Üniter Bir Libya Devleti - ADEM AKÖL

26 Haziran 2020 Cuma 02:34

Geçtiğimiz 12 Haziran’da kaleme aldığım “Libya’da Sona mı Geliniyor” başlıklı yazımda, Libya sorununun üniter bir devlet olarak çözümlenmesi gereğini vurgulamıştım... O günden bu yana gelişen olaylar, bunun önemini bir kat daha artırmıştır.

Hafter’e bağlı güçlerin, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)’yi Tripoli açıklarında sıkıştırmasının ardından; kaybedilen yerler, Türkiye’nin devreye girmesiyle yeniden UMH lideri Fayiz es-Serraç’ın kontrolüne geçer... Libya’nın doğusuna doğru çok rahat ilerleyen; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin doğrudan destek verdiği UMH güçlerini durdurabilmek için, çeşitli yollara başvurur ilgili ülkeler... Bunun üzerine Sirte ve Cufra’daki Hafter işgalcilerini temizledikten sonra, iki kentin batı tarafına çekilmek zorunda kalır UMH...

Rusya, paralı asker firması Wagner’e bağlı olarak Hafter yanında savaşan 2 bin askerinin yanısıra; uçak bombardımanları ile doğrudan yer alır sahnede... Türkiye’nin güçlü bir heyet göndererek, Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni Tripoli’de ziyaret etmesi sonucunda, Türkiye ile UMH arasında pekişen yakınlıktan, faydalanmak ister Trump hükümeti... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak, Libya’da ortak hareket edebileceklerini söyler Trump... Amacı; Türkiye’nin Libya’da kazandığı güçten faydalanarak; hem Rusyanın bölgedeki etkinliğini azaltmak, hem de Libya üzerinden birtakım kazanımlar elde etmektir.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, Türkiye’ye karşı agresif bir tutum sergileyerek; ‘Türkiye’nin Libya’ya müdahale etmesinin kabul edilemez olduğunu; Türkiye’nin NATO’dan faydalandığını; buna izin verilmeyeceğini’ söyler.

Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi; kendi sınırından bin kilometre içeride olan, Sirte ve Cufra’nın kırmızı çizgileri olduğunu; ihlal edilmesi durumunun bir savaş vesilesi olacağını söyleyerek, askerlerine hazır olma talimatı verir.

Libya’da 2011 yılı başlarında şiddetlenen ‘Arap Baharı’ protestolarından, sivil halkın zarar görmemesi için; BM Güvenlik Konseyi’nin çağrısı ile NATO’ya bağlı güçler; Libya’ya bir dizi operasyon düzenledikten sonra, yıl sonunda geri çekilirler... Ancak, geçtiğimiz günlerde NATO Genel Sekreteri Stoltenberg bir açıklama yaparak; artık NATO’nun politik çözümlerle de ilgilenmesi gerektiğini belirterek, BM tarafından tanınmış olan Fayiz es-Serraç hükümetine destek vermeye hazır olduğunu söyler.

Sirte ve Cufra, Libya’nın en önemli 2 kenti... Hidrokarbon kaynaklarının yüzde 60’ı Cufra bölgesinde bulunur ve ihracat Sirte limanı üzerinden yapılır... Bu 2 kent üzerinde hakimiyet kurabilen taraf; stratejik olarak, Libya’nın tamamını kontrolü altına almış olur.

Rusya’nın Libya’da bulunmak isteyişinin tek bir nedeni var; o da, Avrupa’yı daha yakından kontrol etme arzusu... Tabii biraz da petrolden pay çıkarma peşinde... Bunun için, Sirte’de bir deniz üssü, Cufra’da ise bir kara üssü planlıyor.

ABD’nin Libya’da üslenmek istemesinin de tek bir nedeni var... Kuzey ve Orta Afrika ülkeleri ile Libya’nın enerji kaynaklarını kontrol altında tutmak istiyor... Libya paraçalanırsa amacına daha kolay ulaşabileceğini düşünüyor.

Fransa’nın Lbya’da üs kurmak istemesinin de tek bir nedeni var... Fransa, Libya’yı Afrika’ya açılan kapı olarak görüyor ve kuzey-batı Afrika’daki eski sömürge ülkelerini kontrolü altında tutmak istiyor... Bunun için, güneydeki Fizan çölünde askeri üs kurmayı planlıyor.

Mısır’ın da niyeti tektir... Libya’nın bir savaşa sürüklenmesi durumunda, kendi sınırına yakın olan kuzey-doğu bölgeleri üzerinde kakimiyet kurmayı hedefliyor... Ancak, iyi bir ABD  müttefiki olan ve Rusya ile işbirliği yapan Sisi; kendi koltuğunu kaybedecek korkusu ile doğrudan bir çatışma içerisine girmek yerine, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ı kullanmayı planlıyor... Zaten Mısır ekonomisi, sıcak bir savaşın külfetine dayanamaz.

Türkiye’nin amacı ise, diğer ülkelerden farklı olarak; Libya’nın toprak bütünlüğünü korumaktır. Bunu yaparken imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmasının sürekliliğini korumak ve Türk müteahhitlerinin 1971’de başlayan ve 2011’de duran Libya yapılanmasında yeniden etkin rol üstlenebilmektir.

Türkiye, Libya’da yeni bir fırsat daha yakalamıştır... ABD’nin ulusal çıkarları doğrultusunda Libya’da atacağı adımlar karşılığında; Suriye’de sınırlarımız boyunca 30 kilometre genişliğinde şerit oluşturmak için başlatılan Barış Pınarı Harekatının tamamlanmasına engel teşkil eden, PKK ve YPG’ye yaptıkları desteği kaldırmasını ve S400’ler için olası yaptırımların askıya alınmasını talep etmelidir.

Günün Sözü

Bir memleketin saha bakımından büyüklüğü onun gerçek büyüklüğünü ifade etmez ve bir milleti millet yapan arazisi değildir.

Thomas Henry Huxley

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI