Ceyhan’da Meydana Gelen Cinayet Işığında Tutuklama Tedbirinin Değerlendirilmesi - AV. MEHMET SALİH YEGEN

24 Kasım 2020 Salı 01:31

Adana Ceyhan'da 2017 yılında 72 yaşındaki Kudret Yener'i boğazını keserek öldürüp değerli eşyalarını çaldıkları iddia edilen sanıklar İsmail Yetik ve Vural Yetik için insan öldürmekten müebbet, hırsızlıktan 6 yıl 3'er ay, konut dokunulmazlığını ihlalden ise 1 yıl 8'er ay hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, sanıklar İsmail ve Vural Yetik'i önce ‘Bir suçu gizlemek ve öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbette mahkûm etti. Bu cezayı iyi halden müebbette çevirdi. Heyet, her iki sanığa da ayrıca ‘hırsızlıktan' 6 yıl 3'er ay, ‘nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal' suçundan 1 yıl 8'er ay hapis cezasına mahkûm etti. Ancak mahkeme iki sanığa yurt dışına çıkış yasağı koyarak adli kontrolle serbest bıraktı. Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti. Oluşturulan yeni mahkeme heyeti 2 sanık hakkında tekrar yakalama kararı çıkardı. İki sanık tutuklandı.

Heyet tarafından verilen bu karar toplumda infiale sebep oldu. Yargı camiası verilen kararın hukuki değerlendirmesi aşamasında ikiye bölündü. Bugünkü yazımızda ceza yargılamasında tutuklama tedbirinin ne olduğunu, hangi şartlarda tutuklama kararı verileceği, hangi şartlarda tutuklama nedeninin varlığının kabul edileceğini ve tutuklama süresinin sürenin bulunup bulunmadığını bulunsa dahi ne kadar süre ile sınırlı olduğundan bahsedeceğiz.

TUTUKLAMA TEDBİRİ NEDİR? NEDENLERİ NELERDİR?

Tutuklama, delillerin korunması, şüpheli veya sanığın kaçmasını önleme vb. gibi nedenlerle geçici olarak başvurulan bir koruma tedbiridir. Tutuklama kararı, ister soruşturma ister kovuşturma aşamasında olsun mutlaka bir hâkim tarafından verilmelidir. Savcılığın belli şartların gerçekleşmesi halinde yakalama kararı çıkartma yetkisi varsa da tutuklama kararı verme yetkisi yoktur. Soruşturma aşamasında tutuklama kararı Sulh Ceza Hâkimliği, kovuşturma aşamasında ceza davasının açıldığı mahkeme tarafından verilmektedir.

Ceza yargılamasında asıl olan kişinin tutuksuz yargılanması olup tutuklu yargılanma istisna olarak teşkil etmektedir. Ayrıca hukukumuzda tutuklama tedbiri peşin ceza olarak görülmemeli, tutuklama tedbirine mahkeme kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde son çare olarak başvurmalıdır. Ancak yukarıda bahsedilen olaydan bağımsız olarak mahkemeler tutuklama tedbirine ceza miktarı en düşük olan suçlarda dahi çok sık başvurması ceza yargılamasının özüne zarar vermektedir. Kişiler işlediği iddia edilen suçlardan ceza alsalar dahi Ceza İnfaz Hukuku gereği cezaevine girmeyecekleri açık olsa da tutuklama tedbiri sebebiyle hüküm verilmeden âdeta peşin ceza olarak cezaevinde tutulmaktadır.

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 100. Madde gereğince;

(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,

Tutuklama nedeni var sayılabilir:

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), ...

3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

 Görüldüğü üzere yasa gereği mahkemenin tutuklama kararı verebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil ve tutuklama nedenlerinin (kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular,  delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma) bulunması gerekir. Bu şartlar sağlandığı takdirde mahkeme tutuklama kararı verebilir. Aksi halde verilen bir tutuklama kararı yasalara aykırılık teşkil edecektir. Haliyle tutuksuz yargılanmanın asıl olduğu hukukumuzda ceza yargılamasının özüne zarar verecektir.

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu gereği tutuklama tedbiri süresiz değildir. Kovuşturma aşamasında tutuklama tedbiri 102. Madde gereğince;

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.

Yasa hükmünden anlaşılacağı üzere Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevine giren işlerde tutuklama süresi en çok iki yıldır. Bu süre zorunlu hallerde toplam üç yıl uzatılarak beş yıllık tutukluluk süresi verilebilir. İstisna suçlarda bu uzatma süresi toplam beş yıl olduğundan bu suçlarda yedi yıla kadar tutuklama kararı verilebilir.

CEYHAN'DA İŞLENEN CİNAYET VE SANIKLARIN SERBEST BIRAKILMASI

2017 yılında Adana'nın Ceyhan ilçesinde işlenen cinayette 72 yaşındaki Kudret Yener'i boğazını keserek öldürülüp değerli eşyalarının alınması sebebiyle tutuklu yargılanan sanıklara müebbet hapis cezası verilmiş ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Verilen bu kararı yukarıda bahsedilen tutuklama tedbiri nedenleri ile incelediğimizde yasa gereği tutuklama tedbiri verilebilmesi için suçun işlendiğini gösterir kuvvetli suç şüphesinin varlığı aranmaktadır. Yaptığımız incelemeler neticesinde sanıkların Kudret Yener'in evine gittiklerine yönelik kamera kayıtlarının bulunması ve maktule yapılan otopsi incelemesinde sanıklara ait DNA kalıntılarının tırnaklarının arasında bulunduğu dosyada mevcuttur. Bu iki husus yasa gereği kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillere örnektir. Yasanın ikinci şarta göre tutuklama nedenin varlığı olarak sanıkların mağdurun üzerinde baskı kurması, kaçma, saklanma, yer değiştirme gibi ihtimallerinde böylesine ciddi bir suçlama da meydana gelmesi kuvvetle muhtemel olması durumunda yasanın aradığı tüm şartlar sağlanmıştır.  Her halükarda ikinci şart olan tutuklama nedeninin olmadığını varsaydığımızda sanıklara isnat edilen suç kasten öldürme suçu olup tutuklama nedeni olarak katalog suçlardan sayılmıştır ve sanıkların tutuklanması gerekir.

Tutuklama süresi yönünden olayımızı irdeleyecek olursak sanıkların tutuklu yargılandığı bilinmektedir. Yukarıda anlatıldığı üzere yasa gereği tutuklama süresi Ağır Ceza Mahkeme 'sinin görevine giren suçlarda iki yıldır. Bu iki yıllık süre zorunlu görülmesi halinde üç yıl daha uzatılabilir. Yargılama neticesinde iki yıllık tutukluluk süresi dolmuş veya dolmasına az bir zaman kalmış olabilir. Olayın ehemmiyeti, toplumda yarattığı etki ve en önemlisi mevcut delillerin kuvvetli suç şüphesini gösterir somut deliller olması sebebiyle yasanın aradığı zorunlu hal kavramı her halükarda gerçekleşmiştir ve heyet tarafından sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi gerekliydi.

Kanaatimizce sanıklar hakkında müebbet hapis cezası verilmesi ve tutukluluk hallerinin ortadan kaldırılarak adli kontrol kararı ile serbest bırakılmasının iki sebebi olduğu düşünüyoruz. İlk olarak heyet mevcut delil durumuna rağmen sanıklar hakkında verilen müebbet hapis cezasına vicdanen kanaat gelmemesi ve kararına güvenmemesidir. İkinci sebep olarak günümüzde yapılan anketler sonucunda hukuka ve mahkemelere olan güvenin %20 olduğu bilinmektedir. Bu sebeple heyetin vermiş olduğu olağanüstü karar düşüldüğünde heyet tarafından üstünlerin hukuku uygulandığı bu sebeple böyle bir karar verildiğini düşünüyoruz. Maalesef ki bizi bu düşünceye iten yegâne sebep suçun vasfı ve bu suça yönelik verilecek tutukluluk tedbirinin ölçülülük ilkesi bağlamında değerlendirilmesidir. Mevcut delil durumu ve suçun mahiyeti incelediğinde yasa gereği ölçülülük ve orantılılık ilkesi gözettiğinden sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesi gerekirdi. 0542 421 24 31


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.