Oruç Nedir? - BARIŞ SANIGÖK

15 Nisan 2021 Perşembe 01:08

Oruç riyanın en az karışacağı bir ibadet olduğu için sevabı en fazla olan ibadetlerden sayılmıştır. Peki, oruç ne demektir?

Oruç Farsça’daki Rûze kelimesinin türkçeleşmiş şeklidir. Arapçası savm ve sîyâmdır. Savm kelimesi Arapça’da “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek” anlamında kullanılır.

Ayette orucun başlangıç ve bitiş vakti, mecazi bir anlatımla şöyle belirtilir: “...Fecrin beyaz ipliği (aydınlığı) siyah ipliğinden (siyahlığından) ayırt edilecek hale gelinceye kadar yiyip içiniz; sonra, akşama kadar orucu tamamlayın...” (Bakara -187)

Oruç, Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin hicretinden bir buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu günü farz kılınmış olup, İslam’ın beş şartından biridir. Peygamberimiz bu hususu “İslam beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka İlah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmek; namaz kılmak, zekât vermek, ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Beytullah'ı ziyaret etmektir (hac)” diyerek bildirmiştir. (Buhârî, “Îmân”, 34, 40; “İlim”, 25; Müslim, “Îmân”, 8)

Orucun farz kılındığını bildiren ayetler de şunlardır:

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibi, size de oruç tutma yükümlülüğü getirilmiştir; bu sayede kendinizi koruyacaksınız. Oruç sayılı günlerdedir. İçinizden hasta veya yolculukta olanlar başka günlerde tutabilirler; hasta veya yolcu olmadığı halde oruç tutmakta zorlananlar ise bir fakir doyumluğu fidye vermelidir. Daha fazlasını veren, kendine daha fazla iyilik etmiş olur; fakat yine de, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara 183-184)

Oruç tutmak, diğer ibadetlere nazaran biraz daha zor şartlarda olduğu için Allah, orucun farz kılındığını bildirirken, psikolojik rahatlatma sağlayacak ve emre muhatap olan Müslümanların yüksünmesini engelleyecek bir üslûp kullanarak, oruç tutmanın önceki ümmetlere de farz kılındığını belirtmesi yanında, ayrıca orucu daha sıkıntılı hale getirmesi muhtemel iki durumu hastalık ve yolculuk oruç emrinin hemen peşinden geçerli mazeret olarak bahsetmiştir. Bu üslup, mesela öteki ümmetlerde de bulunduğu anlaşılan namaz için kullanılmamıştır.

Oruç riyanın en az karışacağı bir ibadet olduğu için sevabı en fazla olan ibadetlerden sayılmıştır. Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizden nakledildiğine göre, orucun bu yönüne ilişkin olarak Allah, “Oruç benim içindir; onun karşılığını ben vereceğim.” (Buhârî, “Savm”, 2, 9; Müslim, “Sîyâm”, 30) buyurmuştur. Bu bakımdan oruç tutmanın sevap olarak karşılığı oldukça yüksektir. Cennetin özel olarak oruç tutanların girmesi için ayrılmış bulunan "reyyân" adlı kapısından girme hakkı (Buhârî, “Savm”, 4) bu karşılığın mukaddimesi sayılmıştır. Alimlerin orucu, Ariflerin orucu ve yeme içme orucu olarak konu ele alınabilir.

Oruç, nefsin isteklerinden iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de bir sabır eğitimine dönüşmektedir. İnsanın hayatta başarılı olabilmesi için irade hakimiyeti ve güçlükler karşısında dayanabilme gücü de önemli bir role sahiptir. Nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun arındırılıp yüceltilmesinde oruç etkili bir yoldur. Bu orucun değişik biçimlerde de olsa hemen hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahede yolu olarak mevcut olmasını da açıklar. On bir ayın sultanı unvanını da buradan almaktadır. daha çok Ramazan ayı bir ay boyunca günahlardan sakınmayı ve insanlara karşı yardımlaşma ve dayanışmayı akıllara getirir.

Tok, açın halinden anlamaz” atasözü de buna örnek olarak;

Oruç, yoksul ve kimsesizlerin durumunu daha iyi anlamaya, dolayısıyla onların sıkıntılarını elimizden geldiğince giderme yönünde düşünmemize, daha çok çaba sarfetmeye de nitekim vesile olur. Çünkü bu ay yardımlaşma ve dayanışma ayıdır.

Toplumsal hayatta huzursuzluklara yol açan taşkınlıkların önüne geçmede bir misaldir Oruç, insanı daha sabırlı eder, söyleceği sözleri daha çok düşünerek dizeler mesela.

İnsanın taşkınlığı daha çok büyük ölçüde insan oğlunun içinde barındırdığı hayvani yönünü tatmin eden maddi zevklere düşkünlükten kaynaklanır. Maddi zevk deyince de hemen akla, yeme içme ve cinsel ilişki gibi zevkler gelir insanın aklına. İşte oruç, insanı maddi zevk ve şehvetler peşinde koşturan zihniyet, dolayısıyla da, Allah'ın haklarına riayet edemediği için kendisine zulmetmesine, insanların haklarına riayet edemediği için onlara zulmetmesine sebep olan o nefs-i emareyi teskin etmenin de bir ilacı, aşırılıkları törpülemenin bir çaresidir On bir ayın Sultanı Ramazan.

Rahmet, bereket ve mağfiret ayıdır.

Orucun, İslam dininde önemli bir yeri olan sabır konusuyla irtibatı da burada hatırlanmalıdır. “Namaz ve sabırla yardım isteyin” (Bakara - 153) ve “Sabredenlere ecirleri hesapsız olarak tastamam verilir” (Zümer - 10) gibi ayetler, “Oruç sabrın yarısıdır” (Tirmizî, “Da‘avât”, 86) diyen ve orucun Allah için olup mükafatını da kendisinin hesapsız olarak vereceğini bildiren hadislerin ortak anlamı, orucun sabır boyutunu ve bunun fazilet ve sevabının yüksekliğini anlatır.

Oruç nedir?

On bir ay sonunda gelen Ramazan ayı belli günlerde ve belli saatlerde yemeden ve içmeden  kesilmek demek değildir.

Haramdan, yasaklanan şeylerden, yalandan, anne ve baba itaatine uyumak, Sıla-i Rahim bağlarını kuvvetlendirmek, büyük ve küçük günahlardan uzak durmaktır ve aslında ömür boyu tutulur.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI