İslam’ın Beşer Medeniyetinin İlerlemesindeki Rolü (3) - BARIŞ SANIGÖK

12 Kasım 2021 Cuma 00:38

"Çok genel bir şekilde İslâm düşencesine kaynaklık yapan Kur’ân-î Kerim, Hz. Muhammed (s.a.â) ve Ehl-i Beyt İmamlarının (Allah’ın selamı hepsinin üzerine olsun) siyerine bakıldığında Allah ve Allah’ın velililerinin aralıksız kâfirler, müşrikler, diğer dinlerin takipçileri ve müminler olmak üzere bütün insanları tefekküre, düşünmeye davet ettiği görülecektir. Bu bağlamda o kadar ileri gidilmiştir ki müminlerden bile imanlarını taklit üzere bina etmelerini kabul etmiyor. Dinin temelini oluşturan tevhit anlayışının bile tefekkür ve ilme bina edilmesini istiyor." (Velayetî, Ali Ekber, Puyayi Ferheng ve Temeddün-i İslâm ve İran, Tahran, Merkez-i Çap ve İntişarat-ı Vezaret-i Umur-i Harice, 1382, c. 1)

Günümüz dünyasındaki medeniyet birçok muhtelif milletlerin tarih süresi içinde göstermiş oldukları çaba neticesinde şekillenmiştir. Bu yeni medeniyetin şekillenmesinde İslam dininin büyük payı olmuştur. Zira İslam dini bilgi ve teknolojiyi üretiyor olmasının yanı sıra Batı dünyasına da intikal ettirmiştir. İslam tarafından bilgi ve medeniyetin Batı dünyasına intikal etmesini sağlayan üç yol olduğunu söylemek mümkündür:

- İspanya, İtalya, Seyçel (el-Cezair) ve Haçlı savaşlarında Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında gerçekleşen ilişkiler ve İslam’ın diğer dünya bölgelerinde İslâm kültürü ve medeniyetiyle tanışmaları ve İslâm dünyasının diğer ülkelerle olan komşulukları yoluyla.

- Tercüme hareketi olarak adlandırılan Arapça diliyle yazılmış olan kitapların Latin diline çevrilmesi yoluyla ki bu hareket de beş ile yedinci asırlar arasında gerçekleşti.

- Müslüman düşünürler tarafından yazılmış veya tercüme edilmiş olan kitapların Batı dünyasının ilmi merkezlerinde tedris edilmesiyle.

- Hıristiyanlar evlilik ve sosyal ilişkiler yoluyla ve Hıristiyanların giyim, adap ve gelenekler bağlamında Müslümanları taklit etmesiyle. (A.g.e)

Müslümanlar İslam’ın asıl unsurlarından ve kendisinden daha önce şekillenmiş medeniyetlerden ilham alarak Yunan, Mısır, Rum, İran, Hindistan, iki nehir arasında, Çin ve dünyanın diğer bölgelerindeki medeniyetlerden yararlanarak İslâm medeniyetinin temelini şekillendirdiler. Daha sonra bu konuda sarf ettikleri ciddiyet ve çaba neticesinde sekiz asır boyunca milletlerin fikirsel rehberliğini omuzlarında taşıdılar. Bu uzun dönemde Müslümanlar iki yönlü bir rol üstlendiler. Bir taraftan diğer milletlerin yazmış oldukları değerli eserlerini İslam dünyasına taşıyarak onları hem yok olmaktan hem gaflette kalmaktan kurtardı ve o milletlerin yazmış oldukları kitaplarını tercüme ederek Arapça diline kazandırdılar. O kitaplarda bulunan düşünce noksanlıklarını giderdiler, onları tashih ettiler ve birçoğunu kâmil ettiler. Diğer taraftan bazı yeni ilimleri, örneğin kimya, yeni fizik, cebir, üçgenler, jeoloji, biyoloji, sosyoloji ve tarih felsefesini insanlık âlemine kazandırdılar. Cabir b. Hayyan ve Zekeriya Razi kimya ilmini eski kavramsallıktan laboratuarlara taşıdılar. İbn Heysem fizik ilminde nur bölümünün temelini attı. Harezmî cebir ilmini ibda ederek isminin ebedileşmesi bir yana, insanlığa büyük bir hizmet yapmış oldu. İbn Haldun tarihsel konuların tahlili ve incelenmesinde yeni bir yöntem geliştirdi. Gerçek itibariyle tarihi ve sosyolojiyi meydana getirdi. İşte bunun ardından İslâm kültürü ve İslâm medeniyeti Avrupa ve onun diğer bölgelerinde etkili ve o milletlerin uyanışına neden oldu. (Muhammedî, Zikrullah, Nakş-ı Enbiya der Temeddün-i İslam ve İran, İntişarat-ı Danışgah Beynelmilel-i İmam Humeynî, 1373)

Bahsedilen konular dışında da birçok muhtelif ilim Müslümanlar tarafından ilerletilmiş ve bazen de kendileri icat etmişlerdir ki Avrupa’nın bugünkü medeniyetinde etkin olmuştur. Özellikle tıp ilminde Müslümanlar hem onun şekillenmesinde çok etkili olmuşlardır, hem kalkınmasında. Göz bağlamındaki tıpta, ameliyat, psikolojik konularda gelişen ilerleme de Müslümanların etkin bir şekilde etkili oldukları konulardandır. Tıpta Müslümanların yazmış oldukları kitaplar yüzlerce sene Avrupalıların Üniversitelerinde tedris ediliyordu. Onlar kendi doktorlarını yetiştirmek için İbn Sina gibi düşünürlerimizin eserlerinden yararlanıyorlardı. Müslüman olan İbn Sina ile iftihar ediyorlardı.

Kimya ve fizik ilimlerinde de Batı dünyası İslâm medeniyetine borçludur. Hali hazırda bile Cabir b. Hayyan, İbn Heysem, Zekeriya Razi gibi düşünürleri ilim fezasında parlamaktadırlar.

Dikkate şayandır, bugün İslâm medeniyeti unvanıyla bilinen birçok şeyler gerçeklikte Müslümanların medeniyetidir. İslam dininin genel öğretilerinden alınmıştır. (SON)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.