Yaptırımlar ne Getirir ne Götürür… - ADEM AKÖL

21 Aralık 2020 Pazartesi 00:23

Farkında mısınız..? Dünyayı yıllar boyu sömürmüş ve sömürmekte olan ülkeler, Türkiye’yi ‘dize’ getirebilmek için yapmadıkları eylem, denemedikleri yöntem kalmadı… Bunu hep Avrupa, Asya ve Afrika’nın birçok bölgesinde gücünü kanıtlamış bir Türkiye’nin, onların kurulmuş düzenlerini alt-üst etmesinden korktukları için yapıyorlar.

Asırlar boyu bu 3 kıtayı yönetmiş Osmanlı’nın torunlarından bu kadar çok çekinmeleri aslında çok doğal… Onlar, girdikleri ülkeleri iliklerine kadar sömürdükten sonra geride sadece kan ve gözyaşı bırakırken; Osmanlının girdiği ülkelere adalet, medeniyet ve refah getirmiş olması korkutuyor onları.

Dünya eski dünya değil artık… İnsanları bir yerlere kapatıp gıkını dahi çıkarmasına müsaade etmeden bir köle gibi çalıştırarak, ülkesinin zenginliklerine el koyamazsınız artık… Bir liraya ürettirdiğiniz bir emtiayı insanlara 100 liraya satamazsınız artık… Çocuklarının karnını doyuracak ekmek bile bulamazken onları provoke edip milyonlarca dolarlık silah satamazsınız artık.

Günümüzün gelişmiş iletişim araçlarını kullanarak insanlar artık neyin doğru, neyin yanlış olduğunu; ülkelerin ne yapmaya çalıştıklarını çok iyi görüyor ve çok iyi anlayabiliyorlar… Türkiye, bu 3 kıtada kendini kabul ettirebilmişse; bu zorla değil, bu tamamen hakkaniyet çerçevesinde ortaya koyduğu söylem ve eylemlerden kaynaklanmaktadır.

Zekidir kan emiciler, insan kanıyla beslenirler çünkü… Büyük Türkiye’nin gelişini çok iyi görebiliyorlar ve onu durdurabilmek için ellerindeki bütün olanakları seferber ediyorlar… Ancak yaptıkları; bir Fino’nun kendi mıntıkasına giren bir Sivas Kangal’ı korkutmak için geri adımlar atarak havlamasından öteye gitmiyor.

Aralık ayının başında düzenlenen NATO toplantısının da etkisiyle 10-11 Aralık’ta gerçekleşen Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nde çıkan göstermelik yaptırımlar ve son olarak da giderayak ABD senatosunda 84 evetle kabul edilen savunma bütçesi içerisindeki uyduruk CAATSA yasası, Türkiye’yi ürkütmek istemeden alınmış kararlardır.


SSCB’nin dağılmasından sonra NATO’ya dahil olan bazı eski SSCB’li ülkelerin envanterlerinde Rus menşei silahlar varken; Yunanistan’ın S300’leri varken; üstelik ABD bile Rusya’dan silah satın almışken; Türkiye’nin almak zorunda bırakıldığı S400 savunma sistemlerini bahane göstererek hayata geçirilmeye çalışılan yaptırımların türü oldukça manidardır.

Yapılmaya çalışılan, SSCB düşmanlığı üzerine bizzat ABD tarafından kurulmuş bir örgüt olan NATO üyesi bir ülkeyi hasım ilan etmek değil de nedir? Sebep ne S400’dür, ne de PYD/YPG’dir. Bu yaptırımlar, son yıllarda Türkiye’nin savunma sanayinde gösterdiği başarıyı baltalayıp; güçlü adımlarla, artarak devam eden ilerleyişin önüne set koymaktan başka bir amaç taşımamaktadır.

Gerçeği konuşmak gerekirse, böyle bir kararı alanlara teşekkür etmek lazım… Hatırlayacaksınız, daha geçtiğimiz ayda Kanada; İHA ve SİHA’larımız için ürettiği bir merceği ‘size satmıyorum’ diye tutturunca buna başka bir çözüm bulmamızın yolunu açmıştı.

1964’lerde, 1974’lerde Türkiye’nin kullandığı silahların yüzde yüzünün ithal olduğu dönemlerde; bizi ambargolar altında inleteceklerini zannederek, bugün yüzde 75’i yerli olan bir savunma sanayinin temellerinin atılmasının yolunu açmışlardı… Bu sefer de öyle olacak… Bize öyle bir iyilik yapıyorlar ki, bugünün yüzde 75’leri hızla artarak yarın yüzde 100’e çıkacağı kesindir.

İsrail Başbakanı Netanyahu bile bu durumdan tedirgin olup Biden’a gönderdiği mesajda “Türkiye ile ilişkilerinizi iyi tutun, bu ülke 3 kıtaya hükmeden bir güce kavuştu” diyebiliyorsa, ABD Dış İşleri Bakanı Pompeo da “yaptırımlarla Rusya’ya zarar vermeyi hedefliyoruz, size değil” diyebiliyorsa; uygulanmak istenen yaptırımların Fino’nun Kangal’ı korkutmaya çalışması değil de nedir?

Ülkemiz, bunun üstesinden de gelecektir, hem de güçlenerek… İhtiyacımız olan tek şey, buna tek bir yumruk oluşturarak cevap vermektir.

 

Günün Sözü

Bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI