Kripto Para ve Miras Hukuku - AV. MEHMET SALİH YEGEN

26 Ocak 2021 Salı 00:52

Miras hukuku, insanların ölümlerinden sonra malları üzerinde yapmak istedikleri ölüme bağlı tasarrufları ve ölümleri halinde, gaipliğine karar verilmesinden sonra veya ölüm karinesinin varlığı halinde mirasa konu mallarının (tereke) yasal mirasçılar ve diğer mirasçılar arasında ne şekilde paylaştırılacağını, borçlarının nasıl ve hangi sırayla ödeneceğini inceleyen bir özel hukuk dalıdır.

Mirasa konu malvarlığı ise, bir kişinin hukuki bütünlük oluşturmak üzere sahip ve yükümlü tutulacağı, para ile ölçülen hak ve borçlarının tamamı olarak tanımlanır.

Peki Kripto Para nedir? Herhangi bir merkez bankası, resmi kuruluş, vs. ile ilişiği olmayan elektronik bir para birimidir.  Bugünkü yazımızda 2009 yılında ilk defa çıkartılan ve yaklaşık 11 senedir piyasada işlem gören kripto paranın Miras Hukuku‘na göre mirasa konu olup olamayacağını tartışacağız.

Miras Hukuku’na göre yasal mirasçılara miras kalacak malvarlıkları genel itibariyle para, elektronik para, menkul kıymet, taşınır eşya ve taşınmazlar olarak söylenebilir. Yazımızın konusu olan kripto paranın ise bu sınıflandırmaların hangisine girdiği hususunda belirsizlik bulunmaktadır.

Bitcoin, blokzincir teknolojisini kullanan, tamamen dijital bir para birimi olarak tanımlanır. Eşler arası ağ üzerinde transfer edilerek aktarılan Bitcoin, aracısız ve doğrudan işlemlere konu olur. Türk hukuku kapsamında kripto paraların ve dolayısıyla Bitcoin’in tanımını yapabilmek için mevcut kavramların yeterli olmadığını söylemek mümkündür; zira aşağıda detaylıca ele alınacağı üzere kripto paralar, mevzuattaki mevcut tanımların kapsamına dahil edilememektedir. Kripto paraların en çok benzerlik gösterdiği mevcut tanımlar şu şekildedir:

Para: Türk mevzuatında “para” kavramına ilişkin bir tanım bulunmamaktadır. Ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 99 uyarınca konusu para olan borçların ülke parasıyla ödeneceği düzenlenir. Ülke parası ise “o ülkenin yasalarına göre yetkili organlar tarafından piyasaya sürülen değişim aracı” olarak tanımlanır. Bilindiği üzere kripto paralar herhangi bir ülkeye veya otoriteye tabi olmayan “bağımsız” bir niteliktedir. Bu nedenle kripto paraların, mevzuatta yer alan “para” tanımına girmediğine ilişkin görüşler mevcuttur.

Elektronik Para: Elektronik para, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında “ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, elektronik olarak saklanan, çeşitli ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer” olarak tanımlanır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere Türk hukuku kapsamındaki elektronik para, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından yetki verilen tüzel kişiler tarafından ihraç edilmektedir. Bu nedenle kripto paraların bu tanıma da girmediğini söylemek mümkündür. Nitekim Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından yapılan açıklamada da konuya şu şekilde açıklık getirmiştir: “herhangi bir resmi ya da özel kuruluş tarafından ihraç edilmeyen ve karşılığı için güvence verilmeyen bir sanal para birimi olarak bilinen Bitcoin, mevcut yapısı ve işleyişi itibarıyla 6493 sayılı Kanun kapsamında elektronik para olarak değerlendirilmemekte, bu nedenle de ilgili kanun çerçevesinde gözetim ve denetimi mümkün görülmemektedir.”

Eşya: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu tahtında eşyaya ilişkin herhangi bir tanım yapılmamıştır. Ancak doktrindeki görüşler uyarınca, üzerinde hâkimiyet sağlanabilen ve kişiler dışındaki cismani varlıklara eşya denir. Kripto paraların tamamen dijital ortamda işlem görmesinden ötürü cismanilik kriterini sağlayamaması nedeniyle “eşya” niteliğinde sayılamayacağına ilişkin görüşler mevcuttur. Öte yandan, TMK m. 1 uyarınca kripto paralara taşınır eşya hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde kıyasen uygulanmasına yönelik bir görüş olduğu da eklenmelidir.

Menkul Kıymet: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.3 uyarınca menkul kıymetler; “para, çek, poliçe ve bono hariç olmak üzere; 1) paylar, pay benzeri diğer kıymetler ile söz konusu paylara ilişkin depo sertikalarını, 2) borçlanma araçları veya menkul kıymetleştirilmiş varlık ve gelirlere dayalı borçlanma araçları ile söz konusu kıymetlere ilişkin depo sertikalarını” ifade eder. Tanımdan anlaşılacağı üzere, kripto paraları menkul kıymet olarak tanımlamak da mümkün gözükmemektedir. Ek olarak belirtmek gerekir ki Sermaye Piyasası Kurulu’nun 2018/42 sayılı Bülteni’nde kripto para satışının Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenleme ve gözetim alanı dışında kaldığı da açıkça belirtilmiştir. Anlaşılacağı üzere Türk hukukunda yer alan mevcut kavramlar henüz Bitcoin’i tanımlamak bakımından yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla Bitcoin’in hangi mevzuat kapsamında değerlendirileceği ve hangi denetleyici kuruma tabi olacağı da şimdilik belirsiz olarak görünmektedir. Henüz resmiyete dökülmemekle birlikte, Sermaye Piyasası Kurulu’nun Bitcoin gözetim ve denetimiyle ilgili adımlar atacağına ilişkin beklentiler mevcuttur.

Görüldüğü üzere kripto para yukarıda sayılan malvarlıklarına uygun tanıma sahip değildir. Ayrıca diğer ülke yasalarında olduğu gibi ülkemiz yasalarında kripto parayla alakalı düzenlemeler bulunmamaktadır. Bu durum olası uyuşmazlıklarda mahkemeleri çıkmaza sürükleyeceği aşikardır.

NE YAPILMASI GEREKİR?

Kripto paralar ve özellikle Bitcoin, günümüz itibarıyla herhangi bir denetleyici ve düzenleyici kuruma tabi olmaması nedeniyle “bağımsız” para birimi olarak anılmaktadır. Bu bağımsızlık, kimi yatırımcılar tarafından endişe verici bulunmakta, kimi yatırımcılar ise Bitcoin’i geleceğin en büyük yatırımı olarak nitelendirilmektedir. Uluslararası alandaki gelişmelere bakıldığında konunun hem hukuk sistemlerine entegre edilmeye başlandığı, hem de konuyla ilgili uyuşmazlıkların yargı önüne taşındığı görülür. Türk hukukunda şimdilik somut bir atılım olmasa da, yapılacak düzenlemelerin başta banka ve finans hukuku ile sermaye piyasası hukuku olmak üzere vergi, miras, mal paylaşımı, şirket sermayeleri ve hatta icra ve iflas gibi diğer alanlara da önemli etkileri olacağı şüphesizdir.

avmehmetsalihyegen@gmail.com

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI