Yitirilmemesi Gereken Artı 5 Yıl ve KKTC Seçimleri - ADEM AKÖL

16 Ekim 2020 Cuma 00:31

Daha kaç yılımızı yitirmemiz gerekiyor ki..? 1940, 1950 kuşakları tüm ömürlerini; 1960, 1970 kuşakları en verimli yıllarını; 1980, 1990 kuşakları gençliklerini; 2000, 2010 kuşakları çocukluklarını; bekleyerek heba etti hep… Bir ümitle, dünyada kabul görecek bir kimlik sahibi olabilme umuduyla sabretti.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu iki ortağından birisi olma sıffatı ile verilen kimliklerde bile ‘istenmeyen ortak’ kokusu vardı… 1974 Barış harekatı sonrasında verilen kimlikleri ise hiçbir ülke önemsemedi, TC kimliği ile açılabildi dünyaya Kıbrıs Türkü… 2004 yılından sonra verilmeye başlanan AB kimlikleri bile bir lütufmuş gibi dağıtıldı.

Dr. Fazıl Küçük, sabır ve büyük bir saygıyla takip edildi; toplumlar arası görüşmelerde… Sonra Rauf Raif Denktaş… ‘Uzlaşmaz’ denildi Denktaş için; Mehmet Ali Talat Cumhurbaşkanı seçildi ‘uzlaşır’ ümidi ile… Nafile idi beklentiler; tepkisini Dr. Derviş Eroğlu’nu Cumhurbaşkanlığı makamına göndermekle gösterdi Kıbrıs Türkü… Sabrın kırıldığı noktada; büyük bir beklenti ile Mustafa Akıncı’yı seçtiler sonra da… “Rumlarla diyaloğu iyi, anlaşma yapabilir” düşüncesi, umut oldu Kıbrıs Türküne.

Nafile idi tüm beklentiler… Uzlaşmaz olan Türk tarafı değildi çünkü… Uzlaşmaz olan, Kıbrıs Türkü’nün varlığını Kıbrıs’ta kabullenemeyen Rumlardı… Bu 50 yıl önce de böyle idi, 100 yıl önce de… Zamana oynuyordu Kıbrıs Rumları; dün de böyle yapıyorlardı, bugün de… Kaybedecek bir şeyleri yoktu onların çünkü… Tek başlarına tüm Kıbrıs’ın nimetlerini yemeye alışmışlardı nasıl olsa.

Her şeyin kendilerine ait olmasını istiyorlardı… Güneydeki topraklar da, kuzeydeki topraklar da onlarındı… Denizin derinliklerindeki hidrokarbon yatakları da… 46 yıldır hiç kimseye yedirmek istemedikleri ‘Kapalı Maraş’ da…

Zamanın BM Genel Sekreteri Butros Gali’nin, 1993 yılında hazırladığı ‘Güven Artırıcı Önlemler Paketi’ kapsamında; Türk tarafının, Lefkoşa Uluslararası Hava Alanı’nın açılmasına karşılık, Maraş’ın BM idaresinde iki tarafın kullanımına açılması teklifine Rumlar ‘HAYIR’ diyordu.

Rauf Raif Denktaş’ın 2003 yılında; Türk tarafına uygulanan ticaret, ulaşım, seyahat, kültür ve spor kısıtlamalarının kaldırılması karşılığında, Maraş’ın Rum kesiminin kontrolüne verilmesi teklifine ‘HAYIR’ diyordu.

2004 yılında hazırlanan Annan Planı kapsamında Maraş, Rum tarafına bırakılacaktı… Ancak yapılan referandum sonucunda Türklerin ‘EVET’ine karşılık, Rumlar buna da ‘HAYIR’ diyordu.


Yüz yıldır her şeye ‘HAYIR’ dedi Kıbrıs Rumları… Duvarlarını ‘HAYIR’ anlamına gelen ‘OXI’ yazılarıyla donatmışlardı bir zamanlar… Dr. Fazıl Küçük’e de ‘HAYIR’ dediler, Rauf Raif Denktaş’a da… Mehmet Ali Talat’a da ‘HAYIR’ dediler, Dr. Derviş Eroğlu’na da… Mustafa Akıncı’ya bile ‘HAYIR’ dedi Rumlar.

O zaman boşa kürek sallamak niye..? Birilerinin maskarası olmak niye..? Adamlar istemiyor işte… Ve bunun üzerinden dünya kamuoyundan prim de alıyorlar… En büyük becerileridir haksızken, kendilerini haklı göstermek… Türkler ise iyi niyetlerinin kurbanı oluyorlar… Boş yere zaman harcıyorlar.

Artık boş yere harcayacağımız zamanımız yok… Bir 5 yıl daha buna tahammül edemeyiz… Zamanımızı KKTC’nin gelişmesi ve tanınmasına harcamalıyız… Zamanımızı KKTC’nin ekonomisini canlandırmaya, kentlerimize çağdaş işlev ve görüntü kazandırmaya harcamalıyız… Bizim 1 saniye dahi masa başında boşa harcayacak zamanımız olmamalıdır.

Emin olun, hep birlikte el ele verip KKTC’yi hak ettiği seviyeye çıkarttıktan sonra; Rum tarafı kendileri ile masaya oturmamız için zaten bize yalvaracaklardır… O zaman insiyatif bizde olacaktır… İster 2 ortaklı bir federal yapıya evet deriz, ister KKTC’yi devam ettiririz.

Ne yazık ki geçmiş yıllarda sandığa büyük bir umutla giden Kıbrıs Türkü, 1990 yılındaki seçimlerde dünyada belki de bir rekor kırarak, yüzde 94’lük bir katılım göstermişken; ümidini yitiren halkın, sonraki her seçimde ilgisi giderek azalmış, geçtiğimiz pazar günkü seçimlerde ise katılım oranı yüzde 55’lere düşmüştür…

Vereceğimiz oylar sonucunda ya Rumların oyuncağı olmaya devam edeceğiz, yahut da daha gelişmiş bir KKTC’nin temelini atacağız… Cumhurbaşkanlığı 2. tur seçimleri işte bunun için önemlidir… Hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan Pazar günü muhakkak sandığa giderek KKTC’nin var olduğunu tüm dünyaya ilan etmek gerekmektedir.

Günün Sözü

Türk halkının can ve mal güvenliği, kağıt üstünde sağlanamaz. Birtakım maskaralık kelimelerle barış sağlamak, yine eski günlere dönmek demektir ki, başı dik dolaşmak isteyenler için bu, felaket olur. Bizi ancak Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığı ayakta tutabilir. Bu böyle bilinmelidir.

Dr. Fazıl Küçük

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (1960-1963) cumhurbaşkanı yardımcısı, Kıbrıs Türk lideri.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI