Türkiye-BAE İlişkileri - ADEM AKÖL

3 Eylül 2021 Cuma 01:18

II. Dünya Savaşı sırasında Birleşik Krallığın Başbakanlığını yapmış Winston Churchill’e atfedilen o ünlü söz ile başlamak istiyorum bugünkü yazıma… “Ülkeler arasında ebedi dostluklar veya ebedi düşmanlıklar yoktur, ebedi çıkarlar vardır”.

2010 yılında, işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü, usulsüzlükler ve kötü yaşam koşulları gibi sorunlarla Tunus’ta başlayan protestolar, emperyalizmin kışkırtmasıyla 3 ay içerisinde birçok Arap ülkesine yayılır… Tunus’un ardından Cezayir, Lübnan, Ürdün, Moritanya, Sudan, Umman, Yemen, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye, Cibuti, Fas, Irak, Bahreyn, İran, Libya, Kuveyt ve Batı Sahra…

Bu işten en fazla Yemen, Suriye, Irak ve Libya halkları zarar görür… 10 Yılı aşkın bir süredir devam eden olaylar yüzünden bu ülkelerin tamamen talan olmasına, parçalanmasına rağmen henüz tam bir barış sağlanabilmiş değil.

Bütün Arap dünyasının dengesini bozan Arap Baharı, ülkeler arasındaki ilişkileri de altüst eder… Arap Baharını farklı yorumlayan Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) büyük bir siyasi ayrışma içerisine girerler.

BAE’nin 2013 yılında, Mısır ordusunun Muhammed Mursi rejimini devirmesine yardım etmiş olması… Libya’da 2014 yılından başlayarak yasa dışı Hafter güçleri yanında yer alması… Yemen’de 2015 yılında ayrılıkçı Güney Ulusal Hareketi’ni fiilen desteklemesi… Türkiye’de 15 Temmuz 2016 kalkışmasının finansörlüğünü yapmış olduğu iddiası… 2017 yılında oluşan Katar krizinde, Doha’daki rejimi devirmek için resmen sahne alması… Diplomatik ilişkileri kestiği Şam yönetimi ile, 2018’de yeniden iyi ilişkiler kurmaya başlaması… Doğu Akdeniz’in en gerilimli dönemlerinde Yunanistan’la ortak tatbikatlar yapması… 2020 yılındaki Karabağ savaşı öncesinde ve sırasında Ermenistan yanlısı tutumu, kısaca uluslararası arenada hep Türkiye karşısında yer almış olması, iki ülke arasındaki gerginliği daha da yukarılara tırmandırır.

Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump’ın isteği üzerine, İsrail ve Katar’la olan ilişkilerin düzelmesi yönünde atılan adımlar ve yeni Başkan Joe Biden’ın 20 Ocak’ta görevi devralmasıyla başlayan Orta Doğu politikasındaki değişiklikler, BAE’nin kendine yeni bir stratejik hedef belirleme ihtiyacını doğurur.

Öte yandan Biden’ın iş başına gelmesi ile birlikte oluşan yeni konjonktür çerçevesinde, Türkiye’nin de kendini yeniden konumlandırma çabası içerisine girdiği görülür… Her şeye rağmen, ilişkilerin geliştirilebilmesi için Mısır, İsrail ve SA ile yakın temaslar başlar… Türkiye ile BAE arasında ortak zemin arama çalışmaları, istihbarat örgütlerince aylar öncesinden başlatılır.

Uluslararası ilişkiler uzmanlarının değerlendirmelerine göre Türkiye’nin, Mısır, SA ve İsrail’e kıyasla BAE ile olan ilişkileri daha hızlı ilerleyeceği ifade ediliyor… Mısır ile olan ilişkiler darbeci Sisi’nin yönetim anlayışı ve Doğu Akdeniz’deki Türkiye karşıtı tavrı; SA ile olan ilişkilerin, Cemal Kaşıkçı olayı yüzünden; İsrail ile olan ilişkilerin ise Filistin sorunu yüzünden bir miktar zorlanacağı ifade ediliyor.

Abu Dabi, Dubai, Sharjah, Fujairah,Umm Al Quwain ve Ajman Emirliklerinin 2 Aralık 1971 yılında bir araya gelmesiyle kurulan BAE’nin Türkiye ile olan ticaret hacmi, o tarihten bu yana hızla gelişme göstermiştir… Arap Baharı ile 2010 yılında başlayan siyasi bozulma bile iki ülke arasındaki ticaret hacminin artmasını engelleyememiştir.

Ancak şurası da bir gerçek ki BAE’nin dünya ile yaptığı ticaret hacmi bakımından 10. sırada olan Türkiye’nin, iki ülke arasında kriz olmaması durumunda çok daha yukarılara çıkabileceği tahmin ediliyor.

İki ülke istihbarat örgütlerinin yaptıkları çalışmalar meyvesini vermiş ve geçtiğimiz 19 Ağustos’ta BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnoun Bin Zayed Al Nahyan, Türkiye’ye gelip bir dizi olumlu görüşme yapmıştır.

Cumhur Başkanı tarafından da kabul edilen Nahyan ve Erdoğan’ın ifadelerine bakılırsa Türkiye-BAE ilişkileri önümüzdeki kısa süreçte hızla gelişecektir… Zaten SA ve Mısır’la ‘Arap Liderliği’ savaşı içerisine girmiş olan BAE’nin Türkiye gibi bölgede söz sahibi güçlü bir ülkenin arkasında olmasına muhakkak ihtiyacı olacaktır.

Günün Sözü

Dünyaya iz bırakan bir şey yapmak için en azından uğraş vermiyorsan, yaşamanın ne anlamı var ki!

John Green

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI