Zülfikar - BARIŞ SANIGÖK

6 Mart 2021 Cumartesi 00:10

İmam Ali’nin kullandığı ve ismini herkesin bildiği Zülfikar’ı şimdi nerededir?

Zûlfikar, Allah Rasulü’nün Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin kılıcının adıdır. (Mecmeu’l-Bahreyn, c. 3, s. 443, İntişarat-ı Murtezevi, Tahran, 1353.)

Bu kılıcın bununla adlandırılması hakkında şöyle bir hadis var: “Kılıcın arkasında insanın belkemiği gibi kısa ve uzun çıkıntılar bulunmaktaydı.” Not: görünüşte resmen Besmeleyi benziyor idi. (Şeyh Saduk, İlelü’ş-Şerayi’, c. 1, s. 160, Mektebetü’d-Daveri, Kum.)

Zülfikar’ın olayı İslâm’ın ilk yıllarındaki savaşlardan birinden kaynaklanmaktadır. Uhud savaşı İslâm’ın ilk dönemindeki en zor savaşlardan biridir. Bu tehlikeli savaşta herkesten daha çok fedakârlık yapan ve düşman tarafından Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimize yapılan, ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar, ne kadar güçlü olurlarsa da dahi her saldırıyı püskürten ve her türlü şerlerden koruyan İmam Ali b. Ebi Talib idi. Ali (a.s) büyük bir kahramanlık göstererek savaşıyorken, gökten melekler tarafından indirilen bu kılıcı Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz Zülfikar adlı kılıcını İmam Ali’ye (a.s) verdi. Sonra Hz. Muhammed (s.a.â) bir yerde siper aldı ve İmam Ali (a.s) onu savunmaya devam etti. Böylece bazı tarihçilerin naklettiği üzere kendisinin baş, yüz ve bedenine atmıştan fazla darbe geldi. Başka bir hadiste ise bin bir darbe aldığı bahsedilmektedir. Bu esnada vahiy elçisi Peygamber’e “Ey Muhammed (s.a.â) yardımlaşmanın manası işte budur” diye buyurdu. Hz. Muhammed (s.a.â) ise şöyle buyurdu: “Ali (a.s) benden ve ben Ali’denim.” Cebrail (a.s) da; “Ben de her ikinizdenim.” dedi. (Mekarim Şirazî, Nâsır, Tefsir-i Numûne, c. 3, s. 75, Daru’l-Kutubi’l-İslamiyye, Tahran, 1374.)

Anlaşıldığı kadarıyla Zülfikar, Peygamber’den diğer İmamlara sırasıyla miras kalan özel, ilahi bir hediyedir.

Eğer böyleyse, bugün bu bereketli kılıç zamanın İmamı’nın (a.f) elindedir. Bazı rivayetlerden böyle anlaşılmaktadır. İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Peygamber’in dünyasını değiştirmesi vakti geldiğinde kendisi ilim ve silahını Ali’ye verdi.”

Bir başka hadiste şöyle buyurmaktadır:

“Benim yanımda Allah Rasulü’nün (s.a.â) yüzük, zırh, kılıç ve bayrağı bulunmaktadır.” (Allâme Meclisî, Biharu’l-Envar, c. 26, s. 208, Müessesetu’l-Vefa, Beyrut, 1404.)

İmam Rıza (a.s) Zülfikar hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Zülfikar şimdi benim yanımdadır.” (Muhaddis Nurî, Müstedreku’l-Vesail, c. 3, s. 309, Müessese-ilu’l-Beyt, Kum, 1408.)

Bir başka rivayette İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir:

“(Mehdi) güneşin gözünden yeryüzüne zahir olduğunda kılıcı, Peygamber’in kılıcı olan Zülfikar’dır.” (Şeyh Tusî, el-Gaybe, c. 307, h. 2.)

Rivayetlerden istifade edildiği üzere, Zülfikar Peygamber’den diğer İmamlara sırasıyla miras kalan özel ilahi bir kuvvettir, o sıradan bir kılıç değildir ve bugün bu bereketli kılıç, kimsenin elinde ya da yanında değildir. Aksine zamanın İmam’ının (a.f) elindedir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI