Yangın - ADEM AKÖL

2 Ağustos 2021 Pazartesi 00:57

“Yaş tek bir ağaç kesenin, kellesini vururum” demiş Fatih Sultan Mehmet, yaklaşık 6 asır önce bile, yeşile verilen önemi vurgulamak için… Hümanizm masalları anlatan bazılarımızın bu hoşuna gitmeyecek belki ama, bir tek ağaç dahi yok etmenin cezası çok daha ağır olmalıdır, bence… İnsanlık hayrına kesmek zorunda kalınan 1 ağaç yerine en az 100 ağaç dikme zorunluluğu getirilmelidir ki, yasalarımız bunu böyle öngörse de sağlıklı takibin yapıldığını sanmıyorum.

Peki, yakarak orman yok edenlere verilmesi gereken cezanın ne olması gerekiyor sizce? Devletimizi zor durumda bırakmak için kasıtlı olarak yangın çıkaran adilerden, vatan hainlerinden, kendi geleceklerini katledenlerden, öz çocuklarını ateşte kızartanlardan bahsetmiyorum sadece, bunları Allah’a havale etmekle çözümlenmiyor bu sorun…

Ne yazık ki yangınların yüzde 90 üzerindeki bir yüzdesi kasıt, ihmal, umursamazlık ve bilinçsizlik yüzünden çıkıyor… Çok az bir kısmı ise yıldırım gibi doğal olaylar sonucunda meydana geliyor.

Hiç kimse, “benim bu işte hiç suçum yok, ben bu konuda çok duyarlıyım” diyerek kendini aklamaya çalışmasın… Böyle söylemlerle, kendini ‘sütten çıkmış ak kaşık zanneden’; genelleme yapmayacağım ama, ‘zukkumlandığı’ sigarasını araba camını açarak var gücüyle yol kenarındaki barutlaşmış kuru otlar içine fırlatan çok kültürlü(!) insanlar gözlemliyoruz yaşamımız boyunca… Üstelik, “bir şey olmaz” diyerek yaptığı hareketin doğruluğuna sizi ve kendini inandırmaya çalışır pişkince.

Adam; “it geçmez, kervan geçmez” bir yerde yaptığı pikniğin artıklarını etrafa saçmaktan, hiç hicap duymaz… Bazıları da atıklarını bir poşete koyup, ağaç köküne bırakarak “çevreyi koruyorum” zanneder küçücük beyniyle… Çıkardığın pisliği poşete koyup, o da yoksa cebine koyup gördüğün ilk çöp bidonuna atsan eline mi yapışır?  

Adam, “gözlerden ırak bir yere” manitasını götürür; peş peşe yuvarlanan bira şişelerini hava atarak itinalı bir şekilde dizmesini bilir de, işi bitince onları arabasına koyup itinalı bir şekilde çöpe atmasını akıl etmez.

“Atıklar sadece çevreyi kirletir, nasıl yangın çıkarabilir” diyerek sakın kendinizi savunmayın… Şişeler bölgeye gelen başkaları tarafından gelişigüzel fırlatılıp kırılır ve daha geniş alanlara yayılır… Çok sıcak günlerde, güneşin cam parçalarına dik geldiği durumlarda, güneşin ısısı odaklanarak, çok daha yüksek bir ısı oluşturarak alttaki kuru otları ateşler ve rüzgarın da etkisiyle koca orman, içindeki canlılarla birlikte yanarak kül olur.

Bilmem siz çocukken küçük bir cam parçası alıp arkadaşınızın eline güneşi odaklayacak şekilde bir süre tutup onun hissettiği yanma acısını gözlemlediniz mi? Yahut da cam parçası kullanarak kuru otların üzerine güneşi odaklayarak yakmaya çalıştınız mı hiç? İşte tam da bu şekilde, etrafa bıraktığımız yüzbinlerce ton cam parçacığı doğayı hep yangın tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıyor mu?

Geçtiğimiz hafta, özellikle ülkemizin turistik bölgelerinde “bir şey olmaz” vurdumduymazlığı ile çıkan, yahut da kasıtlı olarak çıkarttırılan, sebebi o kadar da önem taşımayan; hem ülkemizi hem de ciğerlerimizi kavuran, geleceğimizi yok eden yangınların çıkışı ile tespit edebildiğimiz sorumlu kişilerin ‘kafasını ezmek’ gerekmiyor da, ne yapmak gerekiyor sizce?

Ama bunu, yangın çıkmadan önce; geleceğimizi yok etmeden önce alacağımız tedbirlerle yapmalıyız, ve bu tedbirleri çok ama çok katı bir şekilde, kesinlikle hiç kimseye acımadan uygulamalıyız.

Ancak bu anlamda devletimizin yapmak zorunda olduğu başka önemli bir husus daha vardır… Yangını çıktığı anda söndürmek çok kolaydır, zaman ilerledikçe bu zorlaşarak neredeyse imkansızlaşır… O yüzden, riskli bölgelere kamera mı koyarız; yoksa uydu sistemlerini kullanarak yangını anında tespit edebileceğimiz bir çözüm mü buluruz, bilemem.

Bildiğim tek şey, bu sorunu muhakkak çözmemiz gerektiğidir… Çünkü hiç kimse, kömürleşmiş bir ülkede yaşamak zorunda bırakılamaz… Hele de doğal güzellikleri için ülkemizi tercih eden yabancılar, buralara gelmekten vaz geçerler ve turizm gibi büyük bir gelir kapısını bir anda yitirmiş oluruz.

Günün Sözü

Kıvılcımı söndürmezsen ateşi zapt edemezsin.

Tolstoy

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI