UNESCO ve Gastronomi Şehri Adana - ADEM AKÖL

11 Temmuz 2019 Perşembe 13:02

UNESCO (United Nations Educational Scientific and Cultural Organization), Türkçe adıyla Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü... 1946 yılında kurulan örgüt, bugün 196 ülkede faaliyet göstermektedir. Gastronomi ise, yemek bilimi yahut da iyi yemek sanatı anlamındadır...

UNESCO “Savaşlar, erkek ve kadınların beyinlerinde başladığına göre; barışın inşası da erkek ve kadın beyinleri ile mümkün olabilecektir” felsefesi ile dünya genelindeki tüm insanların eğitim ve bilimdeki gelişimlerine katkı koyarak, kültür miraslarının tüm dünya ve sonraki kuşaklara aktarılabilmesi için faaliyetlerde bulunur...

Dünya nüfusunun yarıdan fazlasının şehirlerde bulunduğu gerçeğinden hareketle, kentlerin daha yaşanılır bir duruma getirilebilmesi için 20 civarındaki konuyu gündemine getirerek hazırladığı projelerle farkındalık yaratmaktadır... ‘Yaratıcı Şehirler Ağı’ kapsamında yeni bir tema olarak ‘gastronomi’ olgusu da yer alır UNESCO’nun 2030 ajandasında...

‘Yaratıcı Şehirler Ağı’na 72 ülkeden 180 kent kayıt yaptırmıştır... Gastronomi alanında ise ikisi Türkiye’den (Gaziantep ve Hatay) olmak üzere 26 şehir tescil hakkına sahip olmuştur...

Sevindiricidir ki, Türkiye’den üçüncü şehir olarak Adanamız da ‘UNESCO 2019 Yaratıcı Şehirler Ağı, Gastronomi’ başvurusu yapmış bulunmaktadır...

Adana Valiliğinin katkıları ile, Büyükşehir Belediyesi tarafından Haziran ayında çok kısa bir sürede hazırlanıp yapılan başvurunun ilk onayının alınmasının ardından, başvuru uygunluğu ve tarafsız gözlemcilerin hazırlayacağı değerlendirme raporuna göre Ekim sonunda ‘UNESCO Yaratıcı Şehirler’ ilan edilecek...

Geçtiğimiz Cuma günü Büyükşehir Belediyesi’nin Sheraton Otel bilgilendirme toplantısındaki başvuru ekibinin azmi görülmeye değerdi... Çeşitli kurumlardan 40 kişiyi aşkın ekibin sabahlara kadar başvuru raporunu hazırlayabilmek için yaptığı çalışma takdire şayandır... İnsanoğlu, azimle çalışma sonucunda kendi gücünü kanıtlayabilir ancak... Ve bu uğraş muhakkak karşılığını bulur...

Portakal Çiçeği Karnavalı, Sağlık Turizmi Festivali, Kebap ve Şalgam Festivali ve Lezzet Festivali ile Adını dünyaya duyurmayı başarmış Adana’nın, UNESCO tarafından gastronomi şehri olarak tescil edilmesi ile çok daha iyi bir konuma gelebilecektir...

Tescilin gerçekleşmesinin ardından Adana, klasmanındaki dünya şehirleri ortak projelerinde yer alacak, kent içinde ise ‘Mutfak Müzesi’, ‘Kadın Gelişim ve Eğitim Merkezi’, ‘Mutfak Atölyeleri’ gibi projeler hayata geçirilecektir...

Bunlara paralel olarak tarım gelişecek, tarımın gelişmesi üse sanayinin yeniden şekillenip çeşitlendirilmesine yol açacaktır...

Gastronomi turizmi ile yıl 12 ay kentimize gelecek olan yerli ve özellikle yabancıların yaratacağı hareketlilik sonucunda tüm sektörler de bu pastadan pay alacaktır...

Adana artık bir ‘yeniden varoluş mücadelesi’ üçerisine girmiş bulunmaktadır... Bu mücadeleyi sadece başvuruyu yapan 40 kişilik ekibe ihale etmek hem kendimizin hem de Adana’mızın kaderini riske atmış olacağız... Varoluş mücadeleleri ayni topraklarda yaşayan tüm insanların üstün ve özverili çalışmaları ile kazanılabilir ancak...

Sonunda kazanan Adana, sonunda kazanan iki-buçuk milyon Adana’lı olacaktır... Her Adana’lının bu anlamda yapabileceği muhakkak birşeyler vardır...

Öncelikle başta Büyükşehir olmak üzere, tüm belediyelere büyük görevler düşmektedir... Çok acil olarak el ele verip Adana’nın çehresini basitleştiren, kirlilik yaratan, geri kalmış kent görüntüsünden kurtarmak gerekmektedir... Bu unsurlar tarafsız gözlemcilerin UNESCO için hazırlayacağı rapora şüphesiz ki etki edecektir...

Kaliteyi belirleyen küçük detayları görmezden gelirsek hata yapmış oluruz... Hemen yarından; işi bilen tamirat ekipleri oluşturarak, kent genelindeki yollarda umursuz ve iş bilmez beyinlerce yaratılmış olan yüzlerce rögar çukuruna müdahale edip kapakların asfalt seviyesine getirilmesini sağlamak lazım...

Hemen yarından; bilinçsizce zarar verilen ancak umursuzca tamir edilmemiş bordürlere el atmak lazım...

Hemen yarın; kentin görüntüsünü basitleştiren tabela kirliliğine bir standart getirmek lazım...

Bunlar birkaç ay içerisinde çok küçük maliyetlerle çözülebilecek sorunlar olması karşılığında Adana’ya kazandıracağı estetiğin büyüklüğü tartışılamaz...

Ve karşılığında Adana hak ettiği UNESCO gastronomi tescilini emin olun alacaktır... Üstelik Türkiye de dünyada en fazla gastronomi şehrine sahip ülke ünvanına sahip olacaktır...

Haydi Adana, şu şeytanın bacağını kıralım artık...

Günün Sözü

Kendi gücünden şüphe edersen, şüphene güç katarsın.

Birçoğumuz ‘güç’ olgusunu ünlü yazar Leo Buscaglia’nın yorumladığı gibi düşünmemiştik belki de... Kendi öz gücümüze güvenerek büyük işler başarmak kendi ellerimizdedir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI