Zorluklara karşı ne ile direnelim - BARIŞ SANIGÖK

6 Şubat 2021 Cumartesi 10:47

Dünya hayatında her türlü sıkıntı ve ızdırabın olması mümkün olduğu gibi bu her insan için bir imtihandır. İman esasları mûminler için ahirete bağlılıktan ayrılmamak anlamı taşır. İnsanın geri kalan hayatı kesinlikle geçici olup, zorlukları da aşılabilecek dünyevi sorunlar ve engellerdir. Mesela kendilerini bir şey sanan zorba gibi despotlar dünyadaki makam ve mevkileri, silah ve maddi gücü ellerine geçirdikleri zaman kimsenin gözünün yaşına bakmadığı gibi artık dünyaya hükmetme imkânını yakalama fırsatı elindeyken bunu kaçırmak istemediklerinden dolayı diğer insanları zayıf ve güçsüz gördükleri için, kullandıkları güç karşında itiraz eden onlara karşı gelmelerini engellemek için onları hem sosyal hem de siyasi hayattan uzak tutarak yönetimi sürekli bir şekilde ellerinde tutmak isterler. Dünya hâkimiyetini başkasına kaptırmak veya başkasıyla paylaşmayı ne severler ne de  isterler. Zulüme devam eden zalimler varlığını sürdürürken mazlumların ahından boğulacağı günleri asla hatırlamak istemezler ve saten bu akıllarına da kesinlikle gelmez.

Bir gün bir sahabe H.z Ali (a.s)'a sorar:

Yer ile gök ne kadar mesafededir.

Emiru'l Mûminin buyuruyor ki:

Bir mazlumun ahı kadardır…

Şimdi düşünebiliyor musunuz kilometrelerce mesafenin ne sebeple bu kadar kısaldığını?

Başımıza gelen musibetlere karşı imtihanda olduğunu bilen mûminler de bu zulmün behemehâl sona ereceğine inanarak azimle, sebatla ısrarla, sabırla ve hiçbir kınayıcı zalimin kınamasına da aldırış etmeden inançları uğruna, onca çile ve sıkıntılara karşı hiç aldırış etmeden yollarına devam ederler. Sabır onların kuşandıkları en güzel özelliktir. Bu bir muhasebe ve mücadeledir. Mazlumlar hesap sormaya çalışırken incitmezler bile.

İnsanoğlu dünya hayatında hayır ve şer, iyilik ve kötülük, rahatlık ve zorluk, sağlık ve hastalık anları ile hayatını idame ettirir. Hayatın kaçınılmaz bu iniş ve çıkışlarında, imtihan ve sıkıntı günlerinde göğüslerine sabrı kuşanmaktan başka bir çıkış yolu kesinlikle aramazlar. Yasaklara rağmen sabır ve Allah rızası için duyulan acı ve ızdıraplara, adaletsizlik ve haksızlıklara tahammül etmek, zalimleri çileden çıkarır yada çıkarmaz belki ama onları mağlubiyet girdaplarına kesinlikle sürükler. Mûmin ve mazlumların karşılaştıkları bu musibet ve belalara karşı sabrı kuşanmaları zalimleri her zaman rahatsız etmiş ve kendilerini ise güçlü kılmıştır. Bu baskı ve yasakların bütün gücüyle devam ettiği sıralarda kişinin elini ve gönlünü Allah'a açması, Yaratana dua ile yakarıp yaklaşmaya çalışması ise Hz. Eyyûb (a.s) misali bu ızdırab dolu günleri geride bırakmanın önemli bir adım ve ilaçtır. Nitekim Peygamber olduğu halde Hz. Eyyûb (a.s) da başına gelen onca musibete karşı sadece sabretmiş, asla isyan etmemiş hiçbir zaman ağzından kötü bir söz çıkmamıştır.

İnşirah suresini okuyan kişi sıkıntı ve musibetlerden kurtuluşun bir doktor reçetesi ötesinde olduğunu belirtmek isterim.

Bu surede geçen "inşirah-ı sadr, göğsün açılması ve rahatlatılması, ızdırap ve sıkıntılardan kurtulması bir sabır neticesindedir" diye ifade edilmekte ve hayatta karşılaşılan zorluklardan sonra mutlaka bir kolaylık olduğu beyan buyurulmaktadır. Suredeki zorluk kelimesi iki kolaylık arasında görülmektedir. Bunun için de:

"Dünya hayatında bir ızdırap ve sıkıntı ile karşılaşırsan, Elem Neşrah suresini düşün, Orada zorluk iki kolaylık arasında yer almaktadır, Bunu düşünürken, sevin…" şeklinde Arapça bir beyit ile bu sözleri ifade etmeye çalışan şairler konuya değinmek için şiir bile yazmışlar.

İnşirah suresi, musibete karşı sabreden mûminlere zorluklardan sonra mutlaka ferahlık ve kolaylık olduğunu müjdelemektedir.

Yine et-Talak suresi 2, 3 ve 7. Ayetlerinde : "Allah zorluktan sonra bir kolaylık yaratır" şeklindeki ilahi mesajı ile ayrıca "Kim Allah'tan korkar ve ona gereği gibi itaat ederse, Allah ona mutlaka bir çıkış yolu ihsan eder, ızdıraplarından kurtulacağı yollar gösterir, düştüğü sıkıntı ve darlıklardan kurtarıp gördüğü zulümlerden dolayı içinde bulunduğu ızdıraplardan kurtarır," mesajı da önemli bir müjdedir.

Sıkıntı anlarında Ehl-i Beyt hadislerine ve Kur'ân-î Kerim'e iman gözü ile yaklaşıp, Allah'a tevekkül edenler için Allah yeter. İnsanın başına musibetler gelip çattığı zaman Allah'ı hatırlayıp, musibetlerden kurtulunca Allah'ı (c.c) anmayı sakın untma!

 "Başlarına bir musibet gelip de biz her şeyimizle Allah'a aidiz, onun emrinde ve itaatindeyiz, sonunda da O'na döneceğiz, deyip sabredenlere müjdeler vermiştir. İşte Allah bu gibi kimselere rahmetiyle muamele edip günahlarını bağışlar onlara güzel nimetler verir ve hidayete erdirir," (Bakara, 2/156).

 "Allah bize yeter O ne güzel bir vekildir" diyerek bu ayetin emrettiği şeye uyan kişi ne düşmanlığa ne de kine  aldırış etmediğini ifade eder, böyle bir musibet karşısında mûmin bir kitlenin takınması gereken tavrı takınır ve zorlukları aşar ki bu zaten mûminin görevidir. Onlar Böylesi anlarda : "Size söylediklerimi yakında hatırlayıp anlayacaksınız. Ben durumumu Allah’a havale ediyorum; kuşkusuz Allah kullarını çok iyi görmektedir…" (Mûmin, 40/44-45) der ve bu ayetler gereğince, salih amel işleme gayreti gösteren mûminler her hallerinde yalnız ve yalnız Allah'a sığınırlar.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI