Düğünde Takılan Altınlar Kime Aittir? - AV. MEHMET SALİH YEGEN

19 Kasım 2020 Perşembe 00:24

Evlilik birliğinin kuruluşunda, gelin ve damada yakın çevresi tarafından takılan ziynet eşyaları ile nakit paraların kime ait olacağı konusunda açık bir kanun maddesi bulunmamaktadır. Bu konu Yargıtay içtihatlarıyla şekillendirilmiş olup; mahkemeler de Yargıtay içtihatlarına göre kararlar vermektedir.

Yakın tarihe kadar Yargıtay içtihatlarında, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları, kim tarafından ve kime takılırsa takılsın kadına bağışlanmış sayılmakta idi. Bu kapsamda düğünde takılan ziynet eşyaları, hangi ailenin taktığına ya da geline mi damada mı takıldığına bakılmaksızın TMK 220 gereğince kadının kişisel malı olarak kabul edilmekteydi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2020 tarihinde yapmış olduğu değerlendirmede ise bu konuda bir değişikliğe gidilmiş ve erkekleri sevindirecek şu tespitlere yer verilmiştir:

Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır. Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir.

Kadına özgü ziynet eşyaları; eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir âdet bulunmadıkça evlilik sırasında kim tarafından hangi eşe takılmış olursa olsun kadın eşe bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, kadına özgü ziynet eşyası niteliğindeki bilezik eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir âdet bulunmadıkça evlilik sırasında kim tarafından hangi eşe takılmış olursa olsun kadın eşe bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.

Görüleceği üzere ziynet eşyalarının kime ait olacağının tespitinde “özgülenme” kriteri getirilmiştir. Bu kapsamda ziynet eşyasının kime ait olduğunun tespitinde önemli olan söz konusu ziynet eşyasının kadına özgülenip özgülenmediğidir. Bilezik, bileklik, kelepçe, kolye ve küpe setleri kadına özgü olan ziynet eşyalarıdır. Ancak Cumhuriyet altını, yarım altın, çeyrek altın, gram altın gibi ziynet eşyaları kadına özgülenmeyen ziynet eşyalarıdır. Bu bağlamda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu yöndeki değerlendirmesinde “kadına özgü ziynet eşyası” kriterinden bahsedilerek bileziklerin kadının kişisel malı olduğuna karar verilmiştir. Ancak “kadına özgü olmayan” ziynet eşyalarının kime ait olacağı ile ilgili bir değerlendirmeye yer verilmediği için bu konuda bir belirsizlik ortaya çıkmıştır.

Bu husustan kanaatimizce kadına özgü olmayan ziynet eşyaları (Cumhuriyet altını, yarım altın, çeyrek altın, gram altın vb.) kime katıldıysa onun olacaktır. Yani erkeğe takılan Cumhuriyet altını ve paralar erkeğin kişisel malı, kadına takılan Cumhuriyet altını ve paralar kadının kişisel malı sayılacaktır.

Her ne kadar Yüksek Mahkemece verilen bu karar erkek lehine olsa da eleştirileri hak ettiği aşikârdır. Adetlerimiz gereği düğünde takılan ziynet eşyaları aile veya akrabalardan birisinin evliliği esnasında iade olarak takılmaktadır. Örneğin erkeğin akrabaları tarafından geline kadına özgü ziynet eşyası olan bilezik takıldığını varsaydığımızda takılan bu altın ilerleyen dönemde takan kişiye iadesi erkek tarafından yapılmaktadır. Her ne kadar Yüksek Mahkeme düğünde takılan kadına özgü ziynet eşyası kadına aittir dese de bu takılan altının külfeti erkek tarafına kalmaktadır. Erkek tarafı adeta iki kere borçlanma durumu ile karşı karşıya kalarak hem eski eşe kadına özgü ziynet eşyanın iadesini hem de akrabaların düğününde daha önce takılan ziynet eşyalarının iadesini yapmaktadır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.