Venezuela - ADEM AKÖL

21 Şubat 2019 Perşembe 09:42

Birkaç aydır gündemimize oturan Venezuela ve Maduro isimlerini sık sık işitmiş olmamıza rağmen, bölgedeki gerçeklerle ilgili pek fazla bilgi sahibi olduğumuzu sanmıyorum...

Venezuela; Güney Amerika kıtasının kuzey-doğu kıyısında Türkiye’den biraz büyük 32 milyon nüfuslu bir ülke...

Dünyanın tespit edilmiş en büyük petrol rezervine sahip... Altın rezervi bakımından da oldukça şanslı...

Zengin petrol ve maden yataklarına sahip bir ülke, emperyalist güçler tarafından rahat bırakılır mıydı hiç?..

1998 yılına kadar, yaklaşık 100 yıl boyunca ABD’nin tayin ettiği diktatörler tarafından yönetildi Venezuela... Aslında yönetilmedi, doğal zenginlikleri sömürüldü uluslararası dev şirketler tarafından... Halkına da sus payı verildi, nispeten iyi bir yaşam için imkânlar oluşturuldu...

1998 yılında Birleşik Sosyalist Parti lideri Hugo Chavez, iktidarı ele geçirmeyi başardı... Petrolü millileştirdi, Amerika tekelindeki şirketleri ülkeden kovdu... Kovdu kovmasına da, olanlar ondan sonra oldu; darbe ve suikast girişimleri, ekonomik ambargolar darmadağın etti ülkeyi...

2013’te kansere yenik düşerek ölen, rivayete göre ABD tarafından öldürülen Hugo Chavez’in yerine Dışişleri Bakanı Nicolas Maduro seçilir... Maduro döneminde durum daha da kötüye gider...

Venezuela’nın büyük çoğunluğu, Bolivar’cı devrimcidir... Bolivar’cı devrimin hayatta kaldığı tek ülkedir...

Hem Chavez, hem de Maduro; inandıkları felsefeden mi, yoksa insani kişiliklerinden mi, muhalif hareketlere göz yumar ülkede... İçten kemirilir Venezuela ... O kadar insani davranılır ki; Chavez’e suikast düzenleyenler bile bir-kaç yılın sonunda affedilir... İçten kemiriyi teşvik eder tabii ki bu insani tutumlar...

Günlük petrol üretimi 3 milyon 300 bin varilden, 7 yüz varile geriler... Halk perişan; komşu ülkelere yapılan göçler 3 milyona ulaşır. 16 bin doktor terk eder ülkeyi, çocuklar doktorsuz ve ilaçsız kalır... Açlık, hastalık ve ölüm kırıp geçirir ülkeyi...

ABD’nin uyguladığı ambargo altında çaresiz kalan Maduro, Çin’le anlaşma yapar petrolünü satabilmek için... Ancak ülkesini hiper enflasyondan kurtaramaz...

Amerika sadece 4 günde ulaşabileceği, yanıbaşındaki dünyanın en zengin petrol yataklarını kaçırırmı hiç?.. Niye ancak 44 günde zar zor ulaşılan Orta-Doğu petrolüne fazla para ödesin ki?...

Venezuela petrolünün en büyük alıcısı idi ABD ambargodan önce... Uygulanan ambargo sadece Venezuela’yı değil, ABD’deki büyük petrol şirketlerini de zor duruma soktu... İşleyecek petrol bulmakta zorlanıyor büyük şirketler... Üretimin düşmesi ile Amerika’daki akaryakıt fiyatları yüzde 5’in üzerinde zam gördü... Venezuela ise çıkardığı petrolü hem satmakta zorlanıyor, hem de bulabildiği pazarlara nakletmekte... Çünkü petrolün akışkan hale gelip taşınabilmesi için Amerika’dan ithal ettiği neft yağına ihtiyacı var...

Darbe çığırtkanlığı yapar ABD... Ekonomik ambargoyu daralttıkça daraltır, halk perişan olur ve bu durumdan faydalanarak tüm becerisini ortaya koyup, muhalif lider Juan Guaido’nun başkanlığını ilan etmesini sağlar...

Halbuki Venezuela’da modern ve iyi bir seçim sistemi mevcut, muazzam bir kontrol mekanizması sayesinde manipülasyon imkanı yok... Dolayısı ile Maduro hükümetinin meşruiyeti sorgulanamaz...

Amerika ve yandaşı Kanada ile ABD güdümündeki Brezilya, Kolombiya, Paraguay, Arjantin ve Peru gibi Güney Amerika ülkeleri hemen; sonradan ise Fransa, Almanya ve İspanya Guaido’ya destek çıkar...

Meksika, Bolivya, Küba, Rusya, İran, Çin ve Türkiye gibi ABD ile ihtilaflı ülkeler ise Maduro’nun tarafını tutar...

Türkiye ile Venezuela çok iyi dostlar... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleyici mesajları, Venezuela halkını çok mutlu eder...

Ancak bir zamanlar Amerika ve Rusya’dan dahi daha zengin olan Venezuela halkı, kuru bir ekmeğe muhtaç kalmaktan kurtulamaz, buna rağmen dik durur Maduro ve taraftarları...

Son günlerde başka bir taktik peşinde Amerika: Uçaklarla Kolombiya-Venezuela sınırına yiyecek ve ilaç yardımı göndermeye başlar... “Biz dilenci değiliz” diyerek halkını bu yardımlardan uzak tutmaya çalışır Maduro...

Başarabilir mi bilinmez... Çünkü bu uçaklarla, muhalif güçlere silah da gönderildiği iddia edilir...

Amaç; içten kemiriyi silahla güçlendirip Maduro’yu al aşağı etmek...

Günün Sözü

‘Cesaret’ kaslarımız gibidir, kullandıkça güçlenir.

Ruth Gordon, Amerikan film yıldızı ve senarist:

Hayatımızın her alanında amacımıza ulaşabilmemiz, cesaretli adımların atılmasıyla mümkündür. Elde edilen her başarı sonrasında, daha büyük hedefler için gerekli olan cesaret oluşur.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI