Çocuk İstismarı Suçu ile Mücadele için Ne Yapıyoruz? - AV. NURSEL YAKAR

25.2.2022 10:30:00

Bugün sizleri sürekli gazete ve haberlere manşet olan, okurken veya izlerken yüreklerimizi dağlayan “Çocuk İstismarı Suçu” hakkında bilgilendireceğim. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 103. Maddesinde tanımlanan bu suçun kanun maddesi detaylarına hepinizin kolayca ulaşması mümkün olduğundan ben bugün ve diğer günler sizlere bu suçun toplumca pek de bilinmeyen detaylarını ve bu suça ilişkin aldığım dava örneklerinden bahsedeceğim.

Lütfen Yazılarımı okurken “Cinsel istismar benim çevremde gerçekleşmez.” demeyin, çünkü bu her yanlış inanışın temelini oluşturur. İstismarın bizim çevremizde gerçekleşeceğine inanmak istemeyiz; fakat gerçekte istismar bizim çevremizde de gerçekleşir. Hatta bugüne kadar cinsel istismara uğramış bir çocukla karşılaşmamış olmanız bile maalesef mümkün değil. Bu suç tüm toplumu ilgilendiren önemli bir suçtur. Bu suç geleceğimiz olan çocuklarımıza karşı işlenen, yani geleceğimizi tehdit eden büyük bir suçtur. Suça ilişkin tüm unsurları öğrendiğiniz takdirde hepinizin hayatında farkındalık oluşacak ve olaylara bakış açınız değişecektir. Lütfen bu suça kayıtsız kalmayınız.

İstismar kelime anlamı olarak birinin iyi niyetini kötüye kullanmak veya sömürmek anlamına geliyor. İstismarın çeşitlerini çocuk açısından incelersek bunları; fiziksel istismar, duygusal istismar ve cinsel istismar olarak ayırabiliriz.

1.Fiziksel istismar: Çocuğa fiziksel şiddet uygulamak, dövmek şeklinde tanımlanabilir; fiziksel bulgular nedeniyle de saptanması en kolay olan istismar türüdür. Çocuğa atılan her dayak çocuğun kişilik haklarına yapılmış bir saldırı olduğundan suç teşkil etmektedir. Lütfen çocuğunuzu dayakla terbiye etmekten sakının. Dayak çocukların iç dünyasını paramparça eder.

2. Duygusal İstismar: Çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum kalması ve bunun çocuk üzerinde psikolojik sorunlara neden olması durumudur.

3- Cinsel İstismar: Çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış yasa gereği cinsel istismar kapsamında değerlendirilmektedir. Cinsel istismar bir cinsel şiddet türüdür. Türk Ceza Kanunu’nda yetişkinlere yönelik olarak gerçekleştirilen cinsel amaçlı eylemler, ‘Cinsel Saldırı’ olarak isimlendirilirken, çocuk olarak adlandırdığımız 18 yaşından küçüklere yönelik saldırılar “Cinsel İstismar “ olarak tanımlanmıştır. Çocuğu cinsel olarak istismar eden kişi şiddet eylemini çocuğun fiziksel, duygusal, bilişsel ve deneyimsel açıdan daha zayıf oluşunu kötüye kullanarak gerçekleştirir. Cinsel istismar yalnızca çocuğun bedenine ya da cinsel organlarına yönelik fiziksel temas içeren davranışları kapsamaz. Cinsel istismarda fiziksel temas olmadığı sürece sorun olmadığını düşünmek; diğer cinsel istismar biçimlerini fark etmemize engel olur. Bu nedenle, cinsel istismarın temas içermeyen biçimlerini ve bu davranışların da çocuk ruh sağlığına zarar verici nitelikte olduğunu bilmek önemlidir.

Temas içeren cinsel istismar türlerini sayacak olursak:

  • Çocuğun bedeninin herhangi bir yerine ve/veya cinsel organlarına dokunma
  • Bedenine ve/veya cinsel organlarına çocuğu dokundurtma
  • Çocuğa cinsel haz amaçlı sarılma, öpme, okşama, sürtünme
  • Ağız ve genital teması
  • Tecavüz, tecavüz girişimi
  • Çocuğun evlendirilmesi (imam nikahı ile)

Temas içeren cinsel istismar türlerini bir çoğumuz biliyoruz. Ancak asıl bilmemiz gereken temas içermeyen  cinsel istismar türüdür. Bu türün tespiti kolay değildir. İyi takip edilmesi gerekmektedir. Bunlar:

  • Çocukla flört etmeye çalışma
  • İnternet üzerinden çocukla tanışma, yazışma, ilişki kurma, fotoğraf isteme
  • Çocukla cinsel içerikli konuşma, şakalaşma (yüz yüze ya da dijital)
  • Çocuğun cinsiyetini, bedenini, cinsel organlarını alay, övünç ya da utanç aracı olarak kullanma. Eskiden aile büyükleri arasında övünç kaynağı olarak hadi göster pipini amcalara denirmiş ya, işte bu da gördüğünüz gibi çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturuyor.
  • Çocuğun bedenine ve/veya cinsel organlarına bakmak
  • Çocuğu seyretme, gözetleme (doğrudan ya da dijital ortamda kamera ile)
  • Kişisel haz amacıyla çocuğun fotoğraflarını çekme ya da görüntülerini kaydetme, bunları saklama ve/veya çeşitli ortamlarda paylaşma
  • Çocuktan kendi bedenine ve/veya cinsel organlarına dokunmasını talep etme ve onu seyretme
  • Kendi bedenini ve/veya cinsel organlarını çocuğa gösterme
  • Kendine dokunma ve çocuğa bunu seyrettirme
  • Çocuğa cinsel içerikli görseller gösterme, filmler seyrettirme
  • Çocuğu cinsel ilişkiye tanık etme
  • Çocuğun ticari cinsel sömürüsü (reklamlarda kullanma, sanal cinsel sömürü vb.)
  • Çocuğu pornografik materyallerin üretiminde kullanma; bunları izleme, kayıtlı olarak saklama, yaygınlaştırma
  • Çocuğun cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesine yönelik baskı ve ayrımcılık içeren söylem ve davranışlar.

Temas içeren ve temas içermeyen cinsel istismar davranışları örneklerine daha bir çok şey ekleyebiliriz, ancak burada toplum olarak dikkat etmemiz gereken en önemli konu; İstismarın önlenmesindeki asıl rol ve sorumluluk yetişkinlere aittir. Bu sebeple gerek kendi çocuklarımızla gerekse de başkasının çocuğuyla kurduğumuz ilişkide sözlerimize ve davranışlarımıza çok dikkat etmeliyiz.

Çocukların bedenleri üzerindeki söz ve ifade haklarını kabul etmek, bu haklara saygı duymak ve bu hakları korumak biz yetişkinlerin görevidir. Yetişkinlerin çocukların cinsel ve bedensel istismarına bu açıdan yaklaşması, toplumda cinsel istismarın etkili ve hızlı bir biçimde önlenmesi için en önemli unsurdur. Eski dönemden kalma “ hadi öp kızım, oğlum amcanın elini, hadi o da seni öpsün ne olacak teyzen…” gibi çocuğun kişisel sınırlarını ihlal eden  emirlerden toplum olarak vaz geçmek zorundayız. Bir toplumda gelenekler zamanın koşullarına göre şekil alır. Bugün Çocuğun Cinsel istismarı suçunun geldiği noktayı göz önüne aldığımızda bu el öptürme veya başkasının çocuğunu sevme, okşama, öpme hareketinin de ortadan kalkması gerektiğini düşünüyorum. Saygı ve sevginin mutlaka bedensel  temas  ile gösterilmesi gerekmiyor. Çocuklara başkalarını öpmek ya da onlara sarılmak konusunda seçim hakkı verin. Böylece bedenleri üzerinde söz sahibi olduklarını bilir ve diğer kişilerin bu kararlara saygı göstermeleri gerektiğini öğrenirler, aslında onlara öğrettiğimiz kişisel sınırlarıdır. Bunu öğrettiğiniz takdirde çocuklarınız bir yetişkin tarafından bedenlerine yönelen saygısız ya da istismar edici bir davranışı fark edebilir, bunun doğru olmadığını bilir ve bu konuda kendilerini daha iyi ifade edebilirler.

Yetişkinler olarak çocuklara ve çocukların bedenlerine bakış açımız, cinsel istismarı ele alışımız ve istismarla mücadele için yapabileceklerimizi büyük ölçüde şekillendirir.

Çocuklarımızı gelebilecek her türlü kötülükten korumanın ilk adımı çocuğumuzla iletişimimizi kuvvetlendirmektir. Buna da; Evlerimizde Çocuklarımıza söz hakkı tanıyarak, çocuklarımızın sözlerini dinleyerek, çocuklarımızın ‘hayır’larını duyarak, bu hayırları önemseyerek ve çocuklara verdiğimiz sözleri tutarak işe başlamalıyız. Biz yetişkinler olarak çocuklarımıza karşı tutumlarımızı değiştirmediğimiz, iyileştirmediğimiz sürece bu suçla mücadele adına sosyal ortamda paylaştığımız “Çocuk susar, sen susma.”, “Çocukların çıkaramadıkları çığlık ol” gibi sloganlar anlamsızdır. unutulmamalıdır ki; değişim daima bizim kendi evimizde başlar ve tüm topluma yayılır.

Çocukları cinsel istismardan korumanın tek yolu çocuklara “hayır” demeyi öğretmek değildir. Çocuklar zaten “hayır” demeyi bilirler ve sık sık “hayır” derler. Önemli olan yetişkinlerin bu “hayır”ları duyması ve dikkate almasıdır. Bununla beraber, çocuğun “hayır” demediği bir istismar da istismardır ve yetişkinin sorumluluğundadır. Geçen gün bu konuyla ilgili olarak acılı bir anne beni aradı ve benden yardım istedi. Olay şöyle;

14 yaşındaki bir kız çocuğu 50 yaşlarında bir erkekle tanışmış, onunla gönül ilişkisi kurmuş ve birlikte olmuş. Aile bunu duyar duymaz yetkili makama şikayette bulunmuş ve suça ilişkin adli süreç işlemeye başlamış. Mağdurun annesi olayla ilgili bana “Kızımızın o adamla gönül rızası ile mesajlaşmış ve evine gitmiş olması acaba bu kişi cezasız bırakır mı?” diye sordu. Bilmeliyiz ki; bu olayda ve her istismar olayında sınır koyması gereken kesinlikle yetişkindir. Olayda kız çocuğunun on beş yaşından küçük olması sebebiyle rızanın hiçbir anlamı yoktur. Türk ceza kanununa göre Cinsel İstismar Suçu bakımından 15 yaşından küçük çocuklarda rıza aranmaz. Yasa koyucu  rızayı  15 yaşından büyük çocuklar bakımından önemli kılmıştır, bu çocuklar bakımından rıza ile fiilin gerçekleştirilmesi halinde TCK m.104’de düzenlenmiş bulunan Reşit Olmayanla Cinsel İlişki suçu devreye girmektedir. Görüldüğü üzere eylem yine suç olarak tanımlanmıştır ancak ismi ve cezası değişmektedir.

Bu konudaki bildiklerimi önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Siz kıymetli okurlarımdan bana bu konuyla veya herhangi bir konuda danışmak isterseniz bana aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz.

Sevgiler;

Av. Nursel Yakar

nurselyakar@hotmail.com

instagram adresim: av.nursel_yakar

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI