Hz. Süleyman ve Hüdhüd Kuşu (3) - BARIŞ SANIGÖK

16.5.2022 11:02:00

Ayet-i kerîmenin devamında bildirildiği gibi, Süleyman (a.s) sözlerine şunları ilave etti: "Yahud onu mutlaka boğazından keseceğim. Yahud bana kaybolmasına mazeret olacak açık ve kat’î bir delil getirir." (Neml - 21)

Hz. Süleyman (a.s) Hüdhüd hakkında bu tehdidi yaptıktan sonra, kuşların efendisi olan Ukâb isimli kuşu çağırdı. Hüdhüd kuşunu derhal bulup getirmesini emretti. O kuş, hemen havalandı. Her tarafı gayet iyi görüyordu. Etrafa bakınırken aranan Hüdhüd kuşunun Yemen tarafından gelmekte olduğunu gördü. Nitekim Kur'ân-î kerimde; "Derken Hüdhüd çok eğlenmeyip döndü” buyruldu. (Neml - 22)

Hüdhüd kuşunun ortadan kaybolması her ne kadar şiddetli azaba uğratmasına sebep ise de, kaçmasını telafîye çalışması ve gittiği yerden süratle dönmesi de onun hakkında hayır ve saadet alametlerindendir. Süleyman (a.s)'ın Hüdhüd'ü aramakla vazifelendirdiği kuş, ona doğru öterek seslendi. Hüdhüd, kötü bir haber olduğunu anladı. Yaklaşınca o kuş Hüdhüd'e; “Allah-û Teâlâ'nın peygamberi Hz. Süleyman (a.s) sana pek şiddetli azab edeceğine yahut seni boğazlatacağına yemin etti" dedi. Bunu duyan Hüdhüd, Hz. Süleyman (a.s)'a doğru uçtu.

Hz. Süleyman (a.s)'ın bulunduğu yere varınca, onu akbabalar ve diğer kuşlar karşıladı. Ona; "Yazık sana! Bugün nerede idin?” diyerek, Allah-û Teâlâ'nın peygamberi Süleyman (a.s)'dan bahsedip, onun hakkında yaptığı tehdidi tekrarladılar. Bunun üzerine Hüdhüd; "Süleyman (a.s)'ın istisna tuttuğu bir sözü olmadı mı?” diye, sordu. Onlar da “Evet istisnası oldu. "Yahud bana geçerli bir mazeretini bildiren açık, kati bir delil getirir" buyurdu dediler. Hüdhüd; "Öyleyse, kurtuldum" dedi. Ukâb, Hüdhüd'ü, Süleyman (a.s)'ın huzuruna çıkardı. Hz. Süleyman (a.s) kürsisinde oturuyordu. Ukâb; “Hüdhüd'ü getirdim, yâ Nebiyyallah” dedi. Hüdhüd, Hz Süleyman (a.s)'a yaklaşıp, tevazu ve hürmetini arzetti. Süleyman (a.s), Ona; "Nerede idin? Geçerli bir sebebin yok ise sana şiddetli azab edeceğim" diye buyurdu. Bunun üzerine Hüdhüd, ayet-i kerimede bildirildiği gibi; "Ey Allah'ın Nebisi!) Ben, senin bilmediğin bir şeye vakıf oldum. Senin ve senin ordunun varmadığı yere vardım. Sebe’ şehrinden sana çok doğru ve mühim bir haber getirdim dedi. (Neml - 42)

Hüdhüd'ün, Hz. Süleyman (a.s)'ın bilmediği bir şeyi bilmesi, onun peygamberliğinin şaına bir şey getirmez. Çünkü burada oluşan bu hadise zahiridir. Çünkü Hüdhüd kuşunun bildiği şey Allah'ın gördüğü ve bildiği şeydir. Bu bilgi, sırf his uzvuna bağlı olup, onu bilmekte ve görmekte, akıl sahibi olanlar, ile akıl sahibi olmayanların müşterek oldukları bir bilgidir.

Yine Hüdhüd kuşu, Süleyman (a.s)'a; "Ben, senin bilmediğin bir şeye vakıf oldum” demesi, edebe uygun değil ise de, peşinden faydalı bir şey bildirmesi, önceki sözünün yükünü hafifletti. Büyükler, böyle edebe uygun olmayan hareket ve sözlere faydalı bir husus ile beraber söyleyince, sabır ve tahammül gösterirler. Nitekim Hüdhüd, bu sözünün hemen peşinden, âyet-i kerîmede bildirildiği gibi; "Sebe’ şehrinden sana kati yani kesin bir delil bir haber ile geldim" dedi. (Devam Edecek)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI