Rasulullah'ın (s.a.â) Nazarında Sünnetin Ehemmiyeti - BARIŞ SANIGÖK

28 Ağustos 2021 Cumartesi 00:50

Her inanan kimse, Allah Rasulü Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin sünneti olarak nitelediğimiz

emirlerinin, yasaklarının, açıklamalarının, uygulamalarının ve onaylarının İslam dininin Kur'ân-î Kerim'den sonra gelen ikinci ana kaynağı olduğunun hem bilinci hem de inancı içindedir. Açıktır ki, Asr-i Saadetten günümüze kadar gelen bu ortak bilinç ve inancın menşei, bizzat Kur'ân-î Kerim'in kendisi olduğu gibi, Allah Rasulü Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin kuşku götürmeyen uygulama ve beyanlarıdır. Allah Rasulü (s.a.â), bütün inananları Kur'ân-î Kerim'e itaat etmeğe ve Kur'ân-î Kerim'i hıfzedip korumaya davet ettiği gibi, kendisine ve Ehl-i Beyt'ine de itaat etmeğe ve kendisinin açıklayıcı uygulama ve beyanlarını da hıfzedip korumaya ve selametle sonraki nesillere ulaştırmaya davet etmiştir. Kur'ân-î Kerim'in ilgili ayetlerine ilaveten;

Allah Rasulü de kendisini, Kur'ân-î Kerim'in en yetkili ve ilk açıklayıcısı ve uygulayıcısı olarak tanıtmıştır. Allah Rasulü (s.a.â), ister ibadet, ister gayri ibadet, aslı Kur'ân-î Kerim'de olan birçok mevzuya açıklama getirmiş ve ümmetine o mevzularla ilgili uygulamaları kendisinden öğrenmeyi emretmiştir. Allah Rasulü (s.a.â), Kur'â-î Kerim'de mutlak, genel veya özel nitelikli olan birçok ilahi hükümler hakkında izahatta bulunmuş, sınırlarını belirlemiş ve kapsamlarını daraltmış ya da genişletmiştir. Allah Rasulü Hz. Muhammed (s.a.â) Kur'ân-î Kerim'de açık şekilde yer almayan birçok ilahi hükmü de bizzat kendisi irticalen beyan etmiştir. Yine birçok Kur'ân-î Kerim ayetini tefsir ederek o ayetlerin kendisinin açıkladığı şekilde anlaşılması gerektiğini ümmetine öğretmiştir. Bütün bu tespitlerimiz, gün gibi ortadadır. Hiçbir müslümanın bu hususta en ufak bir tereddüdü olmadığı gibi, İslam dini ve tarihi hakkında azıcık bir bilgi sahibi olan bir kimsenin de bu hususta herhangi bir şüphe ve tereddüde düşmesi olası değildir. Çünkü İslam dininin Asr-i Sadetten başlayarak günümüze kadar gelen on dört asırlık geçmiş süüreci baştanbaşa bu tespitlerimizin kanıtlarıyla doludur. Dolayısıyla bu

tespitlerimize dair Allah Rasulü Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizden zikredeceğimiz, her sözlü veya uygulamalı bir kanıt, konunun ispatı için ikame edilen bir delil değil,

sadece bilinenin yeniden ilan edilip hatırlatılmasından ibarettir. Allah Rasulü Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizden;

"Bana itaat eden Allah'a

itaat etmiş olur, bana isyan eden Allah'a isyan etmiş olur"

- "Nasıl namaz kılacağınızı benim namaz kılmama bakarak öğrenin"

- "Hac amellerinizi benden alın"

-"Ey insanlar, ben sizi her helal olana kılavuzladım, her haram olandan da sakındırdım, ben artık bunlardan dönüp de değiştirecek değilim"

-"Allah benim sözlerimi dinleyip de koruyan kula rahmet eylesin"

-"Allah benim sözümü dinleyip de başkalarına ulaştıran kula rahmet eylesin"...

ve Allah Rasulü Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizden çokça duyulan; "Bu sözümü hazır olanlar hazır olmayanlara da iletsin" gibi açıklama ve uygulamalar bu cümleden sadece çok küçük birer örnektir.

O halde Allah Rasulü (s.a.â) açısından da sünnet olarak nitelediğimiz bütün açıklama, uygulama ve onayları, getirdiği dinin bir parçası olup din gövdesinin üzerinde durduğu ikinci ayağını oluşturmaktadır. Bu yüzden de ümmetine, Kur'ân-î Kerim karşısında sorumlu oldukları gibi, kendisi karşısında da sorumlu olduklarını açıkça bildirmiş ve ister Kur'ân-î Kerim'de yer alan ilahi öğretileri ve ister kendisine ait açıklama, uygulama ve onayları halka iletip öğretenleri, kendi halifeleri olarak tanıtarak haklarında hayır duada bulunmuşlardır.

-Kaynak-

-Usul'ü Kafi

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI