Umuda Yolculuk - ADEM AKÖL

6 Mart 2020 Cuma 12:39

İnsan zorda kalmasa, evini barkını terk eder mi..? Çocuklarının karnını doyurabilse, ardına bile bakmadan bilmediği diyarlara göçer mi..? Ailesi ile birlikte güven içerisinde yaşayabilse, uğrunda canını feda edebileceği ülkesini düşman unsurlara brakıp, canını riske atarak yollara düşer mi?

Tam 72 yıldır, Yahudiler’in zulmünden kaçarak kendi topraklarında veya komşu ülkelerde sığınmacı olarak yaşayan milyonlarca Filistinli... Tam 42 yıldır Myanmar Budistler’inin zulmünden kaçarak Bangladeş, Pakistan ve diğer ülkelere sığınan 2 milyon Arakan’lı müslüman... Tam 34 yıldır Afrika kıtasındaki Somali ve Güney Sudan’daki iç savaşlardan kaçarak Kenya’daki mülteci kamplarına sığınan 600 bin masum insan... Meksika’da ABD’ye yaptıkları iltica başvurusunun sonucunu bekleyen 20 binin üzerinde Orta Amerika’lı yoksul insan... Dört milyonu Türkiye’ye olmak üzere, Esed ve teröristlerin zulmünden kaçarak başka ülkelere iltica eden 6 milyon Suriyeli... 1980-1988 Irak-İran savaşında Türkiye, Ürdün ve Suriye’ye kaçan yüz binlerce Kürt... Ve dünyanın diğer birçok bölgesinde yerinden edilen yarıdan fazlası çocuk olan 70 milyonu aşkın insan...

Tüm bu insanlar, doğup büyüdükleri toprakları; arkalarına bile bakmaya fırsatları olmadan; yanlarına, kendileri için büyük manevi değer taşıyan eşyalarını dahi alamadan; sadece sırtlarındakilerle yollara düşmeleri onların kaderi midir..? Sıcak yataklarında yatarken üzerlerine yağan bombalardan kaçmak için çıplak ayaklarla soğuk çamurlar içinde kilometrelerce yol yürümeyi onlar mı istemişti..? Ne yaparlarsa yapsınlar, karınlarını doyuramıyorlarsa bu onların suçu muydu..?

Yine de umutlarını yitirmez bunca insan... Dinsel açıdan umut bir erdemdir çünkü... Umutsuzluk ise Tanrı’ya isyandır... Hayat bekle der, yürek umut eder... Ve yollara düşer ayaklar, umuda yolculuk başlar... Umut tünelinin sonunda gördükleri ışığı yakalar bazıları... Bazılarının ise hazin biter bu çırpınışları, ışığı tam yakalamak üzereyken.

Avrupa ülkeleri umut kapısıdır birçok mağdur insan için... Türkiye, bu kapıya giden yol üzerindedir... Afganistan, Pakistan, İran, Irak ve Suriye’den kaçanlar hep bu kapıya ulaşabilmek için gelirler Türkiye’ye... Kapı bir gün açılır beklentisi içerisinde 4 milyon mülteci sığınır ülkemize.

Yüzyıllar boyunca geri kalmış ülkeleri sömüren Avrupa için, insanların mağduriyeti; onların perişanlığı, hiç önemli değildir... Onlar, sağ ellerini sol göğüslerine koymak yerine, muhasebe kurallarını kullanarak hareket ederler... Mülteciler arasında doktor, mühendis gibi kendi çarklarının dönmesine katkı koyacak, kendilerince kaliteli insanları seçip alırlar, gerisini çark dişlileri arasına girebilecek takozlar olarak kabul ederler ve kapılarını kapalı tutarlar.

Uluslararası Mülteci Hukuku’na saygıları yoktur... İnsana saygıları yoktur... Mülteci sorununu yaratanlar kendileri gibi emperyalist ülkelerdir çünkü... Mülteci sorununu yaratanlar, kendi refah düzeylerini başkalarının sırtına basarak, hep yukarılara çekmeye çalışan kan emicilerdir.

Günlerdir, Türkiye’ye sığınmış yüz binlerce mültecinin Avrupa kapılarına doğru yürüyüşlerini izliyor bütün dünya... Bu yürüyüşü durdurmak için sınırlardaki Yunan polisinin insanlık dışı engelleme yöntemlerini izliyorlar, duyarsızca... Perişanlıklarını, çaresizliklerini; yaralananları, öldürülenleri görmezden gelerek.

Uluslararası Mülteci Hukuku kimin umurunda..? İnsan Hakları kimin umurunda..? Ne yani..? Türkiye, sizin yerlerinden ettiğiniz bu zavallı insanları ömür boyu barındırıp, doyurmak zorunda mıdır..? Yıllardır kendi halkının kursağına giden iki lokmadan birini onlara ayırması yetmedi mi?

Günün Sözü

Umutsuzluk nedeniyle korkup kaçma

Umut, umutsuzluğun ötesindedir

Aş, yürü, geç onu

Karanlık geçidin ötesinde, ışık bulacaksın.

Alexander Pope

17. yüzyılın sonları ile, 18. yüzyılın başlarında yaşamış dönemin en büyük şairi.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI