Allah ile Hz. Peygamber Arasındaki Konuşma (1) - BARIŞ SANIGÖK

13 Mart 2021 Cumartesi 01:29

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz Miraca çıktığında, Cebrail’in (a.s) bile varamadığı yere varıyor ve Yüce Allah ile arasında bir konuşma geçiyor. İşte o konuşma metnin türkçesi.

Peygamberimiz arz etti: Rabbim, katındaki en faziletli amel hangisidir?

Yüce Allah buyurdu: Benim için en faziletli amel, kulumun bana tevekkül edip, verdiğim her şeye razı olmasıdır. Ey Ahmet! Dört grubu sevmek bana vaciptir; birbirlerini benim için sevenler, benim için benim sevmediklerimle ilişkisini kesenler, benim için birbirleriyle dostluk kuranlar ve sadece bana tevekkül edenler. Benim sevgime bir sınır yoktur, ne zaman bir belirti göndersem, peşi sıra başka bir belirtiyi de onlar için gönderirim.

Benim dostlarım; benim kendilerine baktığım gibi, onlar da benim kullarıma bakarlar, ihtiyaçlarını halka götürmezler. Karınları asla haram malla dolmaz, dünyadaki sevinçleri benim zikrim, sevgim ve onlardan hoşnut olmamdır.

Ey Ahmet! Eğer insanların en çok sakınanı olmak istiyorsan, dünyaya karşı ilgisiz, ahirete karşı ise çok istekli ol.

Arz etti: Rabbim, dünyaya karşı nasıl ilgisiz olabilirim?

Buyurdu: Dünyadan sadece günlük yemeni, içmeni, elbiseni al, yarın için de bir şey biriktirme ve sürekli benim zikrimde ol.

Arz etti: Rabbim, seni sürekli nasıl zikredebilirim?

Buyurdu: İnsanlardan uzak dur, dünyanın tatlılarını, ekşilerini bırak, evini ve mideni tamamen dünyadan boşalt.

Ey Ahmet! Çocuklar gibi olmaktan sakın; onlar sarıyı, kırmızıyı gördüler mi hemen seviyorlar, helva veya ekşi bir şey verildi mi de hemen kanıyorlar.

Arz etti: Rabbim, bana onunla sana yaklaşa bileceğim bir amel göster.

Buyurdu: Geceni gündüz, gündüzünü de gece karar kıl.

Arz etti: Bunu nasıl yapayım?

Buyurdu: Geceleri uyuma ve namaz kıl, gündüzleri de karnını doldurma, aç bırak.

Ey Ahmet! İzzet ve celâlime andolsun ki; hangi kulum şu dört özelliği kendisinde toplarsa onu cennete yerleştireceğim. Dili faydasız sözleri söylemekten korumak, kalbi şeytanın vesveselerinden muhafaza etmek, her anını gördüğümü bilmek ve açlığı göz nuru olarak kabul etmek.

Ey Ahmet! Keşke susmanın ve açlığın ne kadar tatlı, faydalarının da ne kadar çok olduğunu bilseydin.

Arz etti: Rabbim, susmanın ve açlığın faydaları nelerdir?

Buyurdu: Hikmet, kalbin kontrolü, bana yaklaşma, her zaman hüzünlü olma, insanların arasında kanaatli olma, her zaman hakkı söyleme ve geleceğin zorluk mu yoksa rahatlık mı getireceği endişesinde olmamak.

Ey Ahmet! Kulumun bana en yakın olduğu anı biliyor musun?

Arz etti: Hayır Rabbim.

Buyurdu: Kulum aç olduğu ve bir de secdeye kapandığı zaman, bana en yakın olduğu andır.

Ey Ahmet! Kullarımdan üç gruba çok şaşırıyorum: Namaza durup namaz kılarken kime el açtığını, kimin karşısında durduğunu bildiği halde yine de uyuklayan, bugün yiyecek ufacık bir şeyi olduğu halde yarın ne yiyeceği endişesinde olan ve benim ondan razı mı yoksa gazaplı mı olduğumu bilmediği halde sürekli eğlenip, gülen kimselere.

Ey Ahmet! Cennette inci ve zümrütlerden üst üste kurulmuş, tek parça halinde saray bulunmaktadır. Orada sadece benim özel kullarım yaşar. Her gün yetmiş defa onlara bakar ve onlarla konuşurum, her konuştuğumda da mülkleri yetmiş kat çoğalır. Cennettekiler meyveler ve şaraplardan lezzet alırken onlar benim zikrim, sözüm ve onlarla konuşmamdan keyif alırlar.

Arz etti: Rabbim, bu özel kullarının nişanesi nedir?

Buyurdu: Onlar sürekli kendilerini hapsederler; dillerini boş sözler söylemekten ve midelerini de fazla yemeden korurlar.

Ey Ahmet! Benim sevgim, fakirleri sevip onlara yaklaşmak ve onlarla birlikte olmaktadır.

Arz etti: Rabbim, fakirler kimlerdir?

Buyurdu: Aza razı olan, açlığa sabreden ve rahatlık anında da şükredenlerdir. Açlık ve susuzluklarından dolayı şikâyet etmezler. Dilleriyle asla yalan söylemez ve Rablerine de gazaplanmazlar. Onlar öyle fakir kimselerdirler ki; kaybettikleri için üzülmez ve kazandıkları için de sevinmezler.

Ey Ahmet! Benim sevgim fakirlerin sevgisidir. Öyleyse fakirlere yaklaş, onların toplantılarına katıl, zenginlerden ve onların toplantılarından da uzak dur, zira fakirler benim dostlarımdır.

Ey Ahmet! Kendini güzel elbise, leziz yemekler ve yumuşak yatakla süsleme; çünkü nefis şerlerin sığınağı ve her türlü kötülüğün arkadaşıdır. Sen onu Allah’a itaat etmeye çağırırken o da seni sürekli günaha çağırır.

Allah’ın sevdiği şeyleri yapmanda sürekli sana karşı gelir ve Allah’ın sevmediği işleri yapmak istediğinde ise hemen sana itaat eder. Doyduğunda tuğyan eder, aç olduğunda sızlanmaya başlar, yoksulluk anında öfkeli, zengin olduğun zaman da pek gururludur, büyüdüğünde unutur, emniyete kavuştuğunda gaflet eder ve şunu bil ki nefis şeytanın en yakın arkadaşıdır. Nefis çok yiyen ama uçamayan deve kuşu, bir de rengi güzel ama tadı acı olan karpuza benzer.

Ey Ahmet! Dünyadan ve dünya ehlinden nefret et, ahiret ve ahiret ehlini ise sev.

Arz etti: Rabbim, dünya ehli ve ahiret ehli kimlerdir?

Buyurdu: Dünya ehlinin özellikleri şunlardır; onların yemesi, gülmesi, uykusu ve öfkesi çoktur, fakat çok az razı olurlar. Birine kötülük ettiklerinde özür dilemez, birisi de onlardan özür diledi mi kabul etmezler.

Dünya ehli; itaat anında tembel, günah anındaysa pek cesaretlidirler. Onlar; arzuları uzun, ecelleri yakın ve kendilerini hesaba çekmeyenlerdir. Başkalarına faydaları azdır, çok konuşur, az korkarlar, yemek anındaysa çok sevinirler. Kuşkusuz dünya ehlinden olan birisi; rahatlığa kavuştu mu şükretmez, zorluğa düştü mü de sabretmez. İnsanların güzel işlerini küçümserler, yapmadıkları halde kendilerine nispet verip övünürler, kendilerinde olmayan şeyleri iddia eder, isteklerini hep dile getirir ve başkalarının hatalarını söylerler.

Arz etti. Rabbim, bütün bu kötü sıfatların hepsi dünya ehlinde var mı?

Buyurdu: Ey Ahmet! Şüphesiz dünya ehlinin ayıbı çoktur, en başta da onlar cahil ve ahmaktırlar. İlim öğrendikleri kimseye karşı alçak gönüllü olmazlar. Kendilerini çok akıllı zannederler, oysaki onlar ariflerin yanında cahillerdir.

Ey Ahmet! Hayır üzere olan ahiret ehlinin yüzleri ince, hayâları çok, akılsızlıkları az, faydaları fazla ve hileleri azdır. Kimse onlardan bir zarar görmez, insanlar onlardan rahatta, nefisleriyse onların elinden zordadır. Ahiret ehlinin sözleri ölçülüdür, nefislerini hesaba çeker ve onu azarlar. Gözleri uyur ama kalpleri uyumaz. Gözleri ağlar kalpleri zikreder, başkaları gafiller olarak yazılırken onlar zikredenler olarak yazılırlar.

Ahiret ehli olan kimseler; bir nimete ulaştılar mı hemen başında hamd, sonunda şükrederler. Duaları Allah’ın katına yükselir, sözleri onun yanında işitilir. Melekler onlarla sevinirler, ettikleri dualar hicapların altında döner durur, Allah onların seslerini duymayı annenin yavrusunu sevdiği gibi sever.

Ahiret ehlini, bir göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa hiçbir şey Allah’tan alıkoymaz, onlar çok yemek, çok konuşmak ve çok elbise istemezler. Başkaları onlar için sanki ölüdür, ama Kerim olan Allah onlar için hep diridir ve asla ölmez. Kendilerine sırt çevirenleri büyüklükleriyle çağırır, kendilerine gelenleri de lütuflarıyla kabul ederler. Dünya ve ahiret onlar için eşit olmuştur.

Diğer insanlar ömürlerin de bir defa ölürler, ama ahiret ehli her gün nefisleriyle mücadele etmelerinden, heva-heveslerine karşı gelmelerinden ve damarlarda dolaşan şeytanla yaptıkları cihat nedeniyle her gün yetmiş defa ölürler. Bir rüzgâr bile esecek olsa onları titretir, lakin benim karşımda durduklarındaysa sapasağlam, birbirine kenetlenmiş binalar gibidirler. Bir an dahi benden başkasını düşünerek gafil olmazlar. (Devam edecek)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI