Nasıl Dua Edilir? - BARIŞ SANIGÖK

18.5.2022 12:31:00

Hz. Adem bu eyleminden dolayı büyük bir nedamet duymuş, fakat Allah O'nun tövbesini kabul etmiştir. Bugün kullandığımız takvim ile, Milat'tan önce 5594 yılının yaklaşık olarak Ekim ayı içinde yeryüzü'ne gönderilen Hz. Adem (a.s), indiği Arafat tepesinin yakınındaki Mekke vadisinde, medeniyet ve tarihi başlatmış, kendisine uyan insanlarda ahlak bilincini uyandırmış, daha önce bir köşe yazımda anlatmıştım yedi Adem'den olan çocukları yani kızları ve oğulları bu insanların oğulları ve kızları ile evlenerek, Hz. Adem (a.s), kendisinden sonraki insan neslinin atası olmuştur.

Hz. Adem (a.s)'dan 1000 yıl sonra insanlık, tek gerçek İlâh olan Allah'ın yanında bazı batıl ilahlara tapmaya başlayarak Allah'ın yolundan saparak çıkmışlar, bunun neticesinde Tufan ile cezalandırılmışlardır.

Hz. İbrahim Halil (a.s) Peygamber’e kadar gerçek tek dinin özel bir adı yok idi. Milatdan önceki 15. yüzyılda Hz.  İbrahim Halil (a.s) Peygamber gerçek tek dine "İslam" adını duyurdu. Hz. İbrahim Halil (a.s) Peygamber'in "insanlık önderi" kabul edilmesinden sonra oğulları Hz. İshak ve Hz. İsmail (a.s) soyundan da nice elçiler geldi. Hz. İbrahim Halil (a.s.) Peygamber, sevgisi ile sınandığı büyük oğlu Hz. İsmail (a.s)  ile birlikte, Tufan'da harap olmuş ilk gerçek din mabedi yani Kabe'yi yeniden inşa etti. Milattan önce 1300-1230 yıllarında Hz Musa (a.s) Peygamber, bin yılı geçen bir süre sonra gelen Hz.  İsa Mesih (a.s) gerçek olan tek dinin yüce peygamberlerindendir…

Nihayet M.S. 569 yılının 24-25 Mayıs gecesi Hicri Rabîu'l Evvel ayının 12 günü son Peygamber Hzm Muhammed (s.a.â) dünyaya zahir oldu. Son Peygamber olduğu için de O'nun tebliğ ettiği Kur'ân-î Kerim artık bozulamayacak, sadece yorumu konusunda insanların aklı çelinebilecektir.

İşte "dua" konusundaki temel kaynak son İlahi kutsal kitap olan Kur'ân-î Kerim'dir. Bu kadar bilgiden sonra nasıl dua edilir konusuna girelim.

Kâinatın yaratılışı bir sevgi tecellisidir. En güzel isimlerin sahibi olan Allah; Vedûd'dur. Yani sonsuz ve sınırsız sevgi kaynağıdır. "Seven ve Sevilen"dir. Sevgi yönünde yolculuğa çıkmak, gitgide Allah'a daha yakınlaşmak yerine, bencil hırslarına esir olmak ve Allah'ı da bazı "garip formüller" okuyarak ihtiraslarımızın gerçekleşmesine yardımcı kılacağını sanmak, kesinlikle şeytan aldatmasından başka bir şey değildir. Allah'ın bizden istediği ilk şey O'nu sevmektir. Bu sevgiye erişmeyen ne eylemlerimizde ne de davranışlarımızda hayrolmaz veya çok az olur... Duayı, bazı matafizik formüllerle bağlayarak bu şekilde isteğimizi elde etme yolu olarak asla anlamamalıyız. İlahi sevgiye kavuşamadı isek kavuşabilmemiz gerek gibi, kavuştuysak şayet bu sevgiyi koruyabilmemiz için yeryüzü'nde İlahi sevginin yansıdığı odak olarak yaratılan "Rahmeten li'l-Alemin" olan Rasûl-i Ekrem'i (s.a.â) ve Ehl-i Beyt'ini sevmemiz, onların sevgi dairesine girebilmemiz gerektiği gibi birbirimizi de sevmemiz gerekir. Allah (c.c), her an, Rasûl-i Ekrem Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimize çok güçlü sevgi akımını gönderir ki buna nurdan varlıklar olan tüm melekler şahit olur. İşte buna "salât" denir. Rasûl-i Ekrem Hz. Muhammed (s.a.â) de bu "salât"ı kendisini ve Allah'ı sevenlerin dahil olduğu sevgi dairesine yaydıktan sonra, tekrar Rasûl-i Ekrem Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin kutlu kalbine dönen bu çoğalan sevgiyi Allah'a gönderir. İnsanların Allah'a sevgisinin başlıca ifadesi namaz anlamında salât'tır. Dua edişimiz gerektiği gibi yerine getirilirse meditasyon vb daha başka bir şeye insanı kesinlikle ihtiyaç bırakmayan bir ibadettir. Dua mûminin miracıdır. Sevgisiz zalimler tarafından riya için kılınırsa; "...vay haline o namaz kılanların!" ayeti kerime kapsamına giren çok acı bir durum söz konusudur ki bunu biz değil kutsal kitaplarda Allah c.c söylemektedir.  İblis ve İblise aldananlar, insanın iç aleminde var olan vesveseyi de çağırarak, Allah'ı çağırmadan kişiyi alıkoymak isterler.

Allah her şeyi takdir etmiştir. Elbette benden isteyin diye buyuror. Yoksa başka kimden ne isteyeceğiz.

Dualarımızda kesinlikle meşru ve ahlaki olmayan bir şey istememeliyiz. Meselâ hased hissi ile bir başkasının bir nimetden mahrum kalmasını istemek, insanı sevgi yolunda tekamülden alıkoyan eylemlerdendir. Allah'tan genel olarak dünya ve ahiret güzelliği değil de belirli bir şey istiyorsak, sonunda "Hayırlı olanı sen bilirsin Rabbim! Sana tevekkül ettim!" kesinlikle demeliyiz. O zaman isteğimiz gerçekleşmediğinde huzurumuzu bozmayız.

Ne var ki bu gibi istekler;

Allah'ım! Benim için hayırlı olanı sen bilirsin, Bazı şeyler bana hayırlı gibi görünse de gerçekte kötü olabilir. Bu sebeple sana tevekkül ettim, hayırlı ise bu isteğimi bana ver, değilse bu tutkudan kurtulmamda bana yardımcı ol, bana hayırlısını ver!" diye ifade edilmelidir. Bu şekilde istenmediği takdirde dünya imtihan dünyası olduğu için insan kendisi için hayırlı olmayan bir şeyi de isteğine uygun olarak elde edebilir. Ne var ki daha sonra da elde ettiği şeyden kurtulmak için dua etmek zorunda kalabilir. Sonsuz ve sınırsız iyilik ve güzellik, sonsuz ve sınırsız sevgi, kudret ve hikmet sahibi olan Rabbimize tevekkül edelim, hakkımızda hayırlı olanı O'ndan istemek gerekir.

Kader inancında yine şeytan vesvesesine kapılarak dua etmemizi engelleyen sebepler var.

Allah'tan kesinlikle kötülük sadır olmaz. Bu aklen imkansızdır, muhaldir. Fakat Allah sonsuz kudreti, rahmeti, inayeti, lütfu ve bereketi ile, her an duamızı kabul eder. "Yazılmış olanı artık ben de bozamam" demez.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI