Duaların Kabul Olması İçin Öğütler - BARIŞ SANIGÖK

6 Eylül 2021 Pazartesi 23:52

Duanın vazgeçilmez koşul ve atmosferi, şüphesiz inanarak ve marifet eşliğinde olmasıdır. Böyle bir inanç ve marifet ise, yüce yaratanın bizi dua etmeye yönelik çağrılarının şehrini bilmekle hasil olur. Şu ayetlerin verdiği mesaj çok nettir.

"Kullarım beni senden sorduklarında onlara de ki: Ben yakınım. Beni çağırıp dua edenin duasını kabul edeceğim." (Bakara - 186)

"Ey Peygamber de ki: Duanız olmasa Rabbim ne diye size değer versin ki" (Furkan - 77)

"Dua edin bana, kabul edeyim sizin için." (Mumin - 60)

İmam Zeynu'l Abidin (a.s) münacatlarının birinde şöyle sesleniyor:

"Sen ey Rabbim, ey efendim, senin bana dua edin, benden isteyin deyip de vermemezlik etmeyeceğini çok iyi biliyorum."

Buradaki mesaj aslında bu seslenişinde dua hakkında önemli bir hususa dikkat çekmemizi istiyor.

Buradan anlaşılıyor ki dua eden birinin yukarıdaki hususa olan inanç ve marifetiyle yapacağı hiçbir dua cevapsız ve sonuçsuz kalmayacaktır.

Allah'a dua eden kimse birkaç hususa dikkat etmesi gerektiğini bilmelidir.

-Dua eden biri Allah'ı tanımalı ve onun yüceliğine, enginliğine iman etmelidir. Bu konuda Rasulullah Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle buyurmuştur:

"Eğer Allah'ı hakkıyla tanısaydınız, dualarınızla dağlar yerinden oynardı." (ed-Durru'l-Mensur Teferi) Ne kadar önemli ve anlamlı bir mesaj bırakmış alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili.

-Dua eden kimsenin Allah'a hüsnü zannı olmamalı, yani Allah'ın kulları hakkında rahmet ve kereminin kapsayıcılığına yakini olmalıdır. Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle buyurmuştur.

"Allah'ı çağırdığınızda duanızın kabul olacağına kesin bir güveniniz olsun."

(el-Mizan Tefari. c 2 s 36, Vesailua cs 1105 h 5702)

"Dua ederken kalben Allah'a yönelin ve Allah'tan istediğiniz şeyin kapınızın önüne bırakıldığını düşünerek dua edin." (Usulü Kafi c.2)

-Çaresizlik içinde Allah'a dua etmek insanın duasının kabulüne sebep olur. Dua eden kimse sadece Allah'a sığınmalı ve O'na ümit etmelidir. Bu hususta Imam Cafer Sadîk (a.s) şöyle buyurmuştur.

"Rabbinden istediği şeyin mutlaka kendisine verilmesini isteyen kimse, ümidini bütün insanlardan koparmalı ve Allah'tan başka hiç kimseye ümit beslememelidir. Allah böyle bir hâli onun kalbinde görürse, istediği şeyi mutlaka ona verir." (Vesailuş şiia, c4)

-Dua eden kimse kalbiyle Allah'a yönelmelidir. Zaten duanın hakikati kalbin Allah'a yönelmesidir. Dua eden bir insanın kalbi Allah'tan gayri dünya işleriyle meşgul olursa, duası kesinlikle kabul olmaz. Bir hadiste şöyle buyurmuştur.

"Allah gafil kalpten gelen çağrıyı kabul etmez. Dua edince kalbinle Allah'a yönel ve duanın kabul edileceğine kesin bir şekilde inan." (Vesali's Sa c.4 s. 1106, h 8707)

-Dua eden kimse huzu-huşuyla kalbini yumuşatarak Allah'ı çağırmalıdır. Duanın kabulüne mani olan en büyük 'şey' kalbin katı ve gaflet halinde olmasıdır. Kalbin yumuşak olduğu anlar rahmetin iniş anlarıdır. Dua eden kimse bu anları ganimet saymalıdır. Rasulullah Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizi şöyle buyurmuştur:

"Kalp yumuşadığında (huzu ve huşu hali bulduğunda) duayı ganimet bilin: çünkü o huşu anı rahmettir." (Biharul-Envar, c 93, 313 Vesail, c 4, 1097, h: 8672)

-Dua eden bir insan sürekli dua etmelidir. Yani ister sıkıntı anları olsun, ister rahatlık anları, dua hiçbir zaman terk edilmemelidir. Sıkıntıya düştükten sonra edilen duanın faydası olmaz. Rasulullah Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle buyur muştur;

"Rahatlıkla Allah'ı tanırsan, O da seni sıkıntı halinde tanır." (Vasail Hadis kitabında)

Başka bir hadiste  şöyle buyurmuştur;

"Kim sürekli dua ederse, bela geldiğinde duası kabul olur ve Allah'ın katına yükselmesi engellenmez. Kim de sürekli dua etmezse, bela ve musibet indiginde artık duası kabul olmaz ve melekler bu sesi biz tanımıyoruz derler." (Vasail Hadis kitabında)

-Dua edenin bilmesi gereken şeylerden biri şudur ki: Günahlardan uzak olmalıdır. Bir hadisi şerifte şöyle nakledilmiştir.

"Bazen kul Allah'tan bir şey ister, Allah'ın rahmet sıfatı o isteğin kısa veya uzun bir zaman sonra yerine getirilmesini gerektirir. Ama insan günah işleyince; "Allah meleklere, onun hacetini karşılamayın, onu mahrum bırakın. Çünkü o benim gazabıma sebep olan şeye yöneldi, böylece benden duasına icabet etmemden mahrum olmaya layık oldu" diye hitap eder." (Usul-u Kafi c.2)

-Dua edenin amelide aynı paralelde olmalıdır. Amel olmadan duanın bir yere varamayacağı bilinmelidir. Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle buyurdu:

"Ey Ebuzer, amelsiz dua eden, yaysız ok atan kimseye benzer. Başka bir hadiste ise şöyle geçmektedir;

"Üç kişinin duası kabul olmaz. Onlardan biri evinde oturup, ey Rabbim, bana rızık ver diyen kimsenin duasıdır. O zaman bu adama rızık kazanmak için sana bir yol karar kılmadım mı diye hitap edilir."

-Dua eden biri Allah'ın ahdine vefa etmelidir. Bir hadiste; Allah "Beni çağırın size icabet edeyim" diye buyuruyor, fakat biz çağırdığımız halde icabet olunmuyor." dediklerinde şöyle buyurdular. "Çünkü siz Allah'ın ahdine vefa etmiyorsunuz. Allah buyuruyor ki: "Vefa edin ahdime, vefa edeyim ahdinize." (Bakara - 40)

-Dua ederken acelecilik yapmamak ve duayı dikkatle okumaktır. Duaları, özellikle hadislerde naklolunan duaları anlaşır bir halde okumak gerekir. Çünkü tazarru ve içtenlik olmaksızın Allah'a yöneliş mümkün olamaz.

Sevgili dostlar konu o kadar çok uzun ki! Ancak burada kısa tutmak zorunda kaldım. Umarım sizlere biraz da olsa faydalı olacağım bir konu olmuştur. Hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI