Bir Dünya Yaratmak - CAN UĞURATEŞ

23 Eylül 2021 Perşembe 01:35

Hemen her insanın hayallerini süsleyen farklı bir Dünya varken, birçok birey, olayı henüz anlayamamış olmanın farkındalığından uzak, tekil düşünce yapısına bürünür. Hani o “ben” var ya, işte o, her durumda insanı yanıltır. Şair, “Bir dünya yarattım, yalnız ikimiz için” derken, kastettiği, yaratılan dünya içinde, seçilmiş iki kişiye verilen rolleri kapsarken, kesinlikle, sadece iki bireyin kullanımına sunulmuş bir Dünya değildir. İnsan sosyal bir varlıktır ve toplum yapısı gerçeği vardır.

Hayal kurmak güzel ve gerçek olan şey, insanın, hayalleri olduğu müddetçe yaşayabileceğiyken, toplumsal yapıyı tamamen dışarıda bırakmak her durumda hatalıdır. Realitede fiziksel olarak aynı, tek bir Dünyada, insan nüfusu kadar farklı Dünya algısı yaşanır. Bu durum, görünüm itibarıyla oldukça ilginçken, aynı zamanda, muhteşem derecede de ilgi çekicidir.

Düşünebiliyor musunuz? Aynı sahnede, aynı oyuncularla, birbirinden çok farklı, milyarlarca senaryo sahneye konmuş ve uygun yöneltilerek üstlenilmiş rollerin, oyuncuların muhteşem yorumlarıyla gerçekleşen gösterisiyle hayata geçiriliyor. Sahne aynı, oyuncular aynı ama senaryoların tamamı farklı. Üstelik görece, zaman da aynı gibi.

Birbirini hiç tanımayan insanların yaşam süreçleri, mutlaka, bir gün bir yerde kesişerek, birbirini bir şekilde etkiliyor. Etkileşim dereceleri farklı olsa da değişime etkisi önemli bir gerçek. Yani oyuncu, diğerleriyle aynı sahnede, farklı oyunda olmasının farkında olmadan yorumunu yaparken, bir yandan da diğer senaryonun içinde, kendine düşen rolü icra etmiş oluyor. Bir hayat yorumcusu, başkaları tarafından yorumlanarak icra edilen, hiç bilmediği, oldukça farklı bir senaryoyla sahnelenen oyuna ya da oyunlara farkında olmaksızın girip çıkabiliyor.

Sahne aynı, oyuncular aynı ama senaryolar farklı iken, kurulması gereken yaşamsal dengeye nasıl bir açıklık getirilebilir? Püf noktası, gerçekte, ortada tek bir senaryonun var olması. Bu senaryonun konusu da her ne olursa olsun evrenin devamlılığı.

Evet aynı sahne, aynı oyuncular ve yaşamsal görece farklı senaryolar icra ediliyor olsa da birbirine doğrudan etki eden muhteşem bir mekanizmanın varlığını kabul etmek gerekiyor. Üstelik oynanan tüm senaryolarda, bir kavramın daha ağırlığı ortaya çıkıyor: Güç haktır. Çünkü evrensel yaşam döngüsünde önemli bir gerçek daha var. Her durumda sadece güçlü olan ayakta kalıyor ya da varlığını sürdürebiliyor. Oyunun devamında var olmak için, güçlü olmak gerekiyor.

Tüm bu kaotik yapının içinde, öne çıkan en önemli güç ise sadece ve sadece aklın etkin kullanımı. Yani, aklını aktif ve rasyonel kullanan kazanırken, diğerleri bir şekilde kaybediyor.

O halde ortaya bir gerçek daha çıkıyor. Bireyin yaşam sürecini etkin sürdürebilmesi için, kurduğu hayallerden kurguladığı, geleceğine yönelik yaşam sürecinde, her durumda rasyonalitesini geliştirmesi gerekiyor. Bunun da bir tek yolu var. Bilimsel temelli eğitim.

Bu durumda görünen o ki bireysel bazda, istenilen standartta bir Dünya yaratmak için, istemek kadar, toplumsal yapıyla bütünleşerek, bilimsel temelli rasyonel bir düşünce yapısıyla davranışlara yön vermek, yani, yolunu, yöntemini bilmek gerekiyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI