Mümin İyilikte ve Hayırda Yarışır - BARIŞ SANIGÖK

30 Haziran 2021 Çarşamba 08:38

İnsanoğluna sayılı günler hâlinde lutfedilmiş olan hayat nîmeti, ilâhî bir imtihan vesîlesidir. Akıllı insan, bu kıymetli ve mahdut imkânı en güzel şekilde ve dolu dolu geçirmenin yollarını arar.

Sâdî-i Şîrâzî, insanı badirelerden badirelere sürükleyen dünya ihtirasını ve menfaatperestliği şu teşbih ile hülasa eder:

"Mîde derdi olmasaydı hiçbir kuş tuzağa düşmezdi." Ne kadar da doğru değil mi?

Rahmen ve rahîm olan Allah’ın adıyla

"(Ey Mûminler!) Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir." (Âl-i İmrân - 92)

Yüce Allah, hayrı da şerri de işleyebilecek kabiliyette yaratmış olduğu insanoğlunu daima iyiliğe ve hayra teşvik etmiştir. Mensubu olmakla şeref duyduğumuz İslâm dini, hayırda ve yardımlaşmada birbirimizle yarışma dinidir. Kur’ân-î Kerîm’in üzerinde hassasiyetle durduğu konular arasında yer alan “iyilik” kelimesinin yüzden fazla ayetlerde bahsedilmiş olması, dinimizin bu gerçeğe ne kadar önem verdiğinin bir delili ve göstergesidir.

İyilik kavramı, Kur'ân-î Kerim'in kullandığı temel ahlâk ve davranış durumunu, bireysel ve sosyal sorumluluğu içerir. İyiliğin tanımına dair örneklerde toplum algısı, toplum faydası ve toplum huzuru dikkate alınmaktadır. İslâm dininin hukukunun temel bir ilkesi olan “maslahat” veya “makâsid” gibi kavramlar bir yönüyle iyi ve yararlı davranışı, diğer yönü ile topluma hayırlı işleri ve faydalı olan her şeyi öngörmektedir.

İslâm dini, kendi içindeki yorum farklılıkları ile sadece Müslümanların huzurlu bir toplumsal yapıda olmalarını değil, aynı zamanda farklı inanış ve düşüncelerin huzurlu ve mutlu olarak bir arada yaşamalarını da ister. Demokratik zeminin de, eğitimli ve gelişmiş toplumların özellikle birey ve kitle düşüncelerine saygıdan başlayıp, toplumsal anlayış ve dayanışmaya varan çabalarıyla karşılıklı saygıya ulaşmaları, toplumu kayırma ve toplumu geleceğe taşımak anlamına gelmektedir. Toplumsal anlayış, hakkaniyetli eleştiri, gereksiz gerilimden kaçınmak, tahriklere kapılmamak, karşılıklı saygı, toplumsal huzurun, birey ve toplumun bütün katmanları için son derece önemli bir güç ve kuvvet kaynağıdır.

Müslümanlar olarak bizim yardımlaşma ve dayanışmamızdan rahatsız olanların tahriki tavır ve davranışları karşında imtihanda olduğumuzu unutmamalı. Bu sınavda biz olgun tavrımızla bir güzelliği, bir iyiliği ve toplumsal menfaati gözetiyor ve insanlara bunu aşılamalıyı tembihlemeliyiz.

İyiliği teşvik etmek ve iyilikte yarışmak bizlere yüce Rabbimizin emirlerindendir. Ve buna nitekim bütün Mûminler uymak zorundadır.

Nitekim Kur’ân-î Kerîm’de şöyle buyurulmaktadır: “(Ey Mûminler!) Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.” (Al-i İmrân - 92)

 Bir başka âyet-i kerîme’de buyurulan: “…İyi ve güzel işlerde birbirinizle yarışın...” (Al-i İmrân - 114)

davetine icâbet etmemiz, iyi ve güzel işlerde yarış halinde olmamız, bizleri iki dünyada aziz kılacak ve yüce Allah’ın rızasına ermemize vesile olacaktır.

Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz şöyle buyurmuştur; “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır; malın en hayırlısı, Allah yolunda harcanandır; Allah yolunda harcananın en hayırlısı da insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeyleri karşılayandır” (Sahîh-i Buhârî, Hadîs No: 1226) buyurarak bizlere onun ümmeti olarak yolundan gitmemiz hususunda en güzel örnekliği ortaya koymuştur. Fitne, dedikodu ve insanlar arasını açan kişilerin sözleriyle değil büyüklüğü sonsuz olan Yüce Allah'ın sözlerine uyarak imtihanı en güzel şekilde verebiliriz.

Allah-u Teâlâ, bu hususta kullarını ebedi kurtuluşa erdirecek yolun, hayırda yarışmaktan geçtiğini şöyle ifadeyle buyurur:

“…Hayır işlerinde yarışınız!..” (Bakara - 148)

“…Onlar hayırda birbirleriyle yarışırlar...” (Al-i İmrân - 114)

“Rabbinizin mağfiretine ve takvâ sâhipleri için hazırlanmış olan göklerle yer genişliğindeki cennete koşun!” (Al-i İmrân - 133)

Diğer bir ayet-i kerîmede Cenâb-ı Hak, hayırda yarışan kullarını şöyle müjdelemektedir:

“Sizi katımızda değerli kılacak ve Bize yaklaştıracak olan, ne mallarınız ne de evlâtlarınızdır. Ancak iman edip güzel ve hayırlı işler yapanların durumu başkadır. Onlara yaptıklarının kat kat fazlasıyla mükafat verilecektir. Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler.” (Sebe -  37)

Rasûlullah Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz de şöyle buyurur:

“Faydalı işler görmekte acele ediniz. Zîrâ yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îmân 186; Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3; İbn-i Mâce, İkâme 78)

Mûmin iyilikte ve hayırda yarışır, iftira ve dedikoduda ise kim yarışır?

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI