Yemen ve ARAMCO - ADEM AKÖL

4 Ekim 2019 Cuma 09:24

Arap Yarımadası’nın güneyinde bölgenin en fakir ülkesidir Yemen; Kuzeyinde Suudi Arabistan, batısında Kızıl Deniz, güneyinde Aden Körfezi ile Arap Denizi ve doğusunda Umman yer alır. Yemen’in güney-batısında Kızıl Deniz’i Arap Denizi’ne bağlayan stratejik Bab-ül Mendep boğazı ve güneyinde kontrol altında tuttuğu 200’ü aşkın ada bulunmaktadır.

Fakir bir ülkedir Yemen... Ne sanayi için petrolü, ne de ziraat yapacak suyu var... Kişi başı yurt içi hâsılası sadece 450 dolar... İç savaş sonrası kaç dolara indi bilinmez...

7. yüzyıla kadar bugünkü Yemen ve güneydeki Etiyopya ile Eritre toprakları, bir bütün olarak hristiyanlar tarafından yönetilir, daha sonra islamiyetin başlaması ile müslümanların kontrolüne geçer... O yıllarda Yemen, islamiyetin yayılmasında etkin rol oynar.

1500’lü yıllarda Osmanlı topraklarına katılan Yemen, 400 yıl Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetildikten sonra 1918 yılında terk edilmek zorunda kalınır. Kuzeyde Yemen Krallığı kurulur, güney Yemen ise İngilizlere brakılır.

1962 yılında Yemen Krallığı, Yemen Arap Cumhuriyeti’ne dönüşür. Güney Yemen ise İngiliz hegemonyasından kurtulduğu 1967 yılında Marksist-Leninist bir yönetim kurar. Daha sonra 1990 yılında Kuzey ve Güney Yemen birleşip Yemen Cumhuriyet’ini oluştururlar.

Bugünkü Yemen’in kuzeyini 1000 yıl boyunca, 27 milyonluk Yemen nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan ve Şiiliğin bir kolu sayılan Husi Arap’lar yönetiyor...

2004 yılında Husiler ayaklanıp ülkede bir iç savaşın başlamasına neden olur. 2010 ateş-kes antlaşmasının ardından 2011’de tekrar ayaklanıp Yemen’in başkenti Sana’ya doğru yürürler... Amaçları, güneyde Bab-ül Mendep boğazının kontrolünü ele geçirmektir...

Günümüzde, dünya petrol taşımacılığının yarısı bu boğazdan yapılıyor; 1.8 trilyon dolarlık ticari hacme sahip 33 bin ticari gemi, geçiş yapıyor buradan her yıl.

Konu para ve ekonomik çıkarlar olunca, Hutsiler’in bu ilerleyişine başka ülkeler de müdahil olur; Yemen ulusal ordusunun yanında Suudi Arabistan devreye girip Hutsiler’i bombalar... Bunun üzerine, nüfusunun yüzde 90’ı Şii olan İran da, Husiler’e askeri destek ve silah yardımı vererek çatışmanın büyümesine zemin hazırlar.

2015 yılından bu yana sürekli olarak sivillerin tepesine bomba yağdırılıyor Yemen’de. Çocuklar ölüyor sivil hedeflere yapılan saldırılarda... Suudi Arabistan’ın ablukası altındaki ülkeye ne tıbbi ne de gıda yardımı girebiliyor...

Bugün, 27 milyonluk Yemen’in 22 milyonu açlık yaşıyor; 4 milyonu akut beslenme yetersizliği içinde... 15 milyon insan, temiz su bulamıyor... Kolera salgını kırıp geçiriyor ülkeyi... Daha ziyade kadın ve çocuklar zarar görüyor... Her 10 dakikada 1 çocuk, açlık ve hastalık yüzünden ölüyor... 1 milyon civarında kolera vakası tesbit ediliyor... 15 milyon insan sağlık hizmeti alamıyor... Sağlık tesislerinin yarıdan fazlası devre dışı çünkü... Devrede olanlarda ise ilaç yok...

60 bin kişinin öldürüldüğü Yemen’deki iç savaş; İran ile Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında bir güç gösterisine dönüştü... Olayın perde gerisindeki aktörleri ise ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti’dir...

Geçtiğimiz 16 Eylül günü Suudi Arabistan’ın petrol tesislerine yapılan insansız hava saldırıları sonucunda ARAMCO’nun yüzde 10’luk üretim gücü tahrip olmuş ve dünya petrol fiyatları yüzde 15 pahalanmıştı... Saldırıyı Husiler’in üstlenmiş olmasına karşın; Suudi Arabistan’daki ABD savunma sistemlerini atlatmayı başaran bu saldırının gerçek sahibinin Husiler olmadığı aşikârdır...

Dünyadaki ticaret savaşları sürerken; bir tarafta İsrail’e karşı büyük bir tehdit olan İran ile Bab-ül Mendep boğazını kullanarak ticaret hacmini genişletmeye çalışan Çin; diğer tarafta, bu iki tehlikeyi kırmaya çalışan ABD ve güdümündeki Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri; Yemen topraklarındaki bilek güreşine uzun bir süre daha devam edecekler gibi görünüyor...

Olan, sivil halka oluyor... Olan kadınlara, çocuklara oluyor... Dünyanın gözü önünde bir nesil daha yok olup gidiyor... Hiç kimsenin umurunda değil... Ne İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ne de Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın...

 

Günün Sözü

Cesaret kaslarımız gibidir, kullandıkça güçlenir.

Ruth Gordon, Amerikan film yıldızı ve senarist.

Hayatımızın her alanında amacımıza ulaşabilmek cesaretli adımların atılmasıyla mümkündür. Ulaşılan her hedefin sonrasında daha büyük hedefler için gerekli olan cesaret oluşur.

 

 

 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI