Salgının Yeni Versiyonu - ADEM AKÖL

28 Aralık 2020 Pazartesi 01:20

Covid-19’un dünyamızı kasıp kavurmaya başladığı günlere denk gelen geçtiğimiz Nisan ayında “Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak” başlıklı bir yazım yayınlanmıştı yine bu sütunlarda… Şöyle özetlemiştim Pandemi sonrası dünyamızı…

Dünyada yeni bir ekonomik düzen kurulacak Covid-19 sonrası. Devletlerin, şirketlerin, hanelerin ve bireylerin borç yükü artacak... Servetler el değiştirecek. Şirketlerin el değiştirme devri başlayacak.

Dünya borsalarındaki gıda ve sağlık şirketleri, daha yüksek değerlere ulaşacak. Yazılım şirketleri devleşecek. On-line tedarik sistemleri daha aktif hale gelecek. Perakende sektörü çok güçlenecek.

Hizmet sektörü büyük kayıplar yaşayacak... Seyahat, otel-konaklama, eğlence sektörleri zarar görecek... Medikal hizmetlerin içinde olacağı, yeni turizm kültürü oluşacak. Otomotiv sektörü, elektrikli araçlar yaygınlaşana kadar kendini toparlayamayacak.

Evden çalışma modelleri (teleworking) ve esnek çalışma saatleri gelişecek... Uzaktan eğitim sistemi büyük bir süratle kabul görmeye başlayacak.

Bu sözlerin ardından 9 ay geçti, Covid-19 virüsü birinci yaş gününü kutladı 8 Aralıkta… Bizi bırakıp gitmek istemiyor bir türlü… Şekil değiştirerek bizimle birlikte yaşamını devam ettirmenin yollarını arıyor… Aşılansak da, o bir yolunu bulur ve bizimle yaşamaya devam eder, ayni grip gibi.

Her şeyi kabullendirdi bize Covid-19… Tokalaşmamayı, sarılmamayı, tiyatro-sinemaya gitmemeyi, kafelerde oturmamayı, eve sipariş almayı, işleri evden götürmeyi, çocuklarımıza evden eğitim vermeyi öğretti bize… Kültürümüzün olmazsa olmazlarını bile yapmamayı kabullendirdi…

‘Hayat Eve Sığar’ denildi bize… Yani “dışarısı bitti artık, evde kalın biz dışarıyı evinize getiririz” denilmek isteniyor… Canınız, falan restoranın yemeğini mi çekti, tuşlayın gelsin; canınız bir yere mi gitmek istiyor, girin Google-Earth’e istediğiniz yerde gezinin; canınız doğayı mı çekiyor, girin National Geographic’e istediğiniz mekanda yaşayın; canınız eşinizle dostunuzla muhabbet etmek mi istiyor, girin sosyal medyanın görüntülü servislerine istediğiniz kadar dertleşin.

Yani bizleri ‘eve’ kapatıp, bize alıştığımız dünyadan çok farklı şeyler öğretmeye, çok farklı alışkanlıklar kazandırmaya çalışılıyor.

Günümüzden 150 yıl öncesine kadar dünyamızdaki insan yoğunluğu çok daha az idi; kişi başına düşen arazi miktarı çok fazlaydı… Sanayi devrimi ile birlikte insanlar şehirlere tıkılmaya başlanarak mülksüz hale getirilirler… Şehirleşme ile birlikte, kalabalık ancak insanların yalnızlaştığı bir dünya oluşur… Çeşitli yöntemlerle insanlar disiplin altına alınır bu dönemde.

Sonra dijitalleşme dönemi başlar… Hızla gelişir dijital teknoloji ve biz buna hızla uyum sağlamak zorunda kaldık… Üretimden koptuk, daha fazla tüketmek için birbirleriyle yarışan insanlar olduk.

8 milyar insanı gören dünyamız artık yükümüzü kaldıramaz oldu… Yakıp yıktık her tarafı… İklimlerin dengesini değiştirdik… Milyonlarca yıldan beri orada duran buzulları bile erittik… Çölleştirdik bize hayat veren diyarları… Canlı yaşamının temel gereksinimi olan su başta olmak üzere bütün kaynaklarımızı tükettik.

Durumu kurtarmak için çözüm olarak yarattığımız savaşlar fayda etmedi… Başka gezegenlerde hayat bulma hayallerimiz de suya düştü.

O zaman yapılabilecek tek şey, sokaklardaki insan yoğunluğunu azaltmak olacaktı… Hazır dijital teknolojiyi bu kadar geliştirmişken bunu gerçekleştirmek zor değildi… Normal mikroskop altında bile görülemeyecek kadar küçük bir virüsçük bunun için yeterli olabilecekti.

Bu virüsçük özellikle üretim yapamayacak durumda olan hasta ve yaşlı insan sayısını azaltırken; oluşacak yeni dünya düzeninin ekonomisini şimdiden paylaşmış olan güçler de dijital teknoloji ürünlerini eve kapattıkları insanlara rahatlıkla satabileceklerdi.

İçinde bulunduğumuz şu günlerde salgının yeni versiyonu İngiltere’yi çok zor bir sürece sokarken, dünyamızın diğer bölgeleri de bu virüsün farklı versiyonları ile mutlaka yüzleşecektir.

Sorun Covid-19 veya onun mutasyona uğramış türleri değildir… Sorun, kaynakları azalmış bir dünyada yaşayan ve mevcut ürünlerle doyuma ulaşmış bunca insana; farklı tüketim alışkanlıkları kazandırarak, dünyamızın yeni dönemdeki ekonomisini paylaşmış olanlara pazar oluşturmaktır.

 

Günün Sözü

Hayat, ne yaparsak odur… Önceden de öyle idi, bundan sonra da öyle olacak.

Anna Mary Robertson

Ünlü bir Amerikan halk sanatçısı.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI