Sosyal Çalışma Programı - ADEM AKÖL

28 Haziran 2019 Cuma 09:50

Birkaç kuşak öncesine kadar ana-babalar, çocuklarının gerçek hayatı öğrenme zaruretini bugünün insanından daha fazla idrak etmişlerdi büyük olasılıkla...

Öyle ya; alım gücü hangi düzeyde olursa olsun, istisnasız her aile özellikle erkek çocuklarını 3 aylık yaz tatili boyunca basit de olsa muhakkak bir işte çalışmalarını teşvik ederlerdi... Bu süreç, çocuğa gerçek dünyanın sadece anne-babanın kanatları altından ibaret olmadığını; kanat altı gibi yumuşak ve sıcak olmadığını öğretiyordu...

Sadece o mu?.. Gerçek hayat ortamı bir laboratuvar gibiydi ayni zamanda... Okulda öğretilmeye çalışılan havada kalmış teorik konuların; hayatın içine nasıl zuhur ettiğini gözlemleme fırsatı da veriyordu çocuklara...

Ya 3 ay boyunca harcanan emeğin karşılığında elde edilen 3-5 kuruşun tadı?.. Paranın nasıl kazanıldığını, paranın kıymetinin ne anlam taşıdığını öğretmiyor muydu?..

O dönemlerde okuldan mezun olan gençler; öncesinden hazırlanarak başladıkları gerçek hayata; bocalamadan ve psikolojik sorun yaşamadan daha kısa bir süre içinde intibak etme avantajı yakalamıyorlar mıydı?..

Yıllar geçtikçe, bu alışkanlık unutuldu... Daha doğrusu evlatlarımızı ‘el bebek, gül bebek’ yetiştirmeye başladık... “Evladımı yabancı ele niye hırpalattırayım; evde otursun ders çalışsın, kurslara gitsin”e dönüştü düşünceler...

Dünyanın ‘kurs ve test çözmekten ibaret olduğunu’ biz öğrettik onlara... Ha şimdilerde, bir de internet... Üretimden kopardık onları...

Sonra da milletçe oturup ağlıyoruz... Soğanı sarmısağı bile Çin’den ithal ediyoruz diye...

Sen, toprağa bir tohum brakıp, onun yeşermesini, sonra da gelişip ürüne nasıl dönüştüğünü gösterdinmi çocuğuna?..

Bazı şeyleri israf ederken, aslında kendi hayatını yok etmekte olduğunu anlatıp bunun için canının yanması gerektiğini öğrettin mi?..

Ona herşeyi hazır sunmak yerine, kendi kendine yeterli olabilecek yöntemleri keşfedip beyninin gelişmesine olanak sağladın mı?..

İşte 3 aylık yaz tatili süresince tutulan işler tam da bunları öğretti o dönemin çocuklarına...

Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren bir program açıkladı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk: Üniversite öğrencilerine yönelik Sosyal Çalışma Programı (SÇP)... Eski dönemlerdeki alışkanlığa benzer bir program...

Genel akademik not ortalaması, 4’lük sistemde 2’nin üzerinde olan her üniversite öğrencisinin başvurabileceği bir program...

İŞKUR’un www.iskur.gov.tr adresi üzerinden başvuruların kabul edildiği programa, gösterilen yoğun ilgi, alınan kararın ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir...

Yaz tatili boyunca haftada 3 gün kamuya ait kuruluşlarda çalışabilecek 18 yaşını doldurmuş her üniversite öğrencisi... Çalıştığı her gün için 67 lira 36 kuruş kazanacak ve emekliliğine etki edecek olan sigortası yatacak...

“Amacımız; üniversite öğrencilerinin çalışma hayatıyla tanışmalarını sağlamak ve onlara çalışma disiplini kazandırmaktır” diyor bakan Selçuk...

Üniversite öğrencilerine büyük katkı sağlayacak isabetli bir proje... Ancak kapsamı genişletip bunu 18 yaş altı lise öğrencilerine de yaymak gerektiğini düşünüyorum ben... 18 yaş altı çocuklarımızın çalışabilmesini bakanlığın hangi yasal mevzuata uyarlayabileceğini bilemiyorum ama bir formül bulmak şart...

Bu, çocuklarımıza çalışma disiplini kazandırmanın yanında özellikle onları meşgul ederek son yıllarda okullara dahi girme cüreti gösteren uyuşturucu illetinden bir nevi uzak durmalarını da sağlayacaktır.

GÜNÜN SÖZÜ

Sevebileceğin bir iş seçersen, hayatın boyunca tek bir gün bile çalışmak zorunda kalmazsın.

Ünlü Çinli filozof Konfiçyüs’ün bu sözünün doğruluğunu anlayabilmek için sevdiğimiz bir iş yapıyor olmamız gerekiyor.

Sevmediğimiz bir işi yaparken zaman geçmek bilmez bir türlü... Sevdiğimiz bir iş ise, hayatımızın günlük eğlencesi olur.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI