Türkiye’nin Gururu; İstanbul Havalimanı - ADEM AKÖL

28 Ekim 2020 Çarşamba 00:13

İstanbul Havalimanı, bundan tam iki yıl önce 29 Ekim 2018 tarihinde hizmete girmişti… Büyük bir gurur ve coşku içerisinde açılışı yapılan havalimanını kendi gözlerimle görüp, yapılan eleştirileri değerlendirme fırsatını ancak geçtiğimiz gün yakalayabildim.

Çok eleştirildi İstanbul Havalimanı… Projenin konumu da eleştirildi, Çevre Etkileşim ve Değerlendirme (ÇED) raporuna uyumsuzluğu da… Mimari projesi de eleştirildi, inşaat sistemi de… İhaleye katılanlar da eleştirildi, ihale yöntemi de… Yapım teknikleri de eleştirildi, yapım aşamasındaki emniyet tedbirleri de… İşletme sistemi de eleştirildi, ülkemizin sırtında büyük bir yük olduğu da.

Her yönüyle eleştirildi İstanbul Havalimanı… İsmini bile eleştirenler oldu… İsminden yola çıkarak, olaya başka anlam katanlar da oldu… Yeşilköy’deki eski havalimanının başında ‘Atatürk’ ismi olmasından yola çıkarak, yeni bir havalimanının gereksizliğini savunanlar da…

Halbuki “beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir” diyordu Ulu Önder… Peki, şimdi gerçek Atatürkçü kim oluyor? Onun isminin arkasına saklanarak hiçbir üretim yapmayanlar mı, yoksa Atatürk’ün duygularını hissederek, onun fikirleri doğrultusunda ‘Büyük Türkiye Cumhuriyeti’ni inşa etmek için canla başla çalışanlar mı?

Gelelim yapılan eleştirilere… Öncelikle bir havaalanı tasarlanırken, Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı’nın hazırlamış olduğu kriterlere uyulmasına özellikle özen gösterilir… Çünkü bu kriterler uzun ve detaylı çalışmalar sonucunda oluşmuştur ve tüm dünya buna dikkat eder… İstanbul Havalimanı’nın konumu da bu çerçevede tesbit edilmiştir… Kent merkezine oldukça yakın; ancak yapılaşmanın havalimanını istila edemeyeceği kadar uzakta.

Hazırlanan ÇED raporuna göre birtakım uyumsuzluklar muhakkak olmuştur; ancak böyle devasa bir projeyi hayata geçirebilmek için bazı fedakarlıklarda bulunmak kaçınılmazdır.

Hele hele, mimari ve statik projelerin eleştirilmesinin; iyimser ve yapıcı yaklaşımla yapıldığını hiç, ama hiç düşünmüyorum… Çeşitli alanlarda ödüller almış olan bu proje, uluslararası otoritelerin hayranlıkla izlediği bir çalışmadır.



Diğer taraftan, toplamda 10 milyon Avroluk bir işin ihale sürecinin eleştirilmemesi tuhaf olurdu… Cumhuriyet tarihimizin, bu güne kadarki en büyük projenin; bu yönü ile de, hala eleştiriliyor olması hiç de garipsenecek bir durum değildir.

Yapım aşamasında, emniyet tedbirlerinin tam olarak sağlanamaması yüzünden güvenlik ile ilgili kaygılar öne sürülerek yapılan eleştirilerin dikkate alınmış olması bile 27 işçinin çeşitli nedenlerle iş kazası sonucunda hayatlarını kaybetmesi tabii ki üzücüdür… Ancak dünya genelinde; alınan tüm güvenlik önlemlerine rağmen, her gün 5 bin kişinin iş kazası sonucunda öldüğü de bilinen bir gerçektir.

İstanbul Havalimanı, devletin sırtına konmuş ilave bir yük değildir… Tam tersi, yap-işlet-devret modeli ile hayata geçirilmiş olan projenin Türkiye’ye katkısı çok büyüktür… Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; böyle devasa bir proje, devletin kasasından tek kuruş çıkmadan ülkemize kazandırılmıştır… Üstüne de, 25 yıllık işletme süresinin tamamlanacağı 2041 yılı sonuna kadar, toplamda 22 milyar Avro ödenecektir… Devletin yolcu garantisi vermiş olması, kafaları bulandırmıştır belki ama; havalimanının faaliyete girdiği ilk yılda bile, yolcu sayısındaki artıştan dolayı elde edilen ek gelir bedeli olarak işletmeci konsorsiyum, devlete 22 milyon Avro ek ücret ödemek durumunda kalmıştır… Pandemi sırasındaki özel durumdan kaynaklanan gelir düşüşü, bunu nasıl etkileyecektir bilemiyorum; ancak tüm ihale sözleşmelerinde olduğu gibi “force majeure” fors majör, zorlayıcı sebep maddesi buraya da konmuştur diye düşünüyorum.

Sonuç olarak, İstanbul Havalimanı Türkiye’nin gururu bir proje olmuştur… Ben dünyada ülkelerin övünerek dile getirdiği birçok büyük havalimanına gittim… Mesleğim gereği, hem mimari hem de yapısal sistemlerini inceleme fırsatı elde ettim… Çok azı, İstanbul Havalimanı kadar estetik ve çok azı onun kadar yapısal mükemmeliyete sahiptir… Üstelik, devasa bir yapı olmasına rağmen, sistem o kadar basite indirgenmiştir ki; okuması-yazması olan en kültürsüz bir yolcu dahi, rahatlıkla en fazla 15 dakikalık bir yürüyüşle istediği noktaya ulaşabilmektedir.

Zarar verici eleştirilerden vaz geçip, kendi öz gücümüzle ürettiğimiz İstanbul Havalimanı gibi değerlerin kıymetini anlayarak; haklı gururun tadını hissetsek daha iyi olmaz mı?

Günün Sözü

Yaptığın işi gönlünde hissedersen, ırmaklar çağlar içinde.

Mimar Sinan

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI