaş harcar...

Ne demeye mi çalışıyorum..? Demem o ki; vatan sevgisi de, para sevgisi de, tamamen çocuklarımız için, onlara bizim yaşadığımızdan daha mutlu bir gelecek sağlamak için...

Binlerce yıl öncesinden başlayarak; atalarımız bize bu günleri vatan sevgisi ile hazırlamadılar mı? Sadece yüz yıl öncesinde çocuklarına yaşanabilir bir vatan brakabilmek için kendilerini feda etmediler mi?

Demem o ki; vatan demek, gelecek demek; vatan demek, kendi öz çıkarların için geleceğini riske atmamak demek; vatan demek, kendine ait olan her şeyi sevmek demek; vatan demek, kendi ürettiğine saygı duymak demek; vatan demek, 82 milyonun bir ferdinin dahi duyduğu acıyı yüreklerde hissetmek demek...

Biliyorsunuzdur Demirören; enerji, sanayi, turizm, inşaat, eğitim, liman işletmeciliği ve medya gibi birçok önemli sektörde büyük yatırımları olan, Türkiye’de muteberliğini kanıtlamış büyük bir şirketler grubu, devasa bir holding...

Gücünü, Türk halkının ona verdiği destekten alır... Gücünü, atalarımızın canları pahasına biz evlatları için hazırladıkları bu vatan topraklarından alır... Gücünü, 82 milyonun kendi ürettiğine duyduğu saygıdan alır...

Ve 82 milyon; aynı saygıyı, kendi bağrından çıkan kuruluşlardan da bekler... Buna hakkı vardır...

Yine biliyorsunuzdur; Demirören geçtiğimiz yıl Doğan Grubu’ndan Hürriyet’i satın alır... Hürriyet kurulduğu tarihten bu yana, tam yetmiş yıldır Türkiye’nin gündemini belirleyen, siyasete yön veren güçlü bir gazete...

Bu satırları okuduğunuz gazeteniz Gazette de, bir-buçuk yıldır baskısını Hürriyet’in Adana tesislerinde yaptırıyor... 04 Şubat 2018 tarihinde yapılan bir sözleşme ile sorunsuz geçen bir yıldan sonra, yaşanan ekonomik sıkıntının etkisi ile fiyatlar artırılarak geçtiğimiz şubat başında ek bir protokolle 6 ay daha uzatıldı... Sözleşme süresi 4 Ağustos’ta sona eriyor...

Sözleşmenin bitiş tarihinden bir ay önce, yeni bir sözleşme için Gazette, Hürriyet’e talepte bulunur... İstanbul merkez, yeni sözleşmeyi hazırlayıp gönderir..

O da ne..? Sözleşmedeki Gazette basım ücretinin birim fiyatı bu kez Amerikan Doları üzerinden verilmiş... Ağırlaştırılan diğer maddeleri sineye çeksek bile, resmi para biriminin Türk Lirası olduğu bir ülkede dolar üzerinden fiyat belirlemek kabul edilemez...

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, boğazını yırtarak sürekli telaffuz ettiği ‘dolar esaretinden kurtulalım’ sözüne rağmen, Demirören gibi sygın bir kuruluşun böyle bir hata yapmasını anlamış değiliz...

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız vatan sevgisi bu değildir... Bu, kendi topuğumuza kurşun sıkmaktır...

Kendimize, kendi ürettiğimize, kendi değerlerimize biz saygı duymazsak; bunu bir yabancıdan hiç bekleyemeyiz...

Bu düşünce ile, atalarımıza saygısızlık; çocuklarımıza ihanet etmiş oluruz...

Gazetelerin dijital dönüşümünün artık kaçınılmaz olduğu günümüzde ‘biz şartları zorlaştırarak bunu çabuklaştırmalıyız’ diye düşünüyorsanız, bunun yöntemi bu olmamalı... Üstelik bu, devletimizin uhtesinde olan bir görevdir...

Bugün 3 yaşındaki çocuğun da, 70 yaşındaki yetişkinin de elinde akıllı telefon var... Ve insanlar; bilgiye de, habere de, öğrenmek istediği her şeye; bir tuşla ulaşabilmenin rahatlığı içinde...

Dijitalleşmenin artık kaçınılmaz olduğu, gün gibi ortada... Ancak bunun için, yazılı basına zarar vermeden, gerekli alt yapının hazırlanması gerekmektedir...

Ülke demokrasi işleyişi için ulusal basınımız ne kadar önemli ise, yerel basınımız da yerel yönetimlerin işleyişi için o kadar önemlidir...

Kendi kendimize zarar vermeyelim...

Günün Sözü

İnançlarınız düşünceniz, düşünceniz sözünüz, sözünüz hareketleriniz, hareketleriniz alışkanlıklarınız, alışkanlıklarınız değerleriniz, değerleriniz kaderiniz olur.

Hindistan’ın ünlü bağımsızlık lideri Mahatma Gandi, zeka ve cesareti ile milyonlarca insanın hayatını etkilemiştir... İster rasyonel ister irrasyonel olsun, her şey inançla başlar diyor Gandi... İnançlarımızı güçlendirip, gerçekten yaşamak istediğimiz hayatı oluşturabilecek düşüncelere sevk olalım...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI