Gadir-i Hum - BARIŞ SANIGÖK

8 Ağustos 2020 Cumartesi 13:40

18 Zilhicce günü kutlanan Gadir-i Hum Velayet Bayramı

Yüce Peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.â) Efendimizin dünyayı terk etmesi yılında onun rehberliğinde yapılan “Veda Haccı” son buldu.

Veda Haccı’na katılan gönüller nurlanmış, bu büyük ibadetin lezzeti henüz hatırlardan gitmemişti. Sayıları yaklaşık yüz yirmi bini bulan Peygamber dostları böylesine büyük bir feyzi, saadeti yaşadıkları için çok mutluydular. Bu yolculuğa Medine halkının yanı sıra Arap Yarımadası’nın farklı yerleşim birimlerinden ve kabilelerinden insanlar katılmışlardı. Bütün Müslüman kabile reisleri bu yolculuğa davet edilmişti, onlar da Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin eşliğinde haccetme şerefine ulaşmak amacıyla bu eşsiz fırsatı kaçırmamışlardı.

Çok sıcak bir gündü. Hicaz güneşi adeta dağlara ve derelere ateş yağdırıyordu. Öyle ki, insan kavurucu sıcaktan başının ve ayaklarının üzerini örtmek zorunda kalıyordu. Ancak, bu manevî yolculuğun verdiği haz, bütün zorlukları kolaylaştırıyordu. Öğle vakti yaklaşmıştı. Cuhfe bölgesi ve Gadir-i Hum çölü uzaktan görünmeye başlamıştı. Aslında burası Hicaz halkının yollarının birbirinden ayrıştığı bölgeydi. Artık Medine’den, Irak’tan, Mısır’dan ve Yemen’den gelen hacılar yol ayrımına gelmişlerdi. İşte böylesine kritik ve hassas bir noktada bu büyük yolculuğun hatırlardan silinmeyecek en önemli olayı gerçekleşecek, Müslümanlar Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin ilâhî emir gereği vereceği çok önemli mesajlarla birbirlerinden ayrılacaklardı. Hicretin onuncu yılı ve perşembe günü idi. Kurban Bayramı’nın üzerinden sekiz gün geçmişti. Cebrail, Hz. Peygamber’e (s.a.a.) şu ayeti indirmişti: “Ey Elçi, Rabbin tarafından sana indirilen mesajı tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah kâfirleri (bu mesajı inkâr edenleri) amaçlarına ulaştırmaz.

“Hz. Muhammed (s.a.â), bunun üzerine kendisiyle beraber olanların durmalarını emretti. Önde gidenlerin durmaları istenildi, arkadakilerin yetişmesi beklendi. Namaz vakti girmiş idi; Hz. Peygamber’in müezzini ezan okudu. Müslümanlar namaza hazırlandılar. Hava o kadar ısınmıştı ki namaz kılanlar el ve ayaklarını korumak amacıyla sırtlarındaki abalarını ayaklarının altına sermişlerdi. Aşırı sıcaktan kurumuş birkaç ağaçtan başka ne bir gölgelik vardı ne de bir yeşillik. Hacılardan bazıları o kuru ve çıplak ağaçların gölgesi-ne sığınmışlardı. Bir ağacın üzerine bir bez parçası çekilerek Hz. Pey-gamber (s.a.a) için gölgelik hazırlandı. Sıcak rüzgâr, gölgeliğin altında bile Müslümanları rahatsız ediyor-du. Hz. Peygamber’in (s.a.a) imamlığında öğle namazı kılındı. Namaz bitiminde Müslümanlar getirdikleri kü-çük çadırlara sığınmayı plânlıyorlardı. Ama Hz. Pey-gamber (s.a.a) konuşmasını dinlemeleri ve ilâhî mesajı duymaları için beklemelerini istedi. Hz. Muhammed (s.a.â), orada bulunan herkesin onu görebilmesi için üst üste yığılarak deve eyerlerinden oluşan yüksekliğe çıktı. Orada bulunan herkesin işitebileceği yüksek bir sesle daha sonra aktaracağımız Allah’a hamdûsena ile başlayan konuşmasını yaptı.

Kısaca Gadir-i Hum Hutbesi’nin Analizi

Hz. Muhammed (s.a.â) Gadir-i Hum’da irat ettiği hutbe on bir ana başlık altında değerlendirilebilir.

1- Hamdûsena-i İlâhî

2- Mühim bir konunun iletilmesi emri

3- On İki İmam’ın velayetinin ve imametinin resmen ilanı

4- Hz. Ali (a.s)’ın Hz. Muhammed (s.a.â) tarafından tanıtılması

5- İmamete tekit

6- Münafıkların bozgunculuğu

7- Ehl-i Beyt’in dostları ve düşmanları

8- Hz. Mehdi (a.s)'ı tanıtma

9- Biat meselesi

10- Farzlar ve haramlar

11- Resmen biat almak

Hutbede kullanılan sözcüklerle ilgili şu bilgiler verilebilir:

1- Ali ismi 40 kez kullanılmıştır.

2- İmamlar sözcüğü 10 kez kullanılmıştır.

3- Hz. Mehdi (a.s) ismi 4 kez kullanılmıştır.

Elbette hutbede birçok kez söz konusu hususlara zamir vb. edatla işaret edilmiştir. Bu hutbede 50 kez Kur’ân ayetlerine şahit olarak işaret edilmiş ve tefsiri yapılmıştır. Bu husus, söz konusu hutbenin sağlamlığının bir diğer delilidir.

Yani kısaca Gadir-i Hum Veda Haccı hadisesini kaleme alacak olursam;

İlâhi tebliğ ile Cebrail (a.s) aracılığıyla vahy yoluyla Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz tarafından İmam Ali (a.s)'ın veli,vasi ve halife olduğunu tayin ve ilan edilmesi hadisesidir…

Sevgili okurlar.

Gadir-i Hum velayet bayramınız mübarek olsun.

Not:

"Bu hacca, “Veda Haccı” adı verildi. Çünkü Rasulullah Hz. Muhammed (s.a.â) bu hac sırasında irtihaline yakın olduğuna işaret ederek Müslümanlarla vedalaştı. Bu Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin Medine’ye hicretinden sonra yaptığı ilk ve son haccı idi. Bu hac Veda Haccı’nın yanı sıra çeşitli isimlerle de anılır. Bunlardan birkaçı;

Haccetu’l-İslam, Haccetu’l-Belağ, Haccetu’l-Kemal, Haccetu’t-Tamam."

Kaynaklar

-E-Taraif, Seyyid İbn Tavus, s. 33.

-Keşfü’l-Mühim fi Tariki Haberi Gadiri Hum, Seyyid Ha-şim Behrani.

- Biharu’l-Envar, Muhammed Bakır Meclisi, c. 37, s. 181-182.

- Abakatu’l-Envar, Mir Hamid Hüseyin el-Hindî.

- el-Gadir, Allame Emini, c. 1, s. 12-151, 294-322.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI