Türkiye’de Kadın Hakları ve İstanbul Sözleşmesi - ADEM AKÖL

26 Mart 2021 Cuma 02:57

Kadına yönelik şiddeti engellemek ve kadın haklarını iyileştirmek amacı ile 11 Mayıs 2011’de Avrupa Konseyi tarafından İstanbul’da imzaya açılan 30 sayfalık kapsamlı bir metindir İstanbul Sözleşmesi… Bazı ülkeler, bazı maddelere şerh koymasına rağmen 46 taraftar bulur sözleşme… İlk imza koyan ülke ise Türkiye olur.

Ancak imza koyan 46 ülkeden, İngiltere, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Ermenistan, Letonya, Lihtenştayn, Litvanya, Macaristan, Moldova, Slovakya, Ukrayna ve Avrupa Birliği; kendi aile yapılarına zarar verebilir düşüncesi ile sözleşmeyi yürürlüğe koymayacaklarını açıklarlar… Türkiye dahil, geri kalan ülkelerden birçoğu sözleşmeyi 2014 yılında, bazıları ise sonraki yıllarda yürürlüğe koyar.

İstanbul sözleşmesinin öngördüğü kurallar çerçevesinde, Türk ceza Kanunu’nun 6284 sayılı uyum yasası hayata geçirilir ülkemizde… Kadına yönelik psikolojik, cinsel ve fiziksel şiddeti engellemek; zorla evlendirmelerin, kürtajın ve kısırlaştırmanın önüne geçmek; ayırımcılık, taciz ve ırza geçme olayları ile sözde ‘namus’ uğruna yapılanları ortadan kaldırmaya yönelik kapsamlı yasal düzenlemelerdir bunlar.

Kadına karşı şiddeti önleme ve izleme merkezleri (ŞÖNİM) kurulur ülke genelinde, daha 2012 yılında… Ardından elektronik kelepçe uygulaması başlatılır 2015’te… Bir panik butonu gibi çalışan ve bugün 700 bin kadının indirdiği; Kadın Acil Yardım İhbar Uygulaması (KADES) devreye sokulur 31 Ocak 2020’de.

Bütün bunların ötesinde, ulu önderimiz Mustafa kemal Atatürk; 1926 yılında, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasından tam 85 yıl önce, kadınlarımızın haklarını koruyabilmek için Türk Medeni Kanunu’nu yürürlüğe sokmuştu… Tarih 1945’i gösterdiğinde ise Aile Bakanlığı kurulur Türkiye’de… 1990 yılında kadın konukevleri açılır ülke genelinde ve kadınlara yönelik sosyal yardım hizmetleri başlatılır.

Ancak bir süredir, İstanbul Sözleşmesinin lehinde ve aleyhinde birtakım tartışmalar başlatılır Türkiye’de… İstanbul Sözleşmesini paravan olarak kullanan, LGBTİ dernekleri ve siyasi çıkarları uğruna onların yanında boy gösteren birtakım siyasi kuruluşlar, ellerinde pankartlar, yollara dökülür.

“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” sloganı ile vatandaş beyninde farklı bir algı yaratmaya çalışan, uluslararası mecralardan fonlanan bu grupların amaçları çok açıktır… Türkiye’nin son dönemdeki ‘durdurulamayan’ gelişimi, bir de bu yöntemle engellenmeye çalışılmaktadır… Başka ülkelerin özenerek baktığı kutsal aile yapımızı bozarak, ülke içi birlikteliğimize zarar vermek ve ulus devlet sistemimizi çökertmek; son yıllarda hızla devleşen küresel sermayenin işine gelecektir çünkü. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, geçtiğimiz Cuma günü İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldığımızı ilan etmesinin ardından, tartışmalar yeni bir boyuta girer… Bu kez de, Türkiye’deki kadın hakları sanki İstanbul Sözleşmesi ile kazanılmış; feshedilmesi durumunda ise ülkemiz kadınlarının perişan olacağı fikri işlenmeye başlanır beyinlere; yurtiçi ve yurtdışı mihraklar tarafından.

Kadın haklarına ancak 1950’lerde, 1960’larda kavuşmuş olan Avrupalıların, bizi bu konuda yönlendirmeleri ve ders vermeye çalışmaları çok tuhaf… İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen diğer ülkelerde kadın hakları ayaklar altına alınmadığı gibi, bu konuda çok daha fazla yol kat etmiş olan ülkemizde de alınmayacaktır… Üstelik istatistiki rakamlara baktığımızda İstanbul Sözleşmesinin imzalanmasının ardından kadın cinayetleri azalmamış, sürekli artış göstermiştir.

Dünya genelindeki ortalama kadın cinayetleri sayısı milyonda 13, ABD’de 9, Avrupa’da 7 iken; ülkemizdeki bu rakamın 4 olması bile bizim onlardan çok daha ileride oluğumuzu göstermektedir… Ancak, bu bizim hiçbir şey yapmamamız anlamı taşımamalıdır… Biz, bundan sonra, elimizde pankartlarla sokaklarda dolaşmak yerine; kadınlarımıza karşı işlenen şiddet suçlarını sıfırlayabilmek için milletçe kafa yorup; bize özgü aile yapımıza zarar vermeden, çözüm bulmamız gerekmektedir… Büyük Türkiye’nin şanına yaraşan budur.

Günün Sözü

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

Mustafa kemal ATATÜRK

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI