Oruç Hakkında Hadisler (1) - BARIŞ SANIGÖK

22 Nisan 2021 Perşembe 00:45

Nefsi tezkiye edip yetiştirmekte önemli bir rolü olan çok büyük ibadetlerden biri de oruçtur. Orucun fazileti hakkında birçok hadis vardır.

Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz buyuruyor ki: "Oruç cehennem ateşinden korunmak için bir kalkandır." (Vesail, c.7, s.289)

Başka bir hadis-i şerifte; "Allah-u Teâlâ, oruç benim içindir ve ben oruçlu kimseyi mükafatlandırırım, buyurmuştur." (Vesail, c.7, s.290)

Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle buyururlar: "Her kim sevabı için bir gün sünnet oruç tutarsa günah ve hatalarının bağışlanması farz olur." (Vesail, c.7, s.293)

İmam Sadık (a.s) buyurmuşlardır ki: "Oruçlu kimsenin uykusu ibadet, susması zikir, ameli makbul ve duası müstecap olur." [4]

Rasulallah Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizden şöyle nakledilir:

"Allah-u Teâlâ buyuruyor ki: "Sabır hariç insanların bütün iyi amellerine on kattan yediyüz kata kadar sevap verilir; Sabrın mükafatını ben vereceğim." O halde sabrın sevabını sadece Allah Teala bilir sabırlı ise oruçtur."  (Vesail, c.7, s.295)

Hz. Ali (a.s) miracla ilgili bir hadiste şöyle nakleder:

"Rasulallah: Rabbim! İbadetin başı nedir?" diye "sorudu. Allah-u Teâlâ, "ibadetin başı susmak ve oruçtur" buyurdu. Rasulallah Hz. Muhammed (s.a.â) "Rabbim! Orucun semeresi nedir?" diye sorunca da Allah-u Teâlâ:

"Orucun semeresi hikmettir ve hikmet marifete sebep olur ve marifet de yakine ulaşmaya yol açar ve insan yakin derecesine ulaşınca artık zor veya rahat bir hayat yaşamaktan korkusu kalmaz." (Müstedrek-ul Vesail, c.1, s.590) buyurdu.

Oruç iki yönden değerlendirilmesi mümkün olan özel bir ibadettir.

Birincisi, yalnızca bu ibadetin zahiri yönü bu yönüyle yemek, içmek ve cinsel münasebet gibi meşru lezzetlerden kendini  sakındırmak, Allah ve Rasulü'ne (s.a.â) yalan istinat etmemek ve fıkıh kitaplarında geçen bazı şeyleri terketmek anlamına gelir.

İkincisi ise, gerçekte bu ibadetin ruhu konumunda olan ihlas, ve muhtevasıdır. Orucun hakikatı ise oruçlu olanın Allah'ın rızası için bütün haramlardan ve hatta helal olan maddi zevklerden kendisini sakındırması ve  nefsini korumaya karar vermesidir; yeme, içme, cinsel münasebette bulunma, Allah ve Rasul'üne yalan isnat etme ise orucu batıl eden şeylerdendir.

Fıkıh kitaplarında oruç hakkında yapılan tanım şöyledir: Bir kimse sabahtan akşama kadar (alemlerin Rabbine yakın olma) kastıyla yemek, içmek, cinsel münasebet, istimna, Allah ve Rasulüne yalan istinad etmek, tenkiye yapmak, başının tamamını suya sokmak ve cenabet halinde sabah ezanına kadar kalmaktan sakınırsa oruçludur ve orucu sahihtir. Kaza ve keffaret de yerine getirmesi gerekmez, bu avam halkın orucudur.

Ancak hadislerde kendini sakındırma dairesi yukarda zikredildiği kadarıyla sınırlandırılmamış; çok daha geniş tutulmuştur. Oruçlu olan birisinin yeme ve içmeyi terketmenin yanısıra, bütün organlarını günahtan sakındırmasının gerekli olduğu önemle vurgulanmıştır. Yani gözü, kulağı, dili, eli, ayağı ve diğer organları kendileriyle ilgili günahlardan sakındırmalıdır.

Bundan daha üstünü, en ihlaslı kulların orucudur. Böylece oruçlu olan kimse nefsini yeme, içmeden sakındırdığı gibi kalbini de, Allah'ı anmaktan alıkoyan bütün düşüncelerden temizler ve daima Allah'ı anar. Sürekli Allah'ı hazır ve nazır bilir. Kendini Allah'ın misafirliğine ve likaullah'a hazırlar.

Başka bir hadiste şöyle geçer:

Oruç sadece yeme ve içmeyi terketmekle gerçekleşmez. Oruç tuttuğun zaman kulağın, gözün, dilin, miden ve şehvetin de oruçlu olmalıdır. Oruçlu olduğun zaman el ve şehvetini de günahtan sakındır, hayır dışında bir şey söyleme ve emrindekilere karşı yumuşak ol." (Vesail, c.7, s.118)

Yine başka bir hadiste şöyle geçer: "Oruçlu kimse gibi vakarlı ol ve Allah'ın zikri dışında elinden geldiği kadar sükut et, oruçlu olduğun günü oruç olmadığın gün gibi etme." (Vesail, c.7, s.118

Hz. Muhammed (s.a.â) bir hutbesinde şöyle buyurur: "Her kim Ramazan ayını susacak oruç tutar da, kulağını, gözünü, dilini, şehvetini ve vücudunun organlarını yalandan, haramdan ve gıybetten Allah'ın rızası için korursa Allah-u Teâlâ onu kendine mukarreb yani yakın kılar, öyleki o adam Hz. İbrahim Halilullah (a.s)'in bulunduğu makamına erişir ve Onunla birlikte olur." (Vesail, c.7, s.117)

Başka bir hadiste ise şöyle geçer:

"Oruç sadece yeme-içmeden sakınmak değildir. Orucun tam ve mükemmel olması için gözetilmesi gereken bir şart vardır ki o da batınî sükuttan ibarettir. İmran kızı Meryem'in (s.a) insanlara "ben Allah'a oruç tutmayı adadım. O halde bugün hiç kimseyle konuşmayacağım," yani oruçlu olduğum için sükut etmem gerekir dediğini duymadın mı? O halde oruçlu olduğunuz zaman dilinizi yalandan koruyun, gözlerinizi harama yumun, kavga ve çekememezlik etmeyin. Gıybet, münakaşa ve yalandan sakının. Birbirinize karşı suratınızı asmayın. İhtilaf etmeyin. Öfkelenmeyin. Küfretmeyin. Ağzınızı bozmayın. Cidal ve kavga etmeyin. Zulüm ve sitemden sakının. Cahilce davranışlardan, ahlaksızlıktan ve birbirinizi tardetmekten kaçının. Allah'ın zikrinden ve namazdan gafil olmayın. Sükuta, düşünmeye, sabretmeye, doğruluğa ve kötü kimselerden uzak durmaya önem verir. Batıl sözden, yalandan, iftiradan, düşmanlık etmekten, kötü zandan, gıybetten ve başkalarını çekiştirmekten sakının. Ahirete yönelin, Allah'ın vaadlerinin gerçekleşeceği günleri bekleyin ve likaullah için azık toplayın. (Devam Edecek)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI