Yargı Reformu mu, Gazetelerin İnfaz Yasası mı?.. - ADEM AKÖL

17 Haziran 2019 Pazartesi 09:50



‘Yargı Reform Paketi’ hazırlanıp, meclise sunuldu geçtiğimiz günlerde... Genel olarak hak ve özgürlükler olmak üzere iki temel anlayış çerçevesinde hazırlanan paketle; yargı bağımsızlığının geliştirilmesi, hukukun güçlendirilmesi ve makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi hedefleniyor.
Buraya kadar güzel... Hangi aklı selim insan; yargıya, yıllar sürmeden daha çağdaş kurallar çerçevesinde, daha adil, daha insancıl ve caydırıcı bir içerik kazandırılmasını istemez ki?.. Kim daha nitelikli hukukçular elinde, yargı sistemimizin dünyanın takdir ettiği bir düzeye getirilmesini kabul etmez ki?
Ancak ‘Yargı Reform Paketi’nin içine sıkıştırılmaya çalışılan; tüm gazetelerin, özellikle de yerel gazetelerin yok olmasına neden olacak bir uygulamayı, deyim yerindeyse ‘çaktırmadan’ hayata geçirmeye çalışılmasının altında yatan gerçek amacı anlamak mümkün değil...
Ben iyimser düşünerek; bunun gazeteleri yok etmek için bilinçli olarak değil de, sebep olacağı felaketin büyüklüğünü görememekten kaynaklandığını kabul etmek istiyorum.
Peki nedir bu ‘çaktırmadan’ yapılmaya çalışılan ve sebep olacağı felaket?..
Günümüzde bilgisayar teknolojisinin, özellikle de akıllı telefonların gelişmesi ile basılı yayın okuma alışkanlığının hızla yok olduğunu artık kabul etmek gerekir... Bu oran, kültür seviyesinin nisbeten yüksek olduğu gelişmiş toplumlarda daha az olmasına rağmen bütün dünya ayni hastalıkla pençeleşiyor...
Gazeteler okuma alışkanlığı kazanılmasında en etkin yayınlardır... Özellikle yerel gazetelerin; okuyucusunun kendinden muhakkak birşeyler bulabileceği bir içeriğe sahip olması bakımından, bu işlevi daha güçlü bir oranda yerine getirdiği yadsınamaz... Daha önemlisi, yerel gazeteler; adı üzerinde yerel idarelerin ve yerel dinamiklerin yıl 365 gün sesi olma görevini yerine getirmektedir...
Gelişmiş ülkelerde, kentlerin gelişmişlik düzeyleri, yerel gazetelerin gücü ile doğru orantılıdır... Bağımsız, güçlü, etkin bir yerel gazete; yerel yönetimler ve yerel dinamikler ile vatandaş arasındaki iletişim organıdır... Bu iletişimin güçlü olduğu oranda kent gelişir ve güçlenir...
Bunun bilinci ile gelişmiş ülkelerdeki yerel gazeteler; vatandaştan tutun da kentin en üstteki yöneticilerine kadar herkes tarafından büyük bir sorumlulukla desteklenir... Gazeteler de yaptıkları yayınların içeriği ve kalitesi ile bunun karşılığını ödemiş olur.
Bizde ise durum içler acısı... Kendinin ve çocuklarının rızkından kesinti yaparak, büyük bir özveri ile çıkarılmaya çalışılan yerel gazeteler; bir de ‘Yargı Reform Paketi’ne sıkıştırılan uygulama kaldırılırsa yemiş olacakları tokatın şiddeti sonucunda hiçbiri ayağa kalkamayacaktır...
Yerel gazetelerin en büyük gelir kaynağı Basın İlan Kurumu (BİK) aracılığı ile yayınlamış oldukları resmi ilanlardır... Bunun yüzde 60’ını icra ilanları oluşturmaktadır... İşte ‘Yargı Reform Paketi’ içerisine ‘çaktırmadan’ sıkıştırılan husus budur... İcra ilanlarının artık gazetelerde yayınlanma zorunluluğunun kaldırılması talep ediliyor... İcra ilanlarının gazetelerde yayınlanma zorunluluğunun kaldırılması halinde icra mafyasının ekmeğine bal sürüleceği gerçeğinden bahsetmek dahi istemiyorum...
Çocuklarının rızkı pahasına yaşatılmaya çalışılan, özellikle Adana’daki yerel gazetelerin gelirlerinin yüzde 60 daha azalması ile tekinin bile ayakta kalamayacağı aşikardır...
Diğer illerdeki durumu pek bilemiyorum, ancak Adana’daki yerel yönetim ve dinamiklerin yerel gazetelere bakış açısı hiç de hoş değildir... Özellikle 31 Mart seçimleri propaganda döneminden başlayarak, kendi ayaklarına kurşun sıkarmışçasına, yerel gazetelere karşı umursuz tavırlar içerisine girmişlerdir...
Yıl 365 gün yerel yönetim ve dinamiklerin sesi olan yerel gazeteler; bu haksız uygulamaya maruz braktırılmamak için bu kez de onlardan destek beklemektedir...
Yerel gazeteler sizin sesinizdir, yerel gazeteler sizin gücünüzdür... Bu gücün elinizden alınmaması için ‘bana neciliği’ brakıp mücadeleye katkı koymak zorundasınız.
GÜNÜN SÖZÜ
Problemleri, onları yarattığımız düşünce ile çözemeyiz.
Modern fiziğin iki bacağından birisi sayılan “izafiyet” teorisinin yaratıcısı ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın sadece yukarıdaki sözü bile, onun zekasının gücünü göstermeye yeterlidir sanırım...
Bir problemin oluşabilmesi yanlış bilgi, düşünce ve uygulamalar ile mümkün olabilmektedir. Aynı düşünceyi devam ettirmek, aynı yanlışı doğurur... Düşünceyi değiştirmek ise, problemin çözümünü kolaylaştırır. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI