Ahlakın Öğrenimdeki Rolü - BARIŞ SANIGÖK

28 Mayıs 2021 Cuma 01:31

Birçok hadislerde, ilim ve hikmetin ihlas sayesinde elde edilebileceğine delilleriyle işaret edilmektedir. Başka bir tabirle ihlas, ilmin yani hikmetin hakikatine ulaşmanın şartı bilinmiştir.

Rasulullah Hz. Muhammed  (s.a.â) şöyle buyurur:

“Her kim kırk gün kendini Allah için halis ve muhlis ederse, Allah-u Teâlâ hikmet çeşmelerini onun kalbinden diline akıtır.

İlim ve öğrenim uğruna yapılan çabayı, İslam mektebi devamlı teşvik etmiş, Kur'an-ı Kerim ve hadisler ilmi, değer ve üstünlük ölçüsü olarak söz konusu etmişlerdir. Kur'ân-î Kerim, ilmin üstünlük ölçüsü olduğunu şu şekilde beyan ediyor:

“De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Hiç şüphesiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünmektedir.” (Zümer - 9) diğer bir yerde insanın her iki alemde yüce insani derecelere erişmesinin ilmin nuruyla gerçekleşeceğini şöyle açıklamıştır:

Allah, sizden iman etmekte olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir. Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdardır. (Mücadele – 11)

İslam dininde ilmin değeri ve üstünlük ölçüsü oluşu, şu iki özelliğe sahip olmasına bağlıdır.

-İlim sahibi güzel ahlak sahibi de olmalıdır.

-İlim yüce insani değerler doğrultusunda kullanılmalıdır.

Bu ikisinden her birinin olmayışıyla ilim, bataklığa dökülen tatlı ve berrak suya benzer ki, bir nevi en güzel yaratılış zirvesinden aşağıların aşağısına (Tin 4-5) doğru çöküştür. İşte bu yüzden ilahi maariflerin hazinesi olan Kur'ân-î Kerim, Rasul-i Ekrem Hz. Muhammed  (s.a.â) Efendimizin peygamberliğe gönderilişinin hedefini açıklarken, ilim ve tezkiyeyi, ruhu pisliklerden arındırmayı  bir arada ve yan yana zikretmiştir. (Bakara, 129 – 152, Al-i İmran - 164, Cuma 2)

Bu gerçeğe Rasulullah Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin buyruklarında da rastlanmaktadır. Çünkü alemlere rahmet olarak gönderilen Rasulullah (s.a.â) “Ben öğretmek için gönderildim” (el Hayat, c.1, s.35) diye ilan ediyorsa, ”Ben ahlâki erdemleri tamamlamak için gönderildim” (Mişkat-ul Envar, s.243) diye de buyurmuştur. Yine Rabbim bana ilim öğretti; ne de güzel ilim şeklinde buyuruyorsa bununla birlikte Rabbim beni terbiye etti; ne de güzel terbiye (Nuru’s Sekaleyn, c.5, s.392) sözünü de dile getirmiştir.

Dolayısıyla ilim, ahlâkî değerlerle ve insani hedeflerle birlikte olursa değer kazanır ve İslam'da olan üstün değerlerin kapsamına giriverir; yine alimin makam ve değeri, ilim ve bilgi edinmeye çaba harcamanın yanı sıra kendi nefsini temizlemeye daha fazla önem göstermesine bağlıdır.

İlim, öğrenme yoluyla edinilmez; ilim ancak bir nurdur ki, Allah-u Teâlâ onu hidayet etmek istediği kişinin kalbine yerleştirir.

Bu söze dikkat ettiğimizde bu ilmin, medrese veya okullarda tahsil edilerek elde edilen ilimlerden veya ders olarak, kitap okuyarak ve bilginlerin eserlerini arşatırarak edinilen ilimden farklı olduğu açıklığa kavuşmaktadır. Çünkü okul ve medreselerde olan ilim sadece anlama ve anlatma için kullanılan sözcük ve terimlere dayalıdır; ancak hakiki ilim bunların dışında bir şeydir. Ama bu söz, bu iki tür ilmin arasında bir irtibatın olmadığı anlamına değildir; çünkü kelime ve terimlere dayalı olan ilim ilmin hakikatı dediğimiz nura kavuşmak için gerekli olan ortamı hazırlamaktadır.

Alim, ilmin hakikatı ışığında açıkça hakikatı bulur, hidayete kavuşur. İmam Cafer-i Sadık'ın (a.s) tabiriyle nur olan bu ilmin iki özelliği vardır:

-Nurda meçhul bir nokta yoktur. Yine ilim, şek ve şüphe olması bir yana, ancak yakin haddine ulaştığı zaman hakikat olur.

-Nur aydınlatıcıdır. Hakiki ilim de hakikatleri batıl şeylerden ayırt ettire­cek derecede aydınlatıcı olmalıdır. İnsanın sapmasına ve helak olmasına sebep olan fikri karanlıkları yok etmeli, inanç temellerini gevşeten şek ve şüpheyi alimden uzaklaştırmalıdır; o alime ilim ve fikir sebatı vermelidir. Ve yine hidayet yolunu ona aydınlatıp onu hak ve hakikatlere doğru yönlendirmeli (Gurer-ul Hikem, c.2, s.7) ve sonucu kurtuluş olan insani kemale ulaştırmalıdır. ( Gurer-ul Hikem, c.2, s.63)

Sevgili okurlar, dikkat ettiniz mi ilahi emirde dedikodu, fitne, yalan söylemek, laf taşımak gibi kötü alışkanlıkları öven bir hadis  ve bunlara kaynak tutacak bir şey bulunmamaktadır. İsim vermeye gerek yok fakat bu gibi insanlar etrafımızda çokça fazladırlar. Bize düşen vazife ise bulunduğumuz her ortamda ilmin güzelliğini anlatmak ve paylaşmak olmalıdır. Ahlakın öğrenimdeki rölü Allah’ın emir ve yasaklarını uygulayıp insanlara da bunu paylaşmaktır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI