Unutulan Korona ve Demirspor Coşkusu - ADEM AKÖL

31 Temmuz 2020 Cuma 10:40

Geçtiğimiz Aralık ayından beridir dünyamızı kasıp kavuran; gün itibarı ile 17 milyonu  yataklara düşüren, birçoğunu solunum cihazına mecbur kılan, 700 bin insanın ölümüne yol açan Covid-19 virüsünü; nam-ı diğer, Korona’yı artık pek takan yok.

“Başa gelmeyince, bilinmez” sığ aklın ardına saklanıp; “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” yahut da “bana birşey olmaz” mantığıyla, yüz yüze geldiğimiz tehlikenin boyutunu önemsememenin hangi ortamda olursa olsun yaratacağı acı sonucu görebilmek, bir kehanet değildir.

Dünyamızda ve ülkemizde aldığı can sayısını küçümseyerek “n’olacak ki; grip yüzünden daha fazla insan ölüyor” yanılgısı içinde, esas tehlikeyi görmezden gelmek, veya görmek istememek, veya görememek; bizi, ‘kafasını kuma sokan devekuşu’ yapar ancak.

Bugün itibarı ile Covid-19 teşhisi sonucunda; Türkiye’de tedavi altına olan 17 bin civarındaki hasta sayısının, 83 milyonluk büyük bir nüfusun yanında fazla bir anlam ifade etmediğini düşünenler;  vücutlarındaki virüsten habersiz, aramızda dolaşan 200 bin taşıyıcının yaydığı tehlikenin boyutunu da idrak edemezler.

Dünyadaki ekonomi çarklarının, geçtiğimiz Aralık ayından beridir durma noktasına gelmiş olması; gelir dağılımındaki adaletsizliği daha bir adaletsiz kılarak, oluşacak yeni düzendeki büyük sermaye sahiplerinin; yeni paylaşım savaşı içerisinde, sadece ve sadece üreten ellere yaşam hakkı tanıyacağını idrak edememek saftiriklik değil de nedir?

Hal böyle iken; bu savaştan güçlü bireyler ve güçlü bir Türkiye olarak çıkmak için mücadele etmek varken, lakayıt, umursamaz, vurdumduymaz davranışlar sergilemek, sadece bizlerin değil, çocuklarımızın da geleceğini tarumar etmeye hakkımız var mıdır?

Adana Demirspor, 1973-1984 yılları arasında 11 yıl devam eden Süper Lig başarısına ulaşabilmek için; geçtiğimiz Pazar akşamı Adana’da oynanan Demirspor-Bursaspor karşılaşması sonrasında yakalamış olduğu fırsatı, taraftarların Covid-19 tehlikesini unutarak yollara dökülüp çılgınca kutlaması, görülmeye değer bir tablo oluşturdu.

Gece saat 9’da başlayan maç öncesinden yollara dökülen genç taraftarlar; ilk yarının golsüz tamamlanmasının verdiği stresle, konuşlandıkları stadyum çevresinde ‘çıt’ çıkarmadan büyük bir sessizlik içerisinde bekleyişlerini sürdürdüler. 53. dakikada kaydedilen golle başlayan tezahüratın boyutu; 78. ardından 88. dakikalarda kaydedilen goller yüzünden hat safhaya çıkmasına ve taraftarın kendinden geçmesine neden oldu.

Karşılaşmanın 4-1 tamamlanmasının ardından Vali Yolu-Gazipaşa Bulvarı kavşağında Demirspor otobüsünü bekleyen belki de 10 bin kişilik taraftarın ‘soyal mesafe kuralını’ dikkate almak yerine ‘sosyal yakınlaşma’ kuralını takip ederek kapıldıkları coşkunun bir benzerini uzun yıllardır izleme fırsatım olmamıştı.

Geceyarısına kadar bitmeyen bir enerji ve renkli görüntülerle kavşaktaki trafiği durdurarak otobüsü bekleyen mahşeri kalabalık; “otobüs başka yoldan gidiyor” fısıltısı üzerine dağılmaya yüz tutmuşken, otobüsün gelişini sezinleyerek kavşağa doğru koşarken duydukları heyecanın aynisini, onları uzaktan izleyenlerin de yaşamaması mümkün değildi.

Kasım Gülek Köprüsü yönüne dönüş yapmaya çalışan otobüsün, tezahhürat seli ile engellenmiş olması ve çaresizlik sonrasında geri manevra yaparak ters istikamete doğru kaçışı dahi görülmeye değer bir manzara idi.

Bu denli coşkunun bir başka takımın kaydettiği başarı sonrasında yaşanmasının pek vaki olduğunu sanmıyorum... Bu coşku, sadece Adana Demirspor taraftarlarına özgü birşey olsa gerek..!

Yarı finalde kaydedilen başarı sonrasında, bu denli heyecan yaşanmış olması; finalde alınması muhtemel bir başarının yol açacağı coşkunun boyutunun, insan zekasını zorlayacak nitelikte olacağını göstermektedir.

Çok uzun bir aradan sonra Süper Lig heyecanını doyasıya yaşamak, Demirspor taraftarının hakkıdır muhakkak; ancak bizi sarmalayan Covid-19 virüsünün yayılmasına zemin hazırlamak hiç de hakları değildir.

Günün Sözü

Başarı final değil, başarısızlık ise dünyanın sonu değil... Önemli olan, devam edebilecek cesarete sahip olmaktır.

2. Dünya savaşının ünlü İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in motive edici bu sözü nekadar önemli değil mi?... Başarılı olsak da, başarısız olsak da çalışmaya devam etmeliyiz...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI