Allah ile Hz. Peygamber Arasındaki Konuşma (2) - BARIŞ SANIGÖK

14 Mart 2021 Pazar 23:59

İzzet ve celalime yeminler olsun ki, hiç şüphesiz onu (Allah’a ulaşmış, ahiret ehli kimse) mutlu bir hayatla dirilteceğim. Ölüm anı geldiğinde canını almak için Azrail (a.s)'ı yahut başka bir meleği göndermem, bizzat benim kendim canını alınırım. Sonra göklere, bütün kapılarını onun için açmasını emrederim ve onunla aramda olan bütün hicapları kaldırırım.

Cenneti onun için süslemeyi, meleklere onu karşılamak için sıraya girip selamlamalarını, ağaçlara meyvelerini vermeyi, meyvelere de onun için dökülmelerini emrederim.

Arşın altında olan rüzgârlardan bir rüzgâra emredeceğim ki, kâfur ve ezfer miskinden olan bir dağı yükseltsinler ve ateşi olmayan bir odunla onu dumanlandırsınlar. Onunla kendi aramda bir engel olmaksızın, cennete yerleştirmelerini emrederim.

Onun ruhunu aldığımdaysa şöyle derim: Hoş geldin, dergâhımıza mutlulukla gir. Kendi lütfumla yücel, sana rahmetimi ve sürekli nimetler içerisinde sonsuza kadar kalacağın cennetleri müjdeliyorum. Hiç şüphesiz en büyük mükâfat yalnızca Allah’ın yanındadır.

Ey Peygamber’im! Keşke meleklerin nasıl da bu mûmin kulumun ruhunu bir birlerine verdiklerini görseydin.

Ey Ahmet! Şüphesiz ahiret ehli Rablerini tanıdıktan sonra yemek onlara afiyet olmadı ve hatalarını anladıktan sonra hiçbir musibet onları meşgul etmedi. Hatalarına ağlarlar, nefislerini kınar, onu sevindirmezler, şüphesiz ahiret ehlinin rahatlığı ölümledir. Ve ahiret, ariflerin rahatlığa kavuşmasıdır. Gözyaşları sırdaşları olmuştur. Oturup durdukları kimseler, sağlarında ve sollarında yürüyen meleklerdir. Onların münacatı, arşların üzerindeki azamet sahibi Allah’ladır. Şüphesiz ahiret ehlinin kalpleri gönüllerinde sıkılmıştır. Şöyle derler, “Ne zaman fena evinden, beka evine kavuşacağız?”

Ey Ahmet! Acaba zahitlerin benim yanımdaki mükâfatının ne olduğunu biliyor musun?

Arz etti: Hayır Rabbim, bilmiyorum.

Buyurdu: İnsanlar dirilip hesaba çekildiklerinde, onlar bundan güvendedirler. Ahirette zahitlere vereceğim en küçük mükâfat, cennetin bütün anahtarlarıdır, onunla istedikleri cennet kapısını açarlar. Kalp gözleriyle bana bakmalarını sağlarım ve onlarla konuşmamla en güzel şekilde nimetlendiririm. Onları doğruluk makamında oturtur, sonra dünyada zahmete düştükleri şeyleri hatırlatırım.

Onlar için dört kapı açarım. Bir kapıdan onlara benim yanımdan sabah, akşam hediyeler gelir. Diğer kapıdan rahatlıkla, nasıl isterlerse bana bakarlar. Başka bir kapıdan cehennem hakkında bilgi alırlar ve zalimlerin nasıl azaba uğradıklarını görürler. Dördüncü kapıdan da huriler gelir.

Arz etti: Anlattığın bu zahitler kimlerdir?

Buyurdu: Zahit yıkıldığında üzüleceği bir evi, öldüğünde onu üzecek bir evladı, kaybettiğinde kederleneceği bir şeyi ve bir göz açıp kapayıncaya kadar bile onu Allah’tan alıkoyacak bir tanıdığı olmayandır. Onun hesabını veremeyeceği fazlaca bir yiyeceği ve yumuşak bir elbisesi yoktur.

Arz etti: Acaba bunlar benim ümmetime de verilecek mi?

Buyurdu: Ey Ahmet! Bu mükâfat peygamberlerin ve senin ümmetinden yahut başka ümmetlerden olan sıddıklarla, şehitlerin derecesidir.

Arz etti: Allah’ım! Benim ümmetimin zahitleri mi çok, yoksa İsrail oğullarınınki mi?

Buyurdu: İsrailoğullarının zahitleri senin ümmetinin zahitlerine göre beyaz inekte bulunan siyah bir tüy gibidir.

Arz etti: Bu nasıl olur, hâlbuki İsrail oğullarının sayısı çok daha fazladır.

Buyurdu: Çünkü onlar kesin inandıktan sonra şüpheye düştüler ve kabul ettikten sonra inkâr ettiler.

Rasulullah Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz şöyle buyuruyor: Allah’a çok şükür ettim, onların korunması, hayırlara ulaşıp, Allah’ın rahmetine vasıl olmaları için dua ettim ve yüce Allah’a şöyle arz ettim: Allah’ım! Onları koru, razı olduğun dinde sağlam kıl, sonrasında şüphe olmayan bir iman nasip et, bir daha günaha rağbet etmeyecekleri takva ve hiçbir zaman gaflete düşmemeleri için de korku ver. Onlara sonrasında cehaletin olmadığı ilim, ahmaklığın olmadığı akıl, uzaklığın olmadığı yakınlık, kalplerini katılaştırmayacak huşu, seni unutturmayacak zikir, alçaklığın olmadığı bir yücelik ve sabırsızlığın olmadığı bir sabır nasip eyle.

Rabbim! Onlara öyle bir hilim nasip et ki, ondan sonra acelecilik olmasın. Kalplerini hayâyla doldur ki her an senden utansınlar, onlara dünyanın zararını, nefislerinin afetini ve şeytanın vesveselerini göster, sen benim içimde olanı en iyi bilensin, çünkü sen gaybı çok iyi bilirsin.

Buyurdu: Ey Ahmet! Hep takvalı olmaya çalış; çünkü takva dinin başı, ortası ve sonudur, insan ancak günahtan kaçınarak bana yaklaşabilir.

Ey Ahmet! Günahtan uzak durmak dinin direği, müminin süsüdür. Bineni kurtaran, binmeyenin de boğulduğu bir gemiye benzer, öyleyse dünyadan yüz çeviren zahit, sadece günahtan kaçınarak kurtuluşa erişebilir.

Ey Ahmet! Şüphesiz günahtan sakınmayla kulun yüzüne ibadet kapıları açılır böylece insanların içinde değerli ve Allah’a yakın olur. Kulum bana saygı gösterip, huşu ettiğinden beni tanıdı ve bana saygı gösteren kuluma her şey saygı gösterdi.

Ey Ahmet! Zahitlerin yüzleri geceleri ibadetin zorluğundan, gündüzleri de oruçtan sararmıştır ve dilleri yüce Allah’ı anmaktan yorgun düşmüştür. Sinelerindeki kalpleri çok susmaktan dolayı delik deşiktir. Var güçleriyle çalışıp çabalamaktadırlar; bütün bu gayretleri cehennem ateşinden korktukları veya cennete olan iştiyaklarından değildir. Onlar göklerin ve yerin melekûtuna bakarlar, sonuçta münezzeh olan Allah’ı ibadete layık görürler.

Ey Ahmet! Suskunluğunu koru, çünkü en diri kalp salihlerin ve susanların kalbidir. En kötü ve ölü kalp ise, boş yere çok konuşan kimselerin kalbidir.

Ey Ahmet! İbadet on kısımdır ve bunun dokuzu helal rızık elde etmek için çalışmaktadır. Eğer yiyecek içeceğin helalinden olursa işte o zaman benim korumam ve sığınağım altındasın demektir.

Arz etti: Rabbim, ibadetin ilki nedir?

Buyurdu: Sükût etmek ve oruç tutmaktır.

Arz etti: Rabbim, orucun faydaları nelerdir?

Buyurdu: İlk faydası hikmet, hikmet peşi sıra tanımayı getirir, tanıma da yakini doğurur ve kul yakine ulaştı mı zorlukla mı, yoksa rahatlıkla mı sabahladığı onun için önemli olmaz.

Mûmin kulun ölüm anı gelip çattığında; ölümün acısını, elem ve korkusunu ona kolaylaştıracağım, öyle ki rahatça cennete doğru yükselecek.

Ölüm meleği ona indiğinde şöyle der: Merhaba, ne mutlu sana, yüce Allah seni beklemektedir. Ey Allah’ın dostu! Bil ki amelinin yükseldiği kapılar, namaz kıldığın yerler ve secdegahın sana ağlamaktadır. (Devam edecek)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI