PKK’lı Çocuklar - ADEM AKÖL

9 Eylül 2019 Pazartesi 00:34

Çok iyi hatırlıyorum... Bundan 40 yıl kadar önce, mezun olduğum ODTÜ’nün ve o dönemdeki ‘sağ-sol’ çatışmasının, bana kattığı idealist düşünce yapısı ile Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Sinan köyündeki bir sulama projesinde çiçeği burnunda bir inşaat mühendisi olarak çalışıyordum...

Türkiye’nin doğusunda ilk kez bulunuyordum... Bölge ile ilgili anlatılanlarla ilk kez yüzleşiyordum... Alışık olmadığım, şaşkınlıkla izlediğim bir yaşam biçimi ile karşı karşıyaydım...

Tek başına 3 köyün sahibi toprak ağası ve sahip olduğu topraklarda karın tokluğuna çalışan; kendi canları dahil her şeyleri ile ona ait köylüler...

Türkçe tek bir cümle dahi konuşamayan; okuma-yazması olmayan; sağlık hizmeti alabilmek için sadece traktöre geçit veren toprak patikalarda saatlerce cebelleştikten sonra Diyarbakır’daki hastaneye ancak ulaşma imkanı bulan, çaresiz insanlar...

Devlet elinin uzanamadığı; yasaların, ağanın iki dudağı arasında olduğu, Ankara’nın ne ve nerede olduğunu dahi bilmeyen, dünyanın sadece kendi köylerinden ibaret olduğunu zanneden, zavallı insanlar...

Silvan’ın, Sinan köyünden ne kadar uzakta olduğunu hatırlamıyorum ama gece sessizliğinde, sabah ışıyana kadar kesintisiz devam eden Silvan’dan gelen silah seslerine hiçbir anlam veremiyordu beynim o yıllarda...

Duvarlardaki “azadi kürdara” ve “Apo” gibi yazılara da anlam veremiyordu...

Sinan köyündeki işten ayrıldıktan sonraki yıllarda, Türkiye’de gelişen olaylar çerçevesinde Diyarbakır’daki yaşamı daha iyi algılamaya başlamıştım...

Hızla gelişim gösteren Türkiye’yi; 100 yıl önce yaptıkları gibi, parçalayıp bölmek isteyen uluslararası emperyal güçlerin tam da aradığı bir durumdu, özellikle Güney-Doğu Anadolu’daki gerçekler...

Yeterli eğitim alamamış, karnı aç; saf Anadolu çocuğunu kandırmak çok kolaydı... Beyinlerini yıkayarak eline silah verip dağlara çıkarmak çocuk oyuncağı idi onlar için...

Sonraki yıllarda büyük bir umutla kurdukları partileri de merhem olamadı yaralarına... Devletin yardım elinin uzanmaması için, destek yerine köstek oldu partileri... Kandırıldıkça kandırıldı taze beyinler...

Devletin kararlı mücadelesi sonucunda, dağlardaki sayılarının hızla azaldığı günümüze gelindiğinde; uluslararası emperyal güçlerin taşeronu örgüt, kandıracak beyin bulamaz oldu...

Daha çok aşağılaştılar... Çocuk beyinlere musallat oldular bu kez... Onları kandırmak çok daha kolaydı... Henüz oyun yaştaki çocukların ellerine, oyuncak tüfek yerine gerçeklerini verip, dağlarda ‘oyun oynatmak’ çok daha kolaydı...

Günlerdir Diyarbakır’daki HDP binasının önünde direniş yapan 4 aile var... Henüz 15-16 yaşındaki çocukları, kandırılarak terör örgütü PKK’nın ağına düşürülmüş... Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne çocukları kandırıldığı için müracaat eden aile sayısı 117...

Zemini hazırlayan HDP olmuş... Kan ağlıyor analar... Çocuklarını geri istiyorlar HDP’den... “Çocuklarımız eve geri dönmeden, buradan ayrılmayacağız” diyor bağrı yanık analar...

Gidenin bir daha geri gelmediğini çok iyi biliyorlar... Yıllardır bunun böyle olduğuna hep tanık olmuşlardır çünkü... Gidenden geri gelen sadece ölüm haberi olmuştur...

Bağrı yanık analar, çocuklarını geri istiyor... Yeni eğitim dönemi başlıyor... Onların ellerinde tüfek değil, kalem olmalı; onların gittikleri yer dağlar değil, okul olmalı diyorlar...

Bitsin artık 40 yıldır devam eden PKK hikayesi... Ben her akşam eve geldiğimde, TV haberlerinde; şu kadar asker şehit oldu, şu kadar masum kişi öldürüldü laflarını duymak istemiyorum... Ben artık PKK’nın ‘P’sini dahi işitmek istemiyorum...

Motive olabilmek için güzel şeyler duymak istiyorum... Ülkemin gelişimi için, çocuklarım için yapılan güzel şeyler izlemek istiyorum...

Çocuklarımın; yarın bana hesap sormalarından çok korkuyorum çünkü...

Günün Sözü

Risk almak; uçurumdan atlama cesareti gösterip, aşağıya inerken kendi kanatlarını oluşturmaktır.

Yazar Ray Bradbury’nin ifade ettiği gibi risk almadan başarıya ulaşmanın yolunu bulmak mümkün değildir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI