Diplomasi, Diplomatlar ve Monşer Kavramı - CAN UĞURATEŞ

Diplomasi, Diplomatlar ve Monşer Kavramı - CAN UĞURATEŞ

17.12.2019 00:18 | Güncelleme Tarihi: 17.12.2019 00:18

Dünya siyasi tarihi, bireylerin birlikteliğiyle gelişen zorunlu ilişkilerle başlar. Toplumlaşmayla gelen gruplara ayrışım, etnik veya inanca dayalı oluşumlarla, gruplar, topluluklar arası ilişkilerin düzene sokulma ihtiyacıyla da diplomasinin gerekliliği ortaya çıkar. Diplomasi, ülkeler arası ilişkilerde ortaya çıkan-çıkabilecek olan sorunların, barışçıl yöntemlerle ve müzakerelerle çözümlenmesi sürecini tanımlar. Diplomasiyi yürüten devlet görevlilerine de diplomat adı verilir.

Diplomatlar, dış siyasette uzmanlaşmış ve derinlikte siyasi birikime ulaşmış devlet görevlileridir. Özellikle, daimi yurtdışı görevde bulunan diplomatların, hem ülkelerinin yüzyıllara dayalı dış siyasetini hem görevli olarak bulundukları ülkenin uluslararası siyasette davranış şekillerini hem de Dünya siyasetinde yerleşmiş kavramlar, uluslararası hukuk ve diplomatik inisiyatif sınırlarını çok iyi bilmeleri gerekir. Ayrıca ülkelerini her boyutta iyi seviyede, görev yaptıkları ülkeleri ise en azından yeterli seviyede tanımaları gerekir.

Diplomasi, Fransızca kökenli bir kelimedir ve TDK Sözlükte: Uluslararası ilişkileri düzenleyen anlaşmalar bütünü; yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı; güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik olarak tanımlanır.

Günümüz diplomasisi, Avrupa’yı kasıp kavuran ve çok uzun sürelerle devam eden savaşların ardından, genelde birbirleriyle akraba olan hanedanların üstünlük mücadelesinde, ilişkilerin mümkün olduğunca barışçıl çözümünün tasarımından gelir. Ancak tabii ki diplomasinin başarıya ulaşabilmesi için caydırıcı bir gücün varlığı ve taraflardan en az birinin, kendi çıkarlarının az da olsa bir kısmından feragatini gerektirir. Yani her ne kadar diplomatik jargonda kazan-kazan diye bir prensip olsa da detaylarda, bir tarafın daha karlı olduğu görülür. Dikkat çekici konu, kazanım elde eden, her zaman caydırıcı gücü elinde bulunduran taraf olmayabilir. Bunu başarmanın yolu da bilgili, tecrübeli diplomatların sahada etkin kullanımıdır.

Diplomasinin kendine özgü dili vardır. Bu dil üç farklı kavramla açıklanabilir: Diplomasiye özgü diplomatik terimler (Jargon); diplomatların kullandığı üslup; diplomatların birbirleriyle konuşurken veya ilgili yazışmaları yaparken kullandıkları dil (lisan).

Diplomasi dili olarak tarihsel süreçte sırasıyla Yunanca, Çince, Latince, Arapça, İspanyolca, Fransızca kullanılmış ve günümüzde uluslararası dil olarak kullanılan İngilizce de bu dillere katılmıştır. Ancak diplomaside kavramsal olarak kullanılan dil genelde Latince olsa da Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi çalışma dili İngilizce ve Fransızca olarak kabul edilmiştir.    

Diplomatlar, diplomasi dili olarak İngilizce ve Fransızca seçilmiş, kabul edilmiş olsa da diplomatik jargonda, kavramsal ağırlıklı olarak Latince ve bir döneme damga vurmuş olan Fransızcayı kullanır.

Monşer [Mon Chere (erkek), Ma Chere (kadın)] Fransızca bir kelimedir. “Canım, Dostum ya da Azizim” anlamına gelir ve bir yakınlık ifadesidir. Yani monşer kavramı kesinlikle bir meslek grubunu tanımlamazken, bir meslek grubunun kullandığı literatürde yakınlaşma, samimiyet ifadesi olarak yerini alır.

Monşer, TDK Sözlükte: Azizim, dostum anlamında bir seslenme sözü; davranışlarında Batı özentisi içinde bulunan olarak anlamını bulur.

Yapılan göreve uygun davranış sergilemek, yapılan işin başarıyla yerine getirilmesinde ilk şartlardandır. Ortamda bulunan diğerlerinin ilgiliyi kabulü için, ilgilinin, yapılan işin niteliğine ve yapanların yetkinliğine, bilgisine, görgüsüne en azından çok yakın seviyede olması ve aynı davranışları kendine düstur edinmesi gerekir ki farklı ve yetersiz olarak algılanmasın. Bu durumda da diplomatların, içinde bulundukları ortama uygun davranışları benimsemesi esastır. Özellikle beyinsel anlamda bulunduğu ortamın farkında olmalıdır. Diplomatın, karşısındaki gibi düşünme, onun nasıl bir düşünce yapısı içinde olduğunu bilme zorunluluğu vardır ki rakip veya müttefik olarak, ülkesinin çıkarlarına uygun değişken kabulünde, onun imkân ve kabiliyetlerini değerlendirerek, yapılabilecek her karşı hamlede ön alabilsin. Yani diplomat, bulunduğu ortamdakiler gibi bir yaşam ve düşünce tarzını benimseyerek, ülkesinin çıkarlarını en iyi gözetecek konumda bulunmak zorundadır.

Diplomatlara monşer hitabıyla yaklaşmanın beyinlerde iki farklı algı yarattığı görülür. Bunlardan ilki yakınlık, ikincisi ise alay içeren algıdır. Ancak diplomatlar dışında ve diplomatları tanımlamak için bu tabir kullanıldığında, bir meslek grubu için Batı özentisi içinde bulunulduğu algısı yaratılarak, Devlet görevlisine eleştirel yaklaşım öne çıkarılır.

Ancak ülkelerin, küreselleşen çıkarlarında diplomatların yeri hayati önemdedir. Devletin devamlılığında, siyasetçilerin dönemsel politik davranışlarının uluslararası ilişkilere yansımasında bilgili, görgülü, deneyimli diplomatların yeri kritik seviyededir. Diplomatların bilgileri, görgüleri, kültürleri ve tecrübeleriyle yapabileceği ön hamleler, bir ülkeyi, silahlı kuvvetlerini devreye sokmadan, yumuşak güç (soft power) ile çok önemli siyasi hedef kazanımlarına yönlendirebilir. Özellikle günümüz gelişmelerinde silahlı güçten çok daha fazla önem kazanan diplomasi, caydırıcı gücün desteğinde ve yetenekli diplomatlarla, ülkeyi, bölgesel ve devamında küresel güç haline getirebilir ve Dünya siyasi tarihi, bunun çarpıcı örnekleriyle doludur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI