Vefa Grubu’na Yapılan Saldırıların Altında Yatan Gerçek - ADEM AKÖL

19 Mayıs 2020 Salı 00:15

Dünyamız, dolayısıyla ülkemiz insanlığını geçtiğimiz Aralık’tan bu yana yok etmek için uğraşan; bir toz zerreciğinden çok daha küçük olan, Covid-19’dan nasıl kurtulabileceğimizi bir-kaç ay içerisinde iyice öğrenmiş olduk... Covid-19’un nerelerde yaşayabildiğini, hangi durumlarda ve ne zaman ortaya çıkabileceğini keşfederek ona göre birtakım bilimsel önlemler hayata geçirdik... Bu önlemlere harfiyen uyum gösteren, hiç kimseye; ama hiç kimseye Koronavirüs’ün en ufak bir zararı dahi olamaz.

Öte yandan, 40 yılı aşkın bir süredir ülkemizi içten kemirerek yok etmeye çalışan; Koronavirüs kadar bir zerrecik dahi olmayan, canavar kılığına bürünmüş bölücü terör mensuplarının kökünü ne yazık ki bir türlü tamamen kazıyamadık... Bunlar, Covid-19’dan çok daha fazla yayılımcıdırlar çünkü... Bugün, Covid-19’un varlığını 10 dakikada tespit edebilirken, bunlar yıllardır, içimize öyle bir yayılmışlar ki; kimin ne olduğunu anlamak mümkün değil... Bunlar, yıllardır çevrelerini öyle bir enfekte etmişler ki; nerede ne zaman ortaya çıkacaklarını hiçbir teknoloji tespit edemez.

Ülkemizde ilk Korona vakasının görüldüğü 10 Mart’tan hemen sonra, hükümetimiz tarafından birtakım koruyucu önlemler hayata geçirilmeye başlandı... Bu önlemlerden belki de en hayati olanı; İçişleri Bakanlığı’nın 5762 sayılı genelgesi ile, 21 Mart’tan başlayarak 65 yaş ve üzeri olanların sokağa çıkmalarını yasaklamak oldu... Amaç, bağışıklık sistemi nispeten daha zayıf olan büyüklerimizi bu illetten koruyabilmek idi.

Büyüklerimizi eve kapatarak, onları Covid-19’dan uzak tutabilecektik belki ama hayatlarını idame ettirebilmeleri için onlara birtakım yaşamsal hizmetleri sunabilmenin çözümünü de oluşturmak gerekiyordu... İşte bu amaçla vakit kaybetmeden, “Vefa Sosyal Destek Grubu” kuruldu... Grubun personeli de hazırdı... Polis, jandarma, bekçi, AFAD, yerel yönetimler ve Kızılay ekipleri; bu kutsal görevi yerine getirmek için, ülkemizin tüm Valilik ve Kaymakamlıkları nezaretinde organizasyonlar yapıldı.

Çağrı merkezleri kuruldu... 155, 156, 112 ve diğer telefonlar, her gün yüzbinlerce çağrı almaya başladı... Büyüklerimizin ilaca ihtiyacı vardı; sağlık hizmetine ihtiyacı vardı... Alışveriş ihtiyacı vardı; kimilerinin pişmiş aşa ihtiyacı vardı... Yalnız yaşayanlar vardı; temizliğe ihtiyacı vardı onların... Sabah akşam demeden koşuştu vefa borcunu ödeyebilmek için “Vefa Sosyal Destek Grubu” yorulmadan; öfleyip, püflemeden.

Covid-19’dan daha tehlikeli, daha yayılımcı, çok daha acımasız; bölücü terör mensupları boş durur mu hiç...? Siz, bu ülkeyi en uzun süre sahiplenmiş olanları; bu ülkenin hafızalarını, ‘kendini insan zanneden, canavar kılığına bürünmüş virüsleri’ en iyi tanıyanlarını; “nasıl olur da koruma altına alıyorsunuz...?” “Biz, sizin bu uğraşlarınızı baltalamaz mıyız...?”

Geçtiğimiz 14 Mayıs sabahı, Van’ın Özalp Kaymakamlığı’na gelen talepler doğrultusunda bir Vefa Grubu aracı, Eğribelen Mahallesi’ne talepleri teslim ettikten sonra geri dönerken, öğle saat 12 civarında arkadan yanaşan başka bir arabadan; uzun namlulu silahlarla açılan ateş sonucunda, 2 kişi şehit olur... Saldırının PKK tarafından düzenlendiği anlaşılarak, olayla ilgisi olan 38 kişi göz altına alınır... Bunlardan 6’sının HDP Özalp İlçe Başkanı ve yöneticileri olduğu tespit edilir.

İlginçtir, HDP Eş Başkanı ve Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı dahil birçok lider, açıklama yaparak ‘terör lanetlenir...’ Ancak Van’daki saldırının üzerinden henüz 10 saat bile geçmeden, bu kez Adana’da benzer bir olay daha yaşanır... Bu kez, Yüreğir Kaymakamlığı önünde, Kaymakam Oğuzhan Bingöl’ün bizzat organize etmeye çalıştığı bir Vefa Grubu’na saldırıda bulunulur...

Vefa Grubu’nun faaliyetlerini sabote etmek adına sözlü ve fiziksel saldırılarda bulunanların başında Ana Muhalefet Partisi’nin Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı vardır... Başkan ve arkadaşları tutuklanır.

Atatürk’ün ülkemizi gençlerimize armağan ettiği 19 Mayıs’ın sadece birkaç gün öncesinde ‘bazı gençlerin’ tevessül ettiklerine bakın... 93 yıl önce “Ey Türk Gençliği” diyerek başlıyordu nutkuna Ulu Önder: “Birinci vazifen: Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir” diye haykırıyordu...

Emin olun Atatürk, bu ülkeyi; beyni virüs istilasına uğramış olanlara değil, sayısal yaşı ne olursa olsun Türkiye’yi yüceltmek adına canla başla çalışan gençlere emanet etmiştir.

Günün Sözü

Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.

M. K. ATATÜRK

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI