Son Şans! - ADEM AKÖL

5 Kasım 2021 Cuma 00:59

1900’lü Yıllarda dünyanın sanayileşmeye başlaması ile çoğalan fosil yakıt tüketimi ve hızla artan insan nüfusunun doğayı hoyratça kullanması ile birlikte, kontrolsüz bir şekilde atmosfere bırakılan gaz emisyonunun oluşturduğu seranın, insanlığın sonunu da hazırladığının hiç kimse bilincinde değildi önceleri.

Ne zaman ki yaşadığımız gezegende normallerin dışında; kuraklık, bölgesel sağanak yağışlar, deprem, önü alınamayan orman yangınları, milyonlarca yıl dipdiri duran buzulların erimeye başlaması, göllerin kuruması gibi doğadan gelen ikazlar artış gösterdi; işte insanoğlu o zaman kafasını iki avcunun içine alarak, kara kara düşünmeye başladı.

Bağımsız düşünceye sahip bilim adamları, bunun aşırı gaz emisyonundan kaynaklandığını; bu nedenle dünyamızın ısınmakta olduğunu; devamı halinde çok daha kötü felaketlerle yüzleşeceğimizi ikaz etmelerine rağmen, gözlerini parasal hırs bürümüş büyük sanayi kuruluşları hep göz ardı etti yaklaşmakta olan büyük tehlikeyi.

Artan tehlike karşısında dünyanın önde gelen Sivil Toplum Kuruluşlarının baskısı ile Birleşmiş Milletler (BM) bünyesi altında oluşturulan İklim Değişikliği Konferansı çerçevesinde, özellikle sanayileşmiş ülkeler bir araya getirttirilip soruna çare üretilmesi için çalışmalar başlatılır.

Kısır döngü içerisinde gerçekleşen toplantılardan fazla bir sonuç çıkmaz yıllar boyu… Ne zaman ki, sanayi devrimi öncesine göre yerküremiz 1,5 derece santigrat ısınır; işte o zaman 2015 yılında 21. toplantısını yapan İklim Değişikliği Konferansı (COP21), küresel ısınmayı 1,5 derecede tutma kararı almak zorunda kalır.

Bu karar çerçevesinde dünya ülkeleri fosil yakıt tüketimini azaltma yönünde, yenilenebilir enerji kullanımını teşvik edici; birtakım planlar yapmaya, yasalar üretmeye başlar… Gidişat hiç de iç açıcı değildir çünkü… Küresel ısınmanın 1,5 derecenin üzerine çıkmasının doğuracağı sonucun, insanlığın yok olması anlamına geleceği anlaşılmıştır artık.

İklim Değişikliği Konferansı’nın 26.sı (COP26) İskoçya’nın Glaskow şehrinde başladı 31 Ekimde… 12 Kasıma kadar sürecek toplantıya 200 ülkeden yaklaşık 30 bin delege katkı koymaya çalışıyor… İngiliz çevreci David Attenborough ve İklim aktivisti Greta Thunberg’in yakından takip ettiği COP26’da, dünyanın birçok ülkesinden sivil Toplum Kuruluşları, Microsoft ve Unilever gibi uluslararası firmalar da katılım gösteriyor.

30-31 Ekim tarihlerinde Roma’da gerçekleşen G20 zirvesine katılan birçok ülke liderinin, Glaskow’a geçerek COP26’da verdiği önemli mesaj ve sözlerin ne kadarına uyum gösterileceğini önümüzdeki dönemde göreceğiz.

ABD Lideri Biden, ülkesindeki Karbon-dioksitten çok daha tehlikeli olan Metan gazı emisyonunu limitleyen planlarını açıklaması, konferansa bir miktar iyimser rüzgar estirirken; dünyada en fazla sera gazı üreten ülke konumundaki Çin’in Lideri Xi Jinping’in katılım göstermemesi, gezegenimizin bir süre daha yok olma tehdidi altında kalacağını işaret etmektedir.

“Kömür Kullanımının Azaltılması”, “Yenilenebilir Enerjinin Teşvik Edilmesi”, “Elektrikli Araba Kullanımının Yaygınlaştırılması”, “Ağaç Kesiminin Azaltılması” ve “Küresel Isınmayı Durdurmak İçin Gerekli Finansmanın Sağlanması” başlıkları altında panellerin gerçekleşeceği konferans sonunda 2050 yılına kadar net sıfır Karbon salınımı hedefine ulaşmak için ülkelerin 2030 hedeflerini kararlı bir şekilde belirlemeleri bekleniyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Glaskow’daki güvenlik protokolünün sağlanmaması üzerine, COP26’ya katılmaktan son anda vazgeçmesine rağmen; Paris İklim Anlaşmasını G20 Zirvesi öncesinde TBMM’ye onaylattırmasının yanı sıra, Türkiye’nin 2030 ve 2050 hedeflerine muhakkak ulaşacağını, üstelik bu anlamda dünyaya örnek olacağını belirtmiştir.

COP26; dünyayı, dolayısı ile üzerindeki yaşamı kurtarabilmek için son şanstır. Ülkeler, yarından başlayarak radikal çözümler üretmezlerse; bırakın torunlarımızın, çocuklarımızın bile geleceği büyük tehlike içerisinde olacaktır… Bir birey olarak, bu çerçevede hepimizin yapacağı muhakkak çok şey vardır ancak sorunun çözümü; ülkelerin, özellikle de sanayileşmiş olanların alacağı radikal kararlarla mümkün olabilecektir.

Günün Sözü

Dünyaya iz bırakan bir şey yapmak için en azından uğraş vermiyorsan yaşamanın ne anlamı var ki!

John Green

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI