Postacının Tebligatı Muhtara Yapması Neticesinde Doğan Sorunlar - ARB. & AV. CENNET AŞAMA

18 Ocak 2021 Pazartesi 01:02

Mesleğe başlamamadan bu yana çok sık karşılaştığım bir durumdan bahsedeceğim sizlere. Müvekkil adayları danışmaya geldiklerinde ellerinde bir ödeme emri ve yüzlerinde şaşkın bir bakışla “arabama haciz koymuşlar avukat hanım, benim bir borcum yok ki, bana sormadan haciz koyabilirler mi?” şeklindeki sorularla  söze başlıyorlardı.

Ellerindeki ödeme emrine baktığımda, tebliğden itibaren başlayan itiraz süresinin kaçırılmış olduğunu ve dosya borcunun kesinleşmiş olduğunu görmekteydim. Ne yazık ki sorgu ekranında her seferinde tebligatın şahsa değil muhtara yapıldığını da görmekteydim. Bunun sebebi genelde vatandaşlarımızın ikametgah adreslerini farklı bir yer olarak göstermeleri veya posta memurunun  tebligatı kanundan bihaber vaziyette kolayına geldiği için midir bilinmez direkt muhtara yapıyor olmasıdır.

Ülkemiz hukuk sisteminde “usul esastan önce gelir” ilkesi benimsenmiştir. Bu şu anlama gelmektedir; borç borçluya ait olsun ya da olmasın Tebligat Kanunu’na uygun şekilde borçluya ödeme emri tebliği edilmesi gerekmektedir. 

Tebligat Kanununa göre “tebligat, tebliğ yapılacak kişinin bilinen en son adresine yapılır ancak kendisine tebligat yapılacak kimsenin kabulü halinde ona adresinden başka bir yerde de tebligat yapılabilir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın MERNİS’te bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. 

Muhatap gerçek kişi ise ve adreste tebligatın yapıldığı esnada o adreste oturuyor ama o anda orada bulunmuyor veya tebellüğden imtina ediyorsa, MERNİS adresi orası ancak muhatap hiç adreste bulunmuyorsa; bu durumda tebliğ memuru evrakı o yerin muhtarına imza karşılığı teslim eder. Daha sonra tebliğ memuru muhatabın kapısına bu ihbarnamenin muhtara teslim edildiğini bildirecek bir bilgi kağıdı yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır.“

Bakın kanun tebligatın muhtara yapılabilmesi için birden fazla şartın gerçekleşmesini beklemektedir. Özellikle önce şahsın kendisine tebligat yapılabilmesi için gerekli düzenlemeler yapmış eğer tüm bu yollar tüketilmiş ise ve şahsa ulaşılamıyor ise muhtara tebligat yoluna gitmeye müsaade etmiştir. Aksi takdirde yapılan tebligatı da usulsüz(geçersiz) tebligat kabul ederek ilgili hukuki işlemin devam ettirilmesine müsaade etmemiştir. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ (E. 2016/9795 K. 2017/1346 T. 7.2.2017)’ de vermiş olduğu kararında  konuya açıklık getirmiştir.

KARAR : Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipte borçlunun örnek 7 numaralı ödeme emri tebligatının usulüne uygun yapılmadığını ve anılan tebligattan 07.01.2016 tarihinde haberdar olduğunu ileri sürerek ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemiyle şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.

7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesinde ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir'' hükmü yer almaktadır. Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesine göre ise; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.'' Aynı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince de; ''Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' Tebligat Kanunu'nun 23. maddesinin 1. fıkrasının 8. bendi uyarınca ise; ''Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna dair kaydı ... ihtiva etmesi lazımdır.''

Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre de; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79. maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.''

Somut olayda; şikayetçi borçlu adına ödeme emri tebligatının ''Kültür Mah. 4. Cad. No: ... Sivrice/Elazığ'' adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ evrakı üzerinde ''Mernis Adresi'' ibaresinin yer aldığı ve dağıtıcı tarafından ''Belirtilen adres muhatabın mernis adresi olup adreste kimse olmadığından ... muhatap adresten ayrılmış ... Teb. Kanunu 21. md göre tebliğ evrakı ... mah. muhtarı ... imzasına tebliğ edildi. verildi Düzenlenen 2 numaralı haber kağıdı adresteki kapıya yapıştırıldı.24.11.2015'' kaydı ile tebliğ işleminin tamamlanmış olduğu görülmektedir.

Bu durumda, yukarda belirtildiği üzere, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 2l/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup; tebligatı çıkaran mercii tarafından söz konusu şerh verilmeden dağıtıcı tarafından TK'nun 21/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamayacağı açıktır. Şikayete konu ödeme emri tebliğ evrakı üzerinde; tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından TK'nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; dağıtıcının kendiliğinden ödeme emri tebliğ işlemini TK'nun 21/2. maddesi uyarınca yapması yukarda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle, sözü edilen tebligatın usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

Öte yandan, usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir.

O halde, mahkemece, şikayetin kabulüyle borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğunu beyan ettiği ''07.01.2016'' tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç olarak önemle belirtmeliyim ki; elinize mahkeme ya da icra dairesinden bir karar veya ödeme emri geldiyse öncelikle tebliğ edildiği tarihe bakınız ve itiraz süreniz geçmediyse bir an önce itirazınızı yapınız. Ancak itiraz süresi geçirildiyse tebligatın, kanuna uygun şekilde yapılıp yapılmadığının kontrolünü, alanında uzman bir avukata danışmanızı tavsiye ederim.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI