Doğruları Ararken - CAN UĞURATEŞ

11 Ağustos 2020 Salı 08:58

En büyük ideallerdendir doğrulara ulaşmak, doğrularla kurulu bir toplumsal yapıda var olmak. Hep doğrulardan yola çıkmaktır arzu edilen ama lanse edilen ya da eldeki bilgilerle ulaşılabilen doğru mudur tartışılır her daim. Çünkü fikirsel farklılıklarda doğruların değiştiği gözlemlenir, kimi zaman inançlar kimi zaman ideolojiler bağlamında. İnançların, ideolojilerin doktrinsel yapı taşlarıdır değişime neden olan. Doğru kabul edilenin farklı kesimler tarafından farklı algılanması şaşırtıcı olsa da gerçekte doğru tekdir. Doğruya giden yollar farklı olabilir. Önemli olan doğrular aranırken, doğrulara ulaşılmaya çalışılırken, başkalarının fikirlerine, kişiliklerine saygıdır. Toplum arasında idealde olması arzu edilen fikirsel denge, bilinçlendirme ile sağlanır. Bilinçlendirme, bilimsel temelli, etkin planlı, tavizsiz uygulamalı bir süreç gerektirir.

Bilinçlendirme sürecinde, üzerinde durulması gereken önemli bir konu da herkesin her şeyi bilemeyeceği, bilmek zorunda da olmadığıdır. Ancak herkesin, ilgi alanına giren ya da dikkatini çeken bir konuda bilgiye ulaşma özgürlüğü olmalı ve kesinlikle kısıtlanmamalıdır. Bireysel seviyede önemli olan, bildiğini ya da bilmediğini bilebilmek, idrak edebilmektir. En güzel ve makbul insan da kendini, haddini ve edebini bilendir.

Bir konu hakkında konuşabilmek, değerlendirme yapabilmek için, en az yeterli seviyede bilgi ve birikim gerekir. Aksi halde, doğrulara ulaşabilmek mümkün değildir ve konu hakkında yapılan, yapılmaya çalışılan tüm tartışmalar, hezeyandan öte anlam içermez. Doğru olarak lanse edilenler arasından gerçek doğruya ise ancak bilimsel temeli eğitimin etkinliğiyle ulaşılabilir.

Beyinler her daim özgür bırakılmalı, bilgiye erişimde fırsat eşitliği ve özgürlük sağlanmalı, düşünen beyinlerin ürettiği fikirler dikkate alınmalı ve fikirlerin gelişimi için de destek sağlanmalıdır. Bunu başarmanın yolu da doğruya ulaşımda, felsefi görüş açısının kavranmasıdır. Yani insanlar fikirsel boyutta, gerekirse çok sert ancak kırıcı değil, yön/yol gösterici, sağlam temellendirilmiş, yapıcı eleştirel tartışmalar yapabilecek seviyede felsefeyle tanıştırılmalıdır. Bu tanışma da bireylerin küçük yaşlarından itibaren başlatılmalıdır.

Felsefi düşünsel yeteneğe giderek daha çok yaklaşan birey, bir süre sonra, bu yönde perspektifte fikir üretmeyi prensip haline getireceğinden, bireysel hezeyanlar da giderek azalacak ve gelişim süresince yok olmaya mahkûm olacaktır.

Her konuda ulaşılabilecek tek bir doğru olmasından hareketle, düşünsel yapıda felsefi perspektifte bir eleştirel seviyeye ulaşmış olan beyin, her aşamada sorgulamaya, sorguladıkça araştırmaya, araştırdıkça okumaya ve gerçek doğrulara ulaşmaya başlayacak ve metafizik kavramlara da eleştirel yaklaşımla, her yönden bireysel özgürlüğüne de ulaşıp, daha mesut ve huzurlu bir yaşamla buluşacaktır.

Bu anlatımla, bireysel bazda ve her açıdan özgür düşünce yapısında olan, özellikle de düşünce özgürlüğüne ulaşmış bireyler, doğru olanları görmeye başlayacağından, dogmalardan, dogmalarla beslenerek saptırılmış geleneklerden, doğal olarak da biat kültürünün etkisinden çıkarak hayatına yön verecektir.

Bunun anlamı da özgür düşünsel yapıda beyinlerden oluşan toplumsal birlikteliklerin, yapacakları anlamlı, sağlam, bilimsel temelli tartışmalarla, gerçek doğruları dogmalardan, lanse edilenlerden, saptırılmışlardan kolaylıkla ayırt ederek, hemen her konuda atinin yüksek medeniyet ufkunda yerini almakta zorlanmayacağıdır.

Doğrulara ulaşmak için tavizsiz, meleke haline getirilmiş, disiplinli bir çalışma ve bilimsel, sağlam temelli, yapıcı eleştirel tartışmalar, fikirsel özgürlüğün tesis edildiği ortamlarda, hezeyanlardan uzak, yeterli bilgi ve birikime sahip beyinler tarafından mutlaka yapılacaktır ve yapılmalıdır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI