Yağmur Bir Doğal Afet mi..? - ADEM AKÖL

30 Aralık 2019 Pazartesi 09:03

Doğal afet, beklenmedik bir anda insanların mallarının ya da güvenliklerinin tehlikeye girmesi, veya yok olmasıdır... Bunlar deprem, volkan, tsunami, fırtına, kuraklık, çığ, toprak kayması, erozyon, sel ve taşkın olarak sıralanabilir.

Deprem, volkan ve tsunami; yeryüzünün jeolojik hareketlerinden kaynaklanan, insanoğlunun hiçbir şekilde engelleyemeyeceği doğal oluşumlardır... Ancak, çeşitli tedbirler alarak zararı minimuma indirgemek, hatta sıfırlamak onun elindedir.

Fırtına, kuraklık ve çığ ise, doğal süreçte meydana gelen meteorolojik oluşumlar olmasına rağmen, insanoğlunun doğaya verdiği zararlar nisbetinde etkisini artırmaktadır.

Toprak kayması ve erozyon da doğal süreçte meydana gelen jeomorfolojik afetler olarak tanımlanır, ancak insanların duyarsızlığı hep göz ardı edilir.

Sel ve taşkın ise tamamen insanoğlunun asırlardır yaptığı hatalarından, tedbirsizliğinden, bilgisizliğinden ve umursuzluğundan kaynaklanmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre dünyada meydana gelen doğal afetlerin yüzde 50’sini sel ve taşkınlar oluşturmaktadır... En çok can ve mal kaybına ise depremler neden olur.

Peki niye doğal afet diye tabir edilen oluşumların yarısını seller ve taşkınlar meydana getirir..?

Dünyanın yaşı 4 buçuk milyar yıl olarak hesaplanır... Bugünkü modern insanın ataları sayılan homo-sapiens’lerin ise 200 bin yıl önce varlık gösterdikleri bilinir... Yani dünyanın yaşının yanında insanoğlunun yaşı çok küçük kalır... Bu ne demek..?

Dünya, insanoğlu henüz türemeden; kendi oluşumunu tamamlamış, sistemini kurmuş, düzenini devam ettirdi milyarlarca yıl boyunca... Sonra insanoğlu geldi onun sistemine aykırı birçok usulsüz işler yaptı, allak bullak etti düzenini.

Peki ne yapmak gerekiyordu..? İnsanoğlu bu dünyanın önemli bir parçası olduğuna göre ve yaşamını da burada devam ettirmek zorunda olduğuna göre; dikine işler yapmak yerine, sisteme zarar vermeyecek çözümler üretmesi gerek miyor muydu..?

Üç gün boyunca devam eden yağmur felç etti Adana’yı... Peki bu; bir hafta, 10 gün devam etseydi..? Arabalar yerine teknelerle mi dolaşacaktık sokaklarda..? Bilmek istemiyorsunuz galiba..? 50 yıl önce de, 100 yıl önce de böyle yağmur yağıyordu Adana’ya... Kim bilir, belki daha da fazla...

Sen, doğal dengenin hayati bir elemanı olan bitki örtüsünü acımasızca yok et, sonra da ‘doğal afet’ diye şikayet et...

Sen, doğanın 4 buçuk milyar yılda oluşturduğu dereleri hiçbir önlem almadan doldurarak üzerine evini inşa et, sonra da ‘doğal afet’ diye saçını-başını yol...

Sen sokaklarını, caddelerini oluştururken; geçtiğimiz 100 yılın statistiki yağış değerlerini göz ardı ederek; kafana göre, hiçbir standarda uymayan; kalitesiz bir drenaj sistemi kur; hatta bazı yerlere hiç kurma; sonra da ‘doğal afet’ diye hayıflan...

Sen, yarım yamalak inşa ettiğin drenaj sisteminin rutin temizliğini yapma; rögarların çamur ve çöple dolmasına izin ver; sonra da ‘doğal afet’ diye isyan et...

Sen, konutunu yol seviyesinin bir metre altına inşa ederek akan suyu evine yönlendir; sonra da ‘doğal afet’ diye çaresizlik içinde kıvran...

Sen, tarlana drenaj sistemi yapmayı akıl etme; mevcut olanları da molozla doldur; sonra da ‘doğal afet’ diye devletten zarar-ziyan talep et...

Sen, Adana’yı bu duruma getiren ve kötü gidişe dur demeyen her kimsen, vicdanın hiç sızlamıyor mu..?

Günün Sözü

Dünya’nın sana bir hayat borçlu olduğunu söyliyemezsin. Dünya sana hiçbirşey borçlu değildir... O senden çok önce buradaydı.

Ünlü yazar Mark Twain’in zekice dile getirdiği bu söz çok anlamlı değilmi..? Birçoğumuz tembellikle şekerleme yaparken dünyanın bize bir fırsat vermesini bekliyoruz. Maalesef gerçekler böyle değildir... İstediğimiz hayatı oluşturabilmenin ham maddesi bizdedir... Kaynaklarımızı üretime dönüştürüp dönüştürmemek kendi ellerimizdedir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI