SİSİ’nin Azraili... - ADEM AKÖL

25 Eylül 2019 Çarşamba 09:07

Mısır, Afrika kıtasının kuzey doğusunda; Akdeniz ve Kızıl Deniz’e kıyısı olan; batısında Libya, güneyinde Sudan ve doğusundaki Sina yarımadası üzerinden Filistin ve İsrail’e komşu olan; bölgenin en büyük ülkesidir...

Yüzölçüm ve nüfus itibarı ile Türkiye’den daha büyük olan Mısır’ın 7 bin yıllık tarihi bir geçmişi vardır... Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, 3 yüz yıla yakın bir süre Osmanlı yönetiminde kalmış, 40 yıl boyunca İngilizler tarafından sömürülmüş, fakir ama tarih ve stratejik zenginliğe sahip bir ülkedir...

1922 yılında İngiliz sömürgeciliğinden bağımsızlık kazanan Mısır, 30 yıl kadar krallıkla yönetildikten sonra 1953 yılında cumhuriyet ilan edilir...

1970 yılında kalp krizi geçirerek ölene kadar Cemal Abdül Nasır tarafından yönetilir Mısır... Cumhuriyet kurulduktan sonra da İngiliz sömürgeciliğinin elinde tuttuğu Süveyiş kanalını millileştirir ilk iş olarak... Bu yüzden batılı ülkelerin tepkisini, Arap dünyasının ise sempatisini kazanır... Bundan faydalanarak Arap topluluğunu tek ülke altında toplama düşüncesi olan ‘Pan Arabic’ felsefesini yaymak için uğraş verir... İyi bir Atatürk hayranı ve takipçisi olarak ülke yönetimine laik devlet anlayışını getirir...

Nasır ölünce Enver Sedat başa geçer... Nasır’ın laik devlet yönetimi sisteminin aksine ‘ilim ve din devletinin kurulması’ yönünde çaba sarfeder... 1973 yılında İsrail’le girdiği savaşta galip gelerek, prestij kazanır... Ancak daha sonra İsrail’i ziyaret ederek İslam aleminin büyük tepkisini çeker... Zaman geçtikçe batılı ülkelerin güdümüne girer... Lüks eşya ithalatına izin verir, halk fakirleşir... En büyük hatası belki de 1979 yılındaki Camp David antlaşması çerçevesinde İsrail’i tanımış olmasıdır... 1981 yılında düzenlenen bir suikastte hayatını kaybeder...

Enver Sedat’tan sonra Hüsnü Mübarek başa geçer... Öteki Arap ülkeleri ile yakınlaşma, İsrail’le uzaklaşma politikası güder... Körfez savaşı sırasında asker göndererek ABD’yi destekler, aldığı tepkiler üzerine 2. Körfez savaşında tarafsız kalır... 2010 yılında Tunus’ta başlayan ‘Arap Baharı’nın diğer Arap ülkelerine de yayılması ile 2011 yılında Hüsnü Mubarek’in yönetimine askeri darbe ile son verilir...

Muhammed Mursi 2012 yılında seçimle iş başına gelen Mısır’ın ilk cumhurbaşkanı olur... Ancak bir yıl sonra; Mursi’nin Savunma Bakanı ve Genel Kurmay Başkanı olarak atadığı isim olan General Abdül Fettah El Sisi tarafından 8 yüz kişinin öldürüldüğü kanlı olaylarla görevden alınır ve idam isteği ile yargılanır... Yargı süreci devam ederken 2017 yılında mahkeme salonunda fenalık geçirerek yere yıkılır... 20 dakika hiçbir müdahale yapılmaz ve ölür...

1979 yılında Camp David antlaşması ile başlayan ABD etkisi, Sisi döneminde daha çok artış gösterir... Mısır ordusu her yıl milyarlarca dolar yardım alır ABD’den... Mısır’ı batılı güçlerin müstemlekesi haline getirir... Yolsuzluklar hat safhaya ulaşır, insan hakları, düşünce özgürlüğü ve yargı bağımsızlığından yoksun kalır ülke...

Bugünlerde SİSİ’nin korkulu bir rüyası, adım adım yaklaşan bir azraili var... İspanya’da yaşayan eski bir müteahhit ve oyuncu olan henüz 45 yaşında Muhammed Ali...

İşsizlik ve yoksulluğun kırıp geçirdiği, nüfusun üçte birinin açlık sınırında olduğu Mısır’da; SİSİ’nin uyguladığı baskıcı politika karşısında biriken başkaldırı enerjisini kullanarak, halkı sokaklara dökmeyi başaran genç Muhammed Ali...

Mısır ordusuna yaptığı inşaat projeleri ile zenginleştikten sonra İspanya’ya yerleşen ve oradan; Sisi ile generallerin yolsuzluklarını deşifre eden videolar yayınlayarak, geçtiğimiz Cuma günü ülkenin birçok kentinde protestolar düzenlenmesine yol açmış; “yeter artık Sisi” sloganı ile, mevcut yönetime karşı oluşmuş olan korku duvarının yıkılmasına neden olmuştu...

Önümüzdeki günlerde 30 milyon katılımcıya ulaşarak Sisi’nin istifasını talep etmeye hazırlanıyor aktör Muhammed Ali... Başarır mı, bilinmez... Ama şurası kesin; Sisi’nin oluşturduğu düzen artık çatırdıyor... İnsanoğlu aç karınla baskı altında hayatı boyunca yaşayamaz; ya ölür, ya da büyük bir enerji patlaması ile buna sebep olanları öldürür...

 

Günün Sözü

İstediğinizi olmak için hiçbir zaman geç kalmış değilsiniz.

Ünlü İngiliz romancı Mary Ann Evans’ın bu sözü ile; her günün yeni bir başlangıç olduğunu, varmak istediğimiz hedefe ulaşmak için yola çıkmaya hiç de geç kalmadığımızı hep hatırlayalım.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI